Anasayfa Anasayfa

Söyleyeyim sırası gelmişse


Zelin Artuğ

Niçin yazıyorum?

Başımın üzerinde dönen bulut için, pis bir savaşın ortasında kalmış bebek için… Sirkeci’de simit satan genç, tarlada çapa yapan köylü kadın için… Kaba kuvvetin sırtını yere getirmek, emeğe kurşun sıkan eli kırmak için… Seherde açan kır çiçekleri, sazın teline vuran mızrap için… Gürrr diye havalanan kuş sürüleri için… Başı dumanlı dağlar, rüzgârda hışırdayan yapraklar için… Kıyıya vurmuş denizyıldızları, kıyıda dalganın titrettiği ölü balık için… Kapkara bulutların ardında gümbürdeyen gökyüzü ve sağanak yağmurlar için!

 

Sosyalizm için… Dayanışma için… Emeğe saygı için… İmam nikâhlı Hatça için… Yetiştirme yurdundan kaçan Hüseyin için… Aç acına uyuyup kalmış küçük çocuk için, sularda oynaşan güneşin son ışıkları için, garlarda uykulu gözlerle tren bekleyen gece yolcuları için… Yol kıyılarındaki hayratlardan su içen yaşlılar, hünerli elleriyle nakış işleyen genç kızlar, bozkırda doludizgin koşan yaban tayları için… Çeliğe su veren eller için… Sabah ayazında soğuktan kaskatı kesilmiş yaban arısı için, suları çekilmiş dere yatakları için, çatı katında ölümü yalnız karşılayan kimsesiz, yaşlı sanatçı için!

Çernobilli çocuklar için… Piyer Loti kahvesinde demli çaylarını içerken barışan âşıklar için, fırtınada pembe çiçekleri sağa sola savrulmuş, dalları çıplak kalmış şeftali ağacı için… Yağmur birikintilerinde yıkanan bir çift kumru için, asker yolu gözleyen ana, baba, sevgili için… Asfaltın kıyısında, bedenini satmak üzere bekleşen zavallı kadın ve cinsiyeti belirsiz fahişeler için… Çiçek Pasajı’nda ekmek parasını çıkaran kemancı için… Şair için!

Anadolu’nun bozkırı, eylül rüzgârları, nisan yağmurları, ihanetler, acılar, sevdalar, ertelenen grevler için… Zorbalığın elinden tutanları bağışlamamak için… Bizim ellerin, sizin ellerin yasaklı türküleri için… Çocuklara doğrulmuş namluları ötelere çevirmek için, tutunacak hiçbir dalı kalmayanlar için… Yeni sevdalara, yeni özlemlere, yeni hüzünlere, yüreği serinleten yeni renklere, bilinene, bilinmeze bilet kesmek için!

Yıldızlı gecelerde uyanık kalmak, hilelerle tuzaklarla çarpışmak için, büyük alevlere dönen küçük kıvılcımlar için… Birlikte sevinçler üretmek, düşünmek, kafalarımızın zincirlerini kırmak için… Köy kahvesinde memleket kurtaran yurdum insanı için… Yaz akşamları deniz kıyısından izlenen yakamozlar için… Bizim sokağın başında durup, gelen geçen beyaz arabalara havlayan köpekler için… İpi kopmuş, rüzgârın önünde bilinmeyen uzaklıklara doğru sürüklenen uçurtmalar için!

Oturduğumuz sofra, kendi pişirdiğimiz ekmek için… Hasat günlerinin neşesi, kardeşçe bölüşme özlemlerimiz için… Her fırtına öncesi bizi ürküten sessizlik için… Her sabah işine dilsiz bir öfkeyi kusarak giden emekçi, işine de gidemeyen, bütün gün sokakları arşınlayıp duran işsiz için… Hayata karşı öfkesini gaza basarak çıkaran sürücü için… Eski zaman evlerinin cumbalarından sarkan küpe çiçekleri ve karanfiller için… Kıyılara bağlanmış teknelerde ekmeğini bekleyen yanık tenli balıkçılar için… Sacda yufka pişiren, yanakları al al olmuş Aliye kadın için!

Çekmedikleri çile kalmamış Afrikalılar, on iki yaşındayken yetmiş yaşındaki adama iki çul parasına satılan çocuk kadınlar için… Namus belasına taşlanarak öldürülen kadınlar, aşağılanan halklar için… Körpe kiraz dalları, tohuma kalkmış dereotları, suratları terbiyesizce boyanmış yontular, gâvur diye gözleri oyulmuş freskler, sınır boylarındaki taşların arasında açan çiçekler için… Avuçlarımın arasına alıp deliler gibi koştuğum, yine de kurtaramadığım minik, mavi kuşum için!

Bir çocuğun gücenmiş bakışları, ağlamaklı yüzündeki kıvrılmış dudakları için… Fırat’ın aldığı canlar, mavi tepelerden süzülen gümüş gagalı kuşlar için… Hele de içlerindeki saatleri durmuş savaş çocukları için!

Madımak’ın merdivenlerine oturmuş, “utanç içindeki ölüm”e bakan şairler için… Utanmayan, utanması olmayan yobazlar için… Tarihi ucundan, ortasından, sonundan kanatanlar için… Seher yelinin önüne kattığı kısacık ömürlü kelebekler, yaşı olmayan, hem çocuk, hem genç, hem yaşlı, yaşam acemileri için!

Senin için, bizim için, onlar için, herkes ve her şey için!

Öylesine yazıyorum işte!

Zelin Artuğ (Ülkü Öztürk Göçmen)

 

 

48 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (7 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

Yorum yapma kapalı.