Anasayfa Anasayfa

Geceye rağmen yürümek


Bingöl Göçmen

Sosyal içinde rahatsız mısın? Belli şeyleri belli bir düzen içinde görmezsen huzursuz mu oluyorsun? Titizlik duygun seni peşinden mi sürüklüyor? Ne kadar ‘verici’ olman gerektiği konusunda bir türlü karar verememiş olman mı geriyor seni? Başkalarının bencilliğine mi güvenmiyorsun aslında? İnsanların, senin büyük menfaatlerini kendi küçük menfaatlerine feda etmekteki umursamazlıklarını mı anlamıyorsun bir türlü? Biz insanlardan, menfaatleri söz konusuysa her şey olabildiği için, hiçbir şey olmaz mı diyorsun? Yalnız, güvensiz, umutsuz ve kaygı içinde misin? Her neysen… Bebeklikteki bir yaşantından kaynaklanıyordur. Altta yatan belirleyici neden oradadır. İş bulamamak, işten atılmak, maaşının yalnız kendine bile yetmemesi, sigortasız, iş güvencesiz çalışmak… Bunlar, belki ana rahmine düştüğün andaki bir yaşantının belirlediği psikolojinin görünür olmasına vesile olabilirler sadece. Esas neden orada, bebekliktedir. Ya da hatırlayamadığın diğer yaşantılarındadır. Hatırladıklarının ise hiç mi hiç bir önemi yoktur.

Sömürücünün sömürü nesnesi büyümüş insandır. Sömürücü, sömürdüğü toplumdan, büyümüş insanlarını kendine teslim etmesini ister, eti senin kemiği benim diyerek. Büyümüş insanın her türlü ezaya, cezaya dayanabileceğini veya ona iyi geleceğini veya buna layık olduğunu düşünmemizi ister. Acımak anlamında, onu gözden çıkarmamızı ister. İnsana acımayı bebeklik aşamasından sonra bitirir; yani sadece annesinin, babasının sorumlu olduğu aşamadan sonra… Sömürücünün hayatı, büyümüş insana ezalar cezalar vermekle geçmektedir çünkü. Yaptıklarına ‘temiz kâğıdı’ verecek çıkarsamalar yapacağımız bilgilerle doldurur kafamızı. Bir insan işten atılmışsa işten atılmayı hak etmiştir diye düşünmemizi ister mesela. ‘Normaldir’ diye düşünmemizi ister. İşe alınmıyorsa işe alınmamayı; düşük ücretle çalıştırılıyorsa düşük ücretle çalıştırılmayı; sigortasız çalıştırılıyorsa sigortasız çalıştırılmayı… hak etmiştir, normaldir.

İnsanların hayatları bütün çabalamalarına rağmen çarçur olup gidebilir. Her çaba karşılığını bulacak, herkes güzel yaşayacak diye bir kural mı var? Bu işin şansı var, kaderi var, kısmeti var, var oğlu var!..

Eğer büyümüş insanın, yaşadıkları karşısında psikolojisi bozuluyor; nevrotik, psikotik kafayı yeme tepkileri gösteriyorsa, bunun esas nedeni bebekliğindeki yaşantılarıdır; ana rahmine düştüğü andan başlayarak… Çünkü insan psikolojik yatkınlıklarını bebeklikte edinir; büyüyünce çeşitli yaşantılarda bu yatkınlıklarını belli eder sadece. Dolayısıyla, yaptıklarında sorumluluk duyacak, yaptıkları sorgulanacak birileri varsa, bunlar anneler ve babalardır. İyi bir bebeklik yaşamış insana hiçbir şey olmaz. Bu nedenle, büyüklerin birbirlerine her türlü davranışları normaldir.

Sömürücü, bu bilgiler üzerinden, hiçbir yaptığından sorumluluk duymayacağı tam bir hareket serbestliği yaratır kendisine. Emekçiyi iyi bir işe, iyi bir maaşa, güzel yaşamaya layık görmeme konusunda tozutur durur. Bu, onun varlık nedenidir. Bu savrulmalardan, yıkımlardan emekçinin psikolojisinin etkilenmeyeceğini söylemesi, onun varlık nedenidir.

Bu yalanın, yanlışın, saçmanın iktidarları; emekçilerin, binlerce yıllık insanlık tarihine bakıp, kendi konumlarını idrak etmeleriyle son bulacaktır. Emekçilerin, bu sömürü sistemlerini tasfiye etmek için, kendi konumlarını idrak etmekten doğacak gücün dışında başka güce ihtiyaçları yoktur çünkü.

Sömürücü ise, binlerce yıldır, kendi konumunun idrakindedir. Ama sömürü sistemlerinin yaşayabilmesi için, sömürücülerin, sadece kendi konumlarının idrakinde olmalarından doğan güç yetmez; sömürdüklerinin de kendi konumlarını idrak edememelerini sağlamaları gerekir. Sömürücüler, bin yıllardır bunu başarmaktadırlar. Sömürdüklerinin ‘oy’larıyla kendilerini iktidara taşımaktadırlar.

Bu dramatik ironi; emekçinin, binlerce yıllık insanlık tarihine bakıp, kendi konumunu idrak etmesiyle son bulacaktır.

 

Bingöl Göçmen

486 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (5 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

Yorum yapma kapalı.