Anasayfa Anasayfa

Sayfa 2 / 4«1234»

‘ebrulî’ Kategorisi için Arşiv

Ağıt


Gökhan Öztürk

 

şair olmak istedi

şair ceketli çocuk oldu
masallarla büyüdü
ninesinden dinlediği.
masalla büyüyen
başkaları gibi
hayatın da “başka”
olduğunu
çok sonra öğrenecekti…

Yazının tamamını okuyun »

Nice evrensel bayramlara ve tatillere!


Zelin Artuğ

 

vedat-gunyol2Yıl 1988. Çeşitli edebiyat dergilerine aboneyim. Postadan dergilerimi aldığımda bambaşka bir dünyanın kapıları açılıyor; yazın  dünyasının birbirinden renkli, birbirinden güzel sokaklarında uzun yürüyüşlere çıkıyorum. Bu gezilerde sık sık bir güzel insana, damarlarından insan sevgisi akan bir ihtiyar delikanlıya, Vedat Günyol hocama rastlıyorum. Okudukça öyle yakınımdan geçiyor ki, iki adım daha atsam yetişeceğim sanki. Ona ulaşmak hiç de zor değil. Büyüklüğü de buradan geliyor zaten. O, tam bir halk adamı, halkın aydını.

Bir gün adresini gördüm bir dergide. Bayram tebriği yazıyordum eşe dosta. Bir kart da ona yolladım. Kartların en güzelini seçip yollamıştım. Bugün gerçekten de anımsamıyorum kartın üzerinde ne olduğunu. Nasıl hatırlarım? Karşılığında öyle bir kart geldi ki Vedat hocadan, dünyada kimse güzel kartpostal yaptığını iddia etmesin. Günlerce elimden düşürmedim bu ‘anlamlı sanat eseri’ni. Sonunda söylemek istediklerimi küçük bir kağıda not edip yolladım kendisine. Bir anlamda teşekkür etmek istedim.

 

Yazının tamamını okuyun »

Bayram…


Zelin Artuğ

 

regardeiciky3

 

 

 

 

 

Benim adım Bayram. Acaba Zelin ne dedi benim hakkımda? Bi bakayım!.. Merak işte!

 

Yazının tamamını okuyun »

Düşün alkışlamadan önce!


Zelin Artuğ

Sevgideğer Kemal Özer… “Çocukluk ozanların anayurdudur.” diyordun…peki ya ölüm nedir ozanlar için? Oldum olası, hiç yakıştıramadım ölümü ozanlara… Hele sana hiç mi hiç yakıştıramadım. Bu dünyanın alçaklıklarına…pala gibi savurduğun dizeleri toprağın bağrına saplayıp gitmek var mıydı böyle vakitsizce? Uğurlar olsun ağabey… Uğurlar olsun usta!…Işıklar içinde ol.

Gözümden bir inci tanesi yuvarlandı kitabının üzerine..Çocuklar için yazdığın (sevgideğer eşinin de İngilizce’ye çevirdiği) “Trenler ne güzeldir” kitabının dördüncü sayfasına düştü inci tanesi, gitti.. şu satırların üzerinde durdu:

Yazının tamamını okuyun »

Bukalemun okulu


Zelin Artuğ

Amadou Hampaté Bâ. Mali’li bir yazar. Bir etnolog.* 1900 ya da 1901’de Mali’nin Bandiagara kentinde doğmuş ve 1991’de Abidjan’da (Fildişi Sahili) ölmüş.

Amadou Hampaté Bâ’nın şu sözünü çok sevdim: “Bir şeyi bilmediğini biliyorsan, mutlaka öğreneceksin, demektir; ama bilmediğini bilmiyorsan, asla öğrenemeyeceksin.” Yine aynı Amadou’nun şu sözü de oldukça düşündürdü beni: “ Afrika’da, yaşlı birinin ölmesi, bir kütüphanenin yanması demektir.”

Yaşlıları dinlemek gerek. Bir köşeye atılıp suskunluğuna terk edilmiş yaşlılar, kütüphane raflarında tozlanmaya bırakılmış kitaplara benzerler. Bu sonuncuyu da ben söyledim. Yaşlanıyorum ya, şimdiden önlem alıyorum.

Yazının tamamını okuyun »

Kekik kokulu çayırlar


Zelin Artuğ

Islak çimenler üzerinde çıplak ayaklarla yürüdün mü hiç?

Yağmur yağmış. Sabahın ilk ışıklarıyla, ışık bilyeleri yuvarlanıyor,  geceden yıkanmış yaprakların üstünde. Yaprağın ucunda bir damla, kararsız beklemekte. Orada öylece kalıp sabah güneşinin tadını mı çıkarsın, yoksa yavaşça çimenlere yuvarlanıp, oradan da toprağa mı ulaşsın?

Yazının tamamını okuyun »

pour cher ami moha souag


Zelin Artuğ

 

On leur demande un jour

des comptes des jours de 1er Mai…

de 6 Mai…

Le monde est expérience des travailleurs…

et l’audition de la violence est leur observation…

Ils interrogent

avec leurs forces de production!..

Demander des comtes, est leur finesse…

Ils demandent un jours, des comptes…

 

moha-2

,

 

errachidia_org_photo4

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: http://www.errachidia.org

 MOHA SOUAG Faslı yazar. 1949 yılında, Fas’ın güneydoğusunda, Imteghren bölgesinde, Boudnib yakınlarındaki Taous köyünde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Errachidia’da tamamladıktan sonra 1970’te hukuk öğrenimi için Rabat’a gitti. Art arda yapılan grevler ve öğrenim burslarının kesilmesi yüzünden hukuk öğrenimini yarıda bırakıp pedagoji eğitimi aldı. Öğrenimini tamamladıktan sonra, Goulmima’da Fransızca Öğretmeni olarak göreve başladı. Aynı yıl “Lamalif” adındaki aylık edebiyat dergisinde ilk öyküsü yayımlandı.Yazarlık dışında birkaç kısa metrajlı filmin yapımcılığını da üstlenen Moha Souag, 1986’da Tétouan’da yapılan sinema festivalinde görüntü ödülü aldı.Casablanca’daki çeşitli yayınevlerinde birçok öykü kitabının yayınlanmasından sonra 1991’de RFI (Uluslararası Fransız Radyosu) tarafından verilen “Fransız dilinde yazılan en iyi öykü ödülü”nü ve 1998’de ise Atlas Öykü ödülünü aldı.Yazar, çalışmalarını Errachidia’da sürdürmektedir. İşte yapıtlarından bazıları : L’année de la chienne – 1979 [öykü], Des espoirs à vivre -1983 [şiir], Les années U – 1989 [roman], Thé Amer [ACI ÇAY] - 1997 [roman], Iblis [İBLİS]- 2000 [masal], Les joueurs – 2000 [öykü], Le grand départ – 2001 [öykü], La femme du soldat – 2003 [roman]

(29 Mayıs 1999)

[Moha Souag, Prag radyosunda Omar Mounir ile yaptığı bir edebiyat söyleşisinde Çek kültürünün, Kuzey Afrika ülkeleri üzerindeki etkisinden söz ediyor; Kafka'nın ve "Aslan Asker Şvayk" ın (Jaroslav Hasek ) Fas Edebiyatına kadar ulaştığını vb. anlatıyor.]

 Moha SOUAG, radio Prague 

Cher Moha SOUAG,

Je sais que tu aimes bien écouter Ruhi SU… Il est très cher pour nous aussi…pour moi et pour mes “sevgideğer(s)” camarades. Donc, j’ai arrangé une page à son nom et puisque tu te sens très proche à notre culture et que tu aimes bien notre grand valeur artistique, je te dédicace cette page. Amicalement…

Zelin Artuğ

Sevgili Moha SOUAG,

Ruhi SU’yu dinlemeyi çok sevdiğini biliyorum… O, bizim için de çok değerli… benim ve “sevgideğer” yol arkadaşlarım için. Onun adına bir sayfa oluşturdum, mademki sen kendini bizim kültürümüze çok yakın hissediyorsun ve bizim bu büyük sanat değerimizi çok seviyorsun, bu sayfayı sana ithaf ediyorum. Dostlukla…

Zelin Artuğ (Ülkü Öztürk Göçmen)

Paris, Hilton


Zelin Artuğ

Uçak Paris semalarında… Takım elbiseli, sarışın, genç adam, yuvarlak uçak penceresinden bakıyor. Hiçbir şey göremiyor. Bembeyaz bulutlar var uçağın altında. Uçak, sanki pamuk yığınlarının üzerinde süzülüyor. Birazdan bir anons gelecek. Yolcular kemerlerini bağlayacaklar. Uçağın Orly’ye inmesi biraz daha sonra.. Hilton’daki toplantıya geç kalması söz konusu değil yine de.. Hava limanından alacaklar onu. Yazının tamamını okuyun »

Hiç uykum yok, bir masal daha!


Zelin Artuğ

SÜTÜMÜN HEPSİNİ İÇTİM, BİTİRDİM… Yazının tamamını okuyun »

Bu kapının arkasında inek mi var ?


Zelin Artuğ

Babam eve renkli, resimli bir kitap getirdi. İnek arkadaşlarım, kedi, köpek, tavuk arkadaşlarım, ördek ve civciv arkadaşlarım var kitapta.  Bu kitabın sayfalarını çevirmeye bayılıyorum. En çok sevdiğim de Aynalı inek. Ona Aynalı inek adını annem taktı. Çocukken annesiyle babası onu akraba ziyaretine götürmüşler. Yakınlarda bir orman varmış. Ormanda gezmeye çıkmışlar annemi de alıp. Bir kulübe görmüş annem. İçeriden “moo..” diye bir ses gelmiş. Sonra kulübenin penceresinden sevimli bir inek uzatmış başını. “Aaa bak, ne güzel inek! Başında da beyaz tüyleri var..” demişler. “Sakar inek..” demiş babası.

Tam o sırada, kucağında bir demet otla ineğin sahibesi gelmiş. Başında yaşmağı, ayağında şalvarıyla bir köylü kadın.. “Hoş geldiniz, Aynalı’yı görmeye mi geldiniz?” diye sormuş. İşte o zaman öğrenmişler ineğin adının “Aynalı” olduğunu. Yazının tamamını okuyun »