Anasayfa Anasayfa

Baba malı Titanic


Zelin Artuğ

Bu coğrafyada soyut ya da somut ne varsa, hepsi de birilerinin babasının malıdır! Din, iman, kitap, cami, medrese, bankalardaki banknotlar, evler, apartmanlar, hamamlar, gemiler… Ne varsa!

Babası olmayanın vay haline!

Babası olmayan ya “yanaşma” olacak, ya da “yanaşma” olmayı onuruna yediremiyorsa, “babası olanlar” tarafından itilip kakılacak! Kural böyle.

“Yanaşma” olanların işi nispeten daha kolay! Baba bellediklerine ya(r)(m)anmak için babası olmayanları şu ya da bu şekilde cezalandırmaları yeterlidir. Hastanede, postanede, bankada, dershanede… Babadan çok babacı kesilir bunlar.

“Bekleyin kardeşim, bilgisayar sistemleri çalışmıyor!”

“Dörtten sonra kimseyi kabul etmiyoruz!” (Saat dörde beş var oysa!)

“Tek sıra olmayana hizmet yok! Açılın, açılın!” (Tek sıra kuyruk kapının dışına çıkmak zorunda, dışarıda sağanak yağmur var.)

“Hmmm… Neden ayrılmıştınız o işten? (Baba’nızın cemaatinin kurumlarından biriydi, ayırdılar!)

Beklersiniz… Beklemekten ağaç olursunuz. Yüzünüze bile bakmazlar. Bir soru sormaya yeltenirsiniz, göz göze geldiğiniz anda öyle bir bakış fırlatırlar ki suratınızın ortasına, ürker, başınızı öne eğersiniz. “Babasız” olduğunuzu anladılar çünkü. “Babasız” olanların “dayısı da yoktur! Kimin ne çıkarı var ki “babasız” birinin “dayısı” olmaktan!

Onlarda baba da bol, dayı da… Baba bol, dedik diye yanlış anlaşılmasın. Mafya babaları var, Devlet babaları var, arabeskçi babaları var!

Aslında esaslı bir konu vardı aklımda, yazmak için. Ama sayfamı açamıyorum. Ne zaman sayfama ya gitmeyi denesem, bir eşkenar üçgen içinde kırmızı bir ünlem ve yanında da “Sistemde bir hata oluştu. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz…” ibaresi beliriyor. O nedenle, öylesine havadan sudan bir şeyler yazmak istedim.

Havadan sudan deyince su; su deyince deniz; deniz deyince de Titanic çağrıştı aklımda. Şamatacı sitelerden birinde görmüştüm geçenlerde. “Titanic Türkiye’den yola çıksaydı neler olurdu?” diye bir soruya verilen yanıtlara epeyce güldüm. Biri şöyle demiş:

“Batmazdı ağalar, iman gücüyle en yakın kıyıya kadar giderdi evelallah!”

Daha bir dolu tebessüm ettiren yanıt! Ama ben en çok şu yanıtı beğendim:

“Muhtemelen, yola çıkmadan batardı!”

Evet, en doğru yanıt bu!

Titanic filmini izleyenler anımsayacaklardır. Titanic batarken, en önce filikalara zengin ve varlıklı yolcular bindirilmiş, üçüncü ve ikinci mevkidekiler ambara kilitlenip, birinci sınıf yolcuların binmesi beklenmişti. Varlıklı kimselerin filikalarına fazla yolcu almak istememeleri yüzünden ölü sayısı daha da artmıştı.

Bu coğrafyada, “babası olanlar”, gemi daha limandayken bile babasızlara katlanamıyor, onları bir şekilde TASFİYE etmenin… BERTARAF etmenin yolunu buluyorlar! Kısaca, yetim hakkı yiyorlar! Çünkü onlar, yollarını bulmayı çok iyi öğrenmişler. Ama unuttukları bir şey var:

Emekçilerin bütünüyle tasfiye edildiği ve rantçıların cirit attığı bir gemi, daha yola çıkmadan batmaya mahkûmdur!

Zelin Artuğ (Ülkü Öztürk Göçmen)

 

102 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (6 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

Yorum yapma kapalı.