Anasayfa Anasayfa

Uykusuz bir gece


Zelin Artuğ

Asuman, sağına döndü, soluna döndü, uyuyamadı. Başucundaki okuma lambasını yaktı, saate baktı. Saat sabahın dört buçuğuydu. Lambayı kapadı, gözlerini yumdu. Karanlıkta içi daraldı. Uyumak için, yan döndü. Kolunu yastığının altına uzattı, olmadı! Başını yastığın altına gömdü, olmadı! . Sımsıkı kapadı gözlerini. Az önce sesi soluğu kesilen karasinek sinsice yaklaşıp kulağının dibinde sinir bozucu bir sesle vızıldadı. Elini boşlukta sallayıp sineği uzaklaştırdı kulağından.

Yok! Bu gece uyku haramdı ona. Hırsını yorgandan aldı. Bastı tekmeyi yorgana. Fırladı, kalktı yataktan. Işığı açtı. İlkin gözleri kamaştı, sonra yavaş yavaş alıştı aydınlığa. Duvarlara, perdeye, tavana baktı. Sineği göremedi. Nereye saklanmışsa, saklanmıştı bücür komando!

Aranıp durdu. Bulamadı sineği. Uykusu iyice kaçtı. Sırtına kalın bir hırka giyip balkona çıktı. Buz gibi gece ayazı çarptı yüzüne. Balkon demirine tutundu. Demir, gece inen çiğ yüzünden ıslaktı.

Uzaklarda ana yoldan geçen otobüs, kamyon sesleri… Bir zamanlar oturduğu mahallenin sokak başlarında hızarla odun kesilir, bıçkının altında parçalara bölünen odundan çıkan sesi, tam da babasının traş makinesinden çıkan sese benzetirdi. İnceden inceye ağıt yakar gibi, inişli çıkışlı bir ezgi… Asfaltın üzerinde hızla kayan lastik tekerleklerden de benzer sesler çıkıyor, uzaklaşıp yaklaşan sesler gecenin içinde daha net duyuluyordu. Ses, uzaklardan ağır ağır yaklaşıyor, tam yerine ulaştığında volümünü iyice yükseltip, birden alçaltıyor ve çarçabuk uzaklaşıp yitiyordu. Yeni sesler yüksele alçala akıp gidiyordu asfaltta.

Balkonda üşüdüğünü hissetti. Eve girdi. Soğuktan gelince, sıcak hava çarptı yüzüne. Yatağına döndü, yattı. Uykusunu kaçıran bücür sinek pusuda bekliyor olmalıydı. Daha sıcaklar bastırmamıştı. Sivrisinekler bir çıksın, Asuman karasineği mumla arayacaktı. Tam uykuya dalmanın en tatlı yerinde gelir, sabit bir nokta seçer, tepende helikopter gibi vızıldar, sonra hızla bir pike dalışı yapar, tam gözünün altından bir ısırık alır, sen suratına şaplağı yapıştırıncaya kadar havalanır, saklandığı yerde incecik ön ayaklarını birbirine sürtüp keyiflenirdi. Balkondan sonra ılık hava Adiloş’un uykusunu getirmişti, uyudu.

Ertesi gün tatildi. Bol bol uyuyacak, öğleye kadar yataktan çıkmayacaktı. Ne mümkün! Sabah çöp kamyonunun gürültüsüyle uyandı. Gözlerini önce tavana dikti, kafasını toparlamaya çalıştı. Rüya görmüyordu. Düpedüz sabah olmuştu işte! Gözlerini yumdu, kafasını toparlamaya çalıştı. Böyle birden uyanmaları sevmiyordu.

Yaşadığı mega kentte kuş cıvıltılarıyla uyanmayı beklemiyordu gerçi ama böyle gürültü patırtıyla uyanmak da sinir bozucuydu. Biri, apartmanın ana kapısını hızla çarptı. Biri, arabasının teybinde kulakları sağır eden bir yabancı müzikle yollarda patinaj yaparak alt sokaktan geçti. Üst katlarda bir pencere açıldı. Biri, halısının kiliminin tozunu alt katlara yağdırdı. Bir çocuk bütün zillere basıp kaçtı. Biri televizyonunun sesini sonuna kadar açtı.

Geceki mega kent, gün ışımasıyla birlikte, çoktan orman yasalarının hakim olduğu bir cangıla dönmeye başlamıştı.

 

Ülkü Öztürk Göçmen (Zelin Artuğ)

154 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (5 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

Yorum yapma kapalı.