Anasayfa Anasayfa

Otobüs


Zelin Artuğ

Otobüsle gece yolculuğunu severdi. Kendisi gibi birkaç kişinin daha uyanık olduğunu görmek içini rahatlatırdı. Uyumak, ölmek gibi bir şey, diye düşünürdü, sevmezdi uykuyu. Otobüste herkes uyusa da sürücü uyumuyordu en azından.

Kollarını kavuşturup, koltuğuna iyice büzüldü. Hafiften serinlemişti ortalık.

Geceleri soğuk olmuyordu böyle. Aksine otobüsün içi iyice ısınıyor, camlar buharlanıyordu. Ne zaman camlar buharlansa, çocukça bir dürtüyle şöyle bir göz atardı sağına soluna. Yolcuların çoğunun uyuduğuna kanaat getirince usulca yumruğunu sıkar, bir damga gibi buharlı cama bastırır, yumruğunun izini çıkarırdı.

Yine öyle yaptı. İşte! Minik bir ayak izi şeklinde küçük bir pencere açılmıştı camdaki buharın ortasında. Gözünü yumruk izinden pencereye yaklaştırıp, dışarı baktı. Yol kıyısındaki direklerden başka bir şey göremedi. Dışarıda ince ince kar yağıyor, yol ışıklarında havada uçuşan taneler, ışık huzmelerinden geçerken, eski simli kartpostallardaki kar tanelerini andırıyordu. O kartpostalları okul kantininde görür, birkaç kartpostal alacak parayı bir türlü çıkıştıramazdı. Kardeşine yazsa, abisine, anne babasına da… eski okul arkadaşına da…  yazması gerekirdi; birine yazıp birine yazmamak olmazdı. Ne yapsın? Bir kartpostal alır, onu da en sevdiği dersin defterinin iç kapağına yapıştırırdı. Etütlerde ne hoş düşler kurardı, o simli kartpostala bakıp… Çocukluk işte!

Geri çekildi, penceredeki minik ize baktı. İşaret parmağını dokundurarak beş tane nokta koydu ‘ayak izi’nin yanı başına. Bunlar da ayak parmaklarıydı işte. Camda çok küçük bir sağ ayak izi… Hemen sol yumruğunu sıkıp, bir de sol ayak izi oturttu yanına. Tık tık tık tık… parmak izleri de tamam.

O da ne! Biri saçının örgüsünü çekiştiriyordu arkadan.

 

Zelin Artuğ (Ülkü Öztürk Göçmen)

259 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

Yorum yapma kapalı.