Anasayfa Anasayfa

Sayfa 1 / 3123»

‘Çeviri’ Kategorisi için Arşiv

İblis (Çev: Ülkü Öztürk)


Zelin Artuğ

Acı Çay (Çev:Ülkü Öztürk)


Zelin Artuğ

Stalin (Çev: Ülkü Öztürk)


Zelin Artuğ

Terk Edilmeyen Gelecek (Çev: Ülkü Öztürk)


Zelin Artuğ

Morfin (Çev: Ülkü Öztürk)


Zelin Artuğ

Militanlar (Çev: Ülkü Öztürk)


Zelin Artuğ

Sam Amcaya Fatiha Çev: Zelin Artuğ (Ülkü Öztürk)


Zelin Artuğ

İşçi olmak üzere doğanlar


Zelin Artuğ

İşçi çocuğunun sahip olduğu şansla, burjuva çocuğunun sahip olduğu şans aynı değildir. Bir burjuvanın çocuğu daha beşikteyken iyi ve sağlıklı yetiştirilme olanağına sahiptir; ayrıca ebeveyninin mirasçısı olacağına dair yazgısı daha o bebekken belirlenmiştir. İşçi çocukları ise bulundukları koşullardan pek uzağa kaçamazlar. Birileri milyarder olarak doğarken, büyük çoğunluk işçi olarak doğuyor.

Alsace potas maden ocağında çalışan kırk üç yaşındaki Aimé, yaşadığı yeri şu sözlerle dile getiriyor.

Yazının tamamını okuyun »

Ürkütücü atölyeler


Zelin Artuğ

Birkaç yıl önce, Serflex (sıkıştırma bantları) ve Citroen ham metal işleme fabrikasında birkaç hafta çalışmış olan François, olaylara bir başka açıdan bakıyor:

“Yirmili yaşlardaydım, ilk kez bir fabrikaya ayak basıyordum. Orada güler yüzle karşılandığımı söyleyemem. Soyunma odası, içinde muhtemelen eskiden sağlam olan çelik dolapların yer aldığı ufacık bir odaydı. Duş kabinlerinde ışık yoktu; ama sürekli kir pas içinde kaldığımız için gerçekten oraya gitmeye can atıyorduk. Sonra, her yere kimyasal ürünlerin, işlenecek metallerin daldırıldığı küvetlerin kokusu sinmişti.

Yazının tamamını okuyun »

Gözaltında çalışmak


Zelin Artuğ

Gençler, işyerlerinin gerçekte nasıl yerler olduğunu, yıllarca sömürülmüş eski işçilerden daha iyi kavrıyorlar. Çalışma koşulları, eski işçilerin günlük yaşamlarının bir parçası olmuş, onlar işyerindeki uygulamaları normal karşılamaya alışmışlar; oysa genç işçiler iş yerindeki uygulamalara yeni ve farklı bir bakış açısıyla bakıyorlar. Örneğin, bir yıldır otomobil endüstrisi fabrikasında çalışan Christian, 10 000’den fazla işçi çalıştıran bu büyük işletme hakkındaki görüşlerini şöyle özetliyor:

“Fabrikaya ilk girdiğim gün beni en çok şaşırtan şey, fabrikanın büyüklüğü ve fabrikada çalışan insan sayısıydı. Çok geçmeden ustabaşılar tutumlarını ortaya koydular. İş yeriyle ve formasyonlarla ilişkili uzun bir söylev çektiler. Şefler arkadaş rolü oynayıp, babacan tavırlar takınıyorlar, ortalarda görünmemenin risklerine karşı bizleri uyarıyorlardı. “İşe, en iyiler alınıyor, fazla mesai yapmaya hakkınız var, sizler iyi olmasaydınız işe alınmazdınız” diyorlardı. (Ama kimse, mesaiye kalmama hakkımız da olduğunu söylemiyordu!)

Yazının tamamını okuyun »