Anasayfa Anasayfa

Hem ‘suçlu’ hem ‘güçlü’


Bingöl Göçmen

Emekçi olarak, kafamızdaki patron algısı hangi seviyededir? Bilincinde olarak yaşanılan ilişki durumu nedir? Alt-üst ilişkisi mi? Güçlü-zayıf ilişkisi mi? Muhtaç-muktedir ilişkisi mi? Sömüren-sömürülen ilişkisi mi?

Patron, kendi konumunun tamamen farkındayken; emekçi, katlanmak durumunda olduğu sömürülen konumunun, üstesinden gelemeyeceği bir sorun olduğunun farkına vararak bilinçaltına itmekte ve patronun karşısında ast, zayıf ve muhtaç konumuyla davranışlarını belirlemektedir.

Hâlbuki sömüren-sömürülen konumlanışı, diğer konumlanışların nedenidir. Başka bir deyişle, diğer konumlanışlar, sömüren-sömürülen konumlanışının çeşitli tezahürleridir. Sömüren-sömürülen konumlanışını es geçtiğimizde, diğer konumlanışları kader gibi algılamak, sömürü sistemlerine sonsuz bir ömür biçmek kaçınılmaz olmaktadır.

Sömüren-sömürülen konumlanışına sömürenlerin ölçüsüz öfkelerini depreştirmemek adına sessiz kalma olgunluğu; bir kere yaşadığımız hayatlarımızın, sömürenler tarafından, çeşitli biçimlerde ve seviyelerde çarçur edilişine sessiz kalma bönlüğüdür. Bönlüğümüzü, olgunluk gibi görmek istememizin nedeni, sömürücünün bütün yaşama olanaklarımızı elimizden alma gücüne sahip olmasının yarattığı korkudur. Sömürücü bizi ‘hiç’le ‘onun istediği kadar’ arasında bir tercihe zorlamaktadır. Bizler, başka seçenekler üretemediğimiz sürece ‘onun istediği kadar’ seçeneği, en iyi seçeneğimiz olmaya devam etmektedir.

Seçenekler üretebilmenin koşulu, sömüren-sömürülen konumlanışında, kendi tarafını güçlü kılmaktır. Sömüren kesim, kendini bu konumuyla var eden sömüren-sömürülen konumlanışının yaratıcısıdır. Bu konumlanış, sömürülen kesimin mutlak güçlülüğü ele geçirmesiyle (yani, bu konumlanışın bilincine varmasıyla) son bulacaktır. Aradaki zaman, bu iki konumu oluşturan kesimler arasındaki mücadeleler tarihidir. Sömürülen kesim için en kötüsü, böyle bir mücadelenin varlığının dahi farkında olmamaktır. Böyle bir gaflet halinde kendi bulunduğumuz kesim için seçenekler üretebilmemiz elbette ki mümkün değildir. Bu yönde seçenekler üretemememizin diğer bir büyük nedeni ise, bu mücadelede bir başarı şansı görememektir. Bu iki durumda da, sömüren-sömürülen konumlanışında, sömüren kesim mutlak güçlülüğü ele geçirmekte; sömürülen kesimin hayatı ‘hiç’le ‘onun istediği kadar’ seçenekleri arasında çarçur olmaktadır.

Sömüren-sömürülen konumlanışı; insanı çirkinleştirmektedir. Sömürenler kendilerini ölçüsüz haksızlıklar, adaletsizlikler ve zulümler yapmaktan alıkoyamayarak çirkinleşmekte; sömürülenler ise, bunlara karşı sonuç alıcı bir boyun eğmemeyi başaramayarak çirkinleşmektedirler.

 

Bingöl Göçmen

154 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (5 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

Yorum yapma kapalı.