Anasayfa Anasayfa

İdeal sömürü koşulları


Bingöl Göçmen

Herkesin işinin gücünün olduğu koşullarda veya işçi sayısının istihdam olanaklarından az olduğu koşullarda; bir sınıf mücadelesi olmadan da, bu koşulların gereği olarak sömürü geriler. Öyle ki, tüm cazibesini kaybedebilir.

Emekçinin bayram ettiği bu koşullar sömürücüyü pek tatmin etmez; yaşama standartları emekçilerle mukayese edilemeyecek kadar yüksek olsa da! Çünkü emekçinin kanaat sınırı kendi emeğinin ürettikleriyle sınırlıyken; sömürücünün kanaat sınırı bütün emekçilerin emeğinden pay isteyecek kadar geniştir. O kadar geniştir ki, emekçiye yeniden sömürülecek kadar canlı kalması dışında bir şey vermek istemez. Buna razı etmek için de, bundan da kötü bir örnekle tehdit eder. Bu ise, “işsizlik” tir.

İşsizlik, sömürücü sınıfın bir buluşudur. Sömürücü sınıf iktidarlarının karakteristik özelliğidir. Emekçilerin yaşamlarını belirsiz bir süre askıya alır. Aç ve açıkta bırakır. Burnunu sürter. İdeal sömürü koşullarının oluşmasını sağlar.

İşsizlik koşullarında emekçiler, mevcut işler için bir yenişmeye sokulur. Bu koşulları yaratan sömürücüler; adalet dağıtıcısı, düzen yaratıcısı rolündedirler.

İşler hak edene verilmeli, iyi olan kazanmalıdır. Çeşitli eleme yolları bulunur: Noter huzurunda kura çekme, yeterlik sınavlarına tabi tutma, mülakata alma, Özgeçmişini değerlendirme, referans kişilerine sorma…

Bunların hepsi çeşitli adalet aldatmacalarıyla, kendi ideal sömürü koşullarını yaratmanın olmazsa olmazı olan işsizliği, emekçilerin kafasında meşrulaştırmaya dönük çalışmalardır.

Öyle ya, bir insan yapamadığı işe nasıl alınabilir? Bir işe, o işi en iyi şekilde yapacak elemanı almanın neresi yanlıştır? Bir işi daha iyi yapacak elemanı dışarıda bekletip, daha kötü yapan elemanla çalışmak mıdır adalet? Bu sorular, esas sorunu daha iyi yetişmiş eleman sorunu olarak ortaya koyar. İşsizliği, kendini iyi yetiştirmemiş elemanların, kendi özel sorunları olarak görür. Tabii ki daha fazla iş olsa, onlar da bir işe yerleştirilmiş olurlardı. Fakat yetersizlikleri yüzünden, çalıştıkları iş yerlerini batıracaklarından, işsizlik koşulları yeniden oluşurdu. O halde işsizliği dışsal bir sorun olarak görüp mücadele etmek yerine; herkes kendi işsizliğiyle, yani kendi yetersizlikleriyle mücadele etmelidir. Elbette ki yetersizlik varsa işsizlik de olacaktır. İşsizlik, yetersizliğin karşılığıdır. Herkes kendi işsiz olma nedenini ortadan kaldırırsa, işsizlik de ortadan kalkmış olur.

İşsizlik, emeğin ücretini düşürmek için tasarlanmış bu yaptırım gücü yüksek uygulama; bu, sömürücü sınıfın emekçi sınıf üzerine en vahşi saldırısı; bu bakış açısıyla, işsizliğin tek mağduru olan işsizlere fatura edilir. Bu, işsiz olmayı daha da korkunç hale getirir. Çünkü işsizlik, bütün olası savunucularını kaybeder böylece. İşsiz, kendi haline terk edilir. İşsizlik, işsiz emekçinin utancı haline getirilmiş olur. Kendi kendine yetememeyle özdeşleşen işsizlik işkencesine müstahak görülmenin utancı, onu çevresinden uzaklaştırır. İşsizliğinin konu edilmesinden kaçar. Çünkü söz, sonunda, kendi yetersizliklerine gelip dayanmaktadır.

İşsizlik; her utanç gibi, kişinin kendi içinde yaşadığı, aşmaya çalıştığı ve kimseyle paylaşmadığı bir konudur artık.

 

Bingöl Göçmen

1.689 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (5 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

Yorum yapma kapalı.