Anasayfa Anasayfa

Sayfa 1 / 11

Haziran 2021 için Arşiv

Bir köy düşü


Zelin Artuğ

İki gündür sürekli yağmur yağıyor. Toprak ne çok susamış yağmura. Bağ, bahçe, tarlalar bayram etti. Gün ağarırken hamur mayaladım, ekmek hamurundan sacda bazlama yaptım. Mis gibi kokular yayıldı evin içine. Bir bardak çay doldurup pencerenin önüne oturdum, çiçekli basma perdeyi yana çektim, çisil çisil yağan yağmuru seyrediyorum.
Evin önündeki yokuşun üst yanında gece gündüz durmadan akan oluk var. Oluktan akan su hayvanlar su içsin diye yalağa; yalaktan taşan su da akan suyun oluşturduğu incecik bir su yatağından, kıvrım kıvrım, köyün alt başındaki keçi yoluna doğru akar. Kurak havalarda su, pek taşmaz yatağından, ince ince hep akar da yağmur yağmaya görsün. Şuncacık su, çağlayan olur, toprak yola taşar. Kendine çakıllı taşlı toprakta eğri büğrü, inceli kalınlı başka yataklar bulur. Sudan çıkmış sıçana dönmüş kör kedi yokuşun kıvrıldığı yere siner, hem su içer, hem akıntıya kapılmış döne döne ayağına gelen börtü böcek, kurtçuk, ne varsa kısmetinde, hiç birini kaçırmaz.

Fırtına


Zelin Artuğ

Kasabanın tozlu atmosferine dalga dalga sıcak çökmüştü. Nemli sıcak hava adeta kasabayı sarıya boyamıştı.
Birden ortalık karardı, ilkin hafif bir rüzgâr çıktı. Biraz önce kasabayı yakıp kavuran güneş, kara bulutların ardına kaçmak ve az sonra kopacak fırtınayı izlemeye başlamak için ışıklarını toparlayıp heybesine doldurmaya başlamıştı bile.
Boz bulanık tepelerin ardında çakan şimşek, doğanın beyaz bir ışıkla kasabanın üzerine attığı afili imzasıydı.
Birkaç saniye sonra korkunç bir gök gürültüsü, karşı tepelerde yankılandı.

Çivi


Zelin Artuğ

Akşam karanlığı… Sokağın başında bir karartı belirdi. Karartı, sokağın iki yanına sıralanmış evlerin arasından yürüyordu. Evlerin mavi, yeşil, pembe boyalı dış duvarlarının renkleri solmuş, derme çatma evler, karanlıkta hayaletler gibi yan yana sıralanmışlardı. Evlerin cephelerine karartının gölgesi upuzun vuruyor; gölge, karartının yanı sıra yürüyordu. Karartı, ayaklarının ucuna basarak ruh gibi sessiz, evlerden birinin giriş kapısına yöneldi. Kapının önünde bir süre bekledi. Gölge, bütün haşmetiyle kapıda, karşısında dikiliyordu. Karartı anahtarını cebinden çıkardı, kilide sokup iki kez çevirdi, nefesini tutup içeri girdi. Evdekiler çoktan uyumuş olmalıydılar; kimseyi uyandırmak istemedi. Yavaşça kapıyı kapattı. Bir süre sırtını kapıya yaslayıp bekledi.
Yazının tamamını okuyun »

Kuşatma


Zelin Artuğ

Fikret, metal çerçeveli gözlüklerinin ardından okumakta olduğu gazetesini katlayıp cebine koydu. Gözlerini vapurun penceresinden görünen kıyılara çevirdi. Gülhane parkı, kente inen sisin arasından hayalet gibi kımıldıyordu karşı kıyıda. Yıllardır içli dışlı olmuştu bu manzarayla.

İlk kez bir kızın elini, Gülhane parkında, birlikte semaverle çay içerlerken tutmuştu. Yemyeşil gözleri vardı kızın. Bukleli, kulak hizasında kısa saçlarının bir buklesi alnına düşmüş, saçının ardından utangaç bir bakış atmıştı Fikret’in yüzüne. Elini usulca çekmiş, kalkmıştı masadan. Kız kalkınca Fikret de kalkmış, cebindeki son yirmi lirayı masaya bırakmış, kızı kaçırmamak için ya da kız kendisini cimri sanmasın diye, paranın üstünü beklememişti. Hiç konuşmadan birlikte parktan çıkmışlar, Sirkeci tren garına kadar yan yana yürümüşlerdi. Kız, peronda da tek kelime etmemiş, çantasından pasosunu çıkarıp elinde evirip çevirip durmuştu. Tren perona yaklaşınca, hiç konuşmadan trene atlamış, Fikret’e bakmadan, öte yandaki pencerelerden birinin önüne oturmuştu. Tren hareket edip de rayların üzerinde kaymaya başladığında, Fikret’in hayatının ilk aşkı da daha hayatına girmeden, elinden kayıp gitmişti böylece. Yazının tamamını okuyun »