Anasayfa Anasayfa

Sayfa 21 / 24« İlk...«1920212223»...Son »

paris, hilton


Zelin Artuğ

Uçak Paris semalarında… Takım elbiseli, sarışın, genç adam, yuvarlak uçak penceresinden bakıyor. Hiçbir şey göremiyor. Bembeyaz bulutlar var uçağın altında. Uçak, sanki pamuk yığınlarının üzerinde süzülüyor. Birazdan bir anons gelecek. Yolcular kemerlerini bağlayacaklar. Uçağın Orly’ye inmesi biraz daha sonra.. Hilton’daki toplantıya geç kalması söz konusu değil yine de.. Hava limanından alacaklar onu. Yazının tamamını okuyun »

hiç uykum yok, bir masal daha!


Zelin Artuğ

SÜTÜMÜN HEPSİNİ İÇTİM, BİTİRDİM… Yazının tamamını okuyun »

bu kapının arkasında inek mi var ?


Zelin Artuğ

Babam eve renkli, resimli bir kitap getirdi. İnek arkadaşlarım, kedi, köpek, tavuk arkadaşlarım, ördek ve civciv arkadaşlarım var kitapta.  Bu kitabın sayfalarını çevirmeye bayılıyorum. En çok sevdiğim de Aynalı inek. Ona Aynalı inek adını annem taktı. Çocukken annesiyle babası onu akraba ziyaretine götürmüşler. Yakınlarda bir orman varmış. Ormanda gezmeye çıkmışlar annemi de alıp. Bir kulübe görmüş annem. İçeriden “moo..” diye bir ses gelmiş. Sonra kulübenin penceresinden sevimli bir inek uzatmış başını. “Aaa bak, ne güzel inek! Başında da beyaz tüyleri var..” demişler. “Sakar inek..” demiş babası.

Tam o sırada, kucağında bir demet otla ineğin sahibesi gelmiş. Başında yaşmağı, ayağında şalvarıyla bir köylü kadın.. “Hoş geldiniz, Aynalı’yı görmeye mi geldiniz?” diye sormuş. İşte o zaman öğrenmişler ineğin adının “Aynalı” olduğunu. Yazının tamamını okuyun »

bebek


Zelin Artuğ

Benim adım Bebek. Bir bebek için en güzel adın bu olduğunu düşünüyorum. İyi ki adımı Bebek koymuşlar.

Bugün beni yıkadılar küvetimde. Biliyorsunuz, bebekler için plastik küvetler satılıyor artık.! Su sıçrattım, çığlık attım yıkanırken. Çok eğlendim. Bir ara kafama biraz sıcak su döktüler galiba. Kabak kafam yandı biraz. Ağladım. Ben ağlayınca annem dayanamadı, beni tombiş yanaklarımdan öptü. Suyu biraz daha ılıştırdı. Bu sefer de çok mu soğudu su ne, ürperdim. Ürperince bacaklarımı gerip, ellerimle denge sağlamaya çalışırım. Ne yapayım, küçücük bir dengesizlikte yerlere yuvarlanırım. Çoğunlukla da kabak kafam bir yerlere çarpar.

Yazının tamamını okuyun »

masal evi


Zelin Artuğ

 

İnsanlar pek severler böyle tabloları. Topluluğa açık yerlerde, özellikle de restoran ve kafelerde, ya da büyük yapı marketlerin yağlıboya tablo satılan bölümlerde bu türden tablolara sıkça rastlarız.

Ben, başımı çevirip pek bakmam bu tablolara. Ne bakacağım?… Al birini vur ötekine. Hepsi de birbirinin aynı neredeyse. Pamuk Prenses ve yedi cücelerin evi! Uzaklarda çamlıbeller, şırıl da şırıl akan bir derecik ve romantik bir ortaçağ köprüsü. Yazının tamamını okuyun »

iblis, beklediğimden erken geldi


Zelin Artuğ

Uzun kış gecelerinde İblis‘le saatlerce karşı karşıya oturdum. Sivri dişleri ve boynuzlarıyla, cehennem alevine benzer sakalıyla, yılan yuvasına benzeyen kıvrımlı suratındaki iki küçük delikten oluşan gözleriyle bana bakıp duruyordu monitörden. Farklı bir dilden konuşuyordu, yanındaki yöresindeki kişilerle. Bazen de bir anda görünmez oluyor, monitörü kendisi gibi başkaca karanlık yüzlere bırakıyordu. Başkan Dush Cold gibi…Hepsi de farklı bir dilden konuşuyorlardı, ama konuşulanları çok iyi anlıyor, masa üstündeki bir word dosyasına kendi anadilimde kaydediyordum.

Yazının tamamını okuyun »

atını hiç durmamanın ağacına bağlamak


Zelin Artuğ

“Atımı, hiç durmamanın ağacına bağladım.” diyordu Kemal Özer, bir şiirinde. O, şiirlerini severek okuduğum şairlerden biridir. Bir ağaç var. Çam gibi, ladin, köknar, söğüt, ardıç gibi bir ağaç. Ama bu ağacın adı “hiç durmamanın ağacı”. At, hiç durmamanın ağacına bağlanırsa ne olur? Hidalgo’yu böyle bir ağaca bağlasam ne yapar acaba? Ağacı kökünden söküp bozkırlarda koşmaya mı devam eder ? Yoksa dolapçı beygirleri gibi ağacın çevresinde mi dolanıp durur ? Bu ikinci olasılığı hiç sevmedim. Tehlikeli bir durum gibi görünüyor. Dizginlerine dolanır, başı döner, belki de boğazına dolanan dizginler boğulmasına neden olur. Hidalgo, böyle bir risk almaz. Söker o ağacı kökünden. Hidalgo önde, ağaç arkada bozkırların yolunu tutarlar. Yazının tamamını okuyun »

laik, antilaik farkı


Zelin Artuğ

“Konya’nın Balcılar beldesinde dini içerikli eğitim veren kız öğrenci yurdu tüp patlaması sonucu çöktü. Çökmenin etkisiyle bina yerle bir olurken ilk belirlemede yaşları 12 ile 16 arasında değişen 50′den fazla öğrenci enkaz altında kaldı. Kurtarma çalışmalarının devam ettiği binadan 15 öğrencinin cesedi çıkartıldı. Enkaz altında hâlâ yaralılar var.”

Geçtiğimiz haftanın sinir bozucu haberlerinden biri de buydu. Bu ülkede sinirlerimiz bozulmadan bir gün geçiremeyecek miyiz ? Ölen çocuklara mı yanalım ? Cahil halkın din duygularını sömürüp, hiçbir üretim yapmadan, dayanaksız, kanunsuz, işlerine geldiği gibi davranıp kendilerine tatlı kazanç kapıları açan ve bu işi ülke genelinde tehlikeli boyutlara ulaştıran fırsatçılara mı kızalım ? Yoksa oy avcısı siyasetçilerin böyle cinayetlere göz yummalarına mı kahrolalım?

Yazının tamamını okuyun »

belalarını halkımızdan bulsunlar


Zelin Artuğ

Yaşadığım yerde bir talandır gidiyor. Görüntü kirliliği yaratıyor diye gecekonduları yerle bir eden zihniyet, bilmem kaç katlı yapıları birbiri ardına dikerek denizin mavisini kapattığı gibi, gökyüzünün mavisini de kapatıyor. Bu çok katlı yapıların bazı dubleks son katlarını satın alan kimileri, denizin mavisi gibi gökyüzünün mavisini de özel mülkiyetlerine katmış oluyorlar. Deniz manzaralı dairelerden sonra  şimdi de gökyüzü manzaralı daireler prim yapacak artık. Emlak ilanlarında “deniz gören”, “gökyüzü gören” ya da her ikisini birden gören daire ilanlarına rastlarsak şaşmayalım.

Yazının tamamını okuyun »

fantazmagori eğilimlileri


Zelin Artuğ

Nereden geldi bu “fantazmagori” sözcüğünü kullanmak aklıma, anlatayım.
Anlamı şu: Karanlık bir mekanda göz yanıltma yoluyla görüntüler gösterme sanatı, görüntü oyunu.

Blogları dolaşıp, rasgele okuyordum. Eski eğitimcilerdenim ya, “Eğitim” kategorisindeki bir yazı dikkatimi çekti. “Fantezist Öğretmenler”. Türkçe’de hiç duymamıştım böyle bir önad. Bu Fransızca sözcüğün anlamları bir hayli kalabalık. Üşenmeyip bakalım: Keyfince iş yapan, canının istediği gibi davranan, kaprisli, üçkağıtçı, uyduruk, uydurma, gece kulüplerinde şarkılar söyleyen, taklitler yapan kişi…vb.

Yazıyı okuduktan sonra , bu yazının üzerine bir yazı yazmak boynumun borcu oldu, bir eğitimci olarak, şu ölümlü dünyada. Ama önce bir başlık gerekiyordu yazacağım yazıya. “Fantezist” sözcüğüne karşı “fantazmagori” ; konu eğitimle ilgili olduğu için, “eğitim” sözcüğüne karşı da “eğilim” sözcüğünü kullanmayı uygun buldum. Yazının tamamını okuyun »