Anasayfa Anasayfa

Korkutmayı yenmek


Bingöl Göçmen

Sömüren-sömürülen ilişkisi, sömürülenin öldürülmekten korkmasıyla başladı. Bu korku ona büyük acıları, aşağılanmaları, onursuzlukları göze aldırabilir; onu, samimi sevmelerden, sevilmelerden vazgeçirtebilirdi. Her şeye rağmen yaşamayı seçeceğini düşünmek onu iliklerine kadar titretti. Yaşamaya karşı bu ‘koşulsuz’ zaaftan nefret etti. Ölmemek karşılığında, ‘kötü bir yaşam’ tercih edilebilir miydi? Böyle bir değersizlik, değerli şeyleri hak edebilir miydi?

Canlıydı ve her şeye rağmen yaşamak istiyordu. Sömürenin sömürme konusundaki kararlılığı karşısında, ancak sömürülerek yaşayabilirdi. Sömürenin suyundan giderse, yaşama olanaklarını artırabilirdi de… Kendisi gibi sömürülen diğer insanlara acımaya, onlara karşı insani bir sorumluluk duymaya da gerek yoktu. Sonuçta, korkak oldukları için değersizdiler; değersiz oldukları için de sömürülmeyi hak ediyorlardı.

Sömürülen insan, kendine ve kendi türüne küsmüştü. Sömürülmeyi umursamıyordu. Hesaplaşılacak bir şey varsa o da korkaklıktı. Sömürülme, korkaklığın başının altından çıkıyordu. Herkes gidip kendi korkaklığıyla hesaplaşmalıydı. Bu, sömürülen insanları önce birbirlerinden, sonra da kendilerinden uzaklaştırdı. Sömürenin işi kolaylaşmıştı. Kendini sömürülmeye layık gören bir insan vardı çünkü karşısında.

Sömürülen insan, yenemediği korkusunu herkesten sakladı. Korkaklığını açığa çıkartacak durumlardan özenle kaçtı. Korkaklığı kimselerce fark edilmemeliydi. Korkaklık, bütün vasıfları sahicilikten uzaklaştırıyor, değersizleştiriyordu. Onuru yok ediyordu çünkü. İyi olmak, dürüst olmak, ilkeli olmak… korku gelince tuz buz olup gidiyordu.

Korku, psikolojik bir ölümdü. İnsanı onurlandıran bütün duyguları öldürüyordu. Ve korkuyu yenmek çok zordu. Bütün zamanlar için ise imkânsızdı.

Sömürülen insan; sömürüyü yenmeyi korkuyu yenmeye endeksledikçe, kendini sömürülmeye layık görmekten kurtulamayacak gibi görünmektedir.

Korkuyu yenmek yerine korkutmayı yenmek, korkuyu kötülemek yerine korkutmayı kötülemek ve çaresiz sömürülenin değil, bencil sömürenin duruşunu utanç verici bulmak…

Her canlı kendi yaşama çıkarlarıyla örtüşen dünya görüşleri geliştirir veya kendi yaşama çıkarlarıyla örtüşmeyen dünya görüşleri geliştirmez. Emekçi, takip ettiği fizik ve metafizik dünya görüşlerini, bu açıdan gözden geçirmeli ve saflaştırmalıdır. Gerçek odur ki; hiçbir canlı başka bir canlının dünya görüşünü kuşanarak o canlıyla mücadele edemez, ancak onu başının tacı eder.

 

Bingöl Göçmen 

 

501 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (5 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

Yorum yapma kapalı.