Anasayfa Anasayfa

Çakma şövalye Don Quichotte’un maceraları


Zelin Artuğ

Ortaçağda kendini şövalye sanan, yel değirmenleriyle savaşan, mahallenin delisi bir Donkişot vardı. Bugün herkese posta koyan, kendini bir şey sanan birileri bana onu hatırlatıyor!

***
At, bunu yakında atar sırtından! Yıllardır bunu taşımaktan dizlerinde derman kalmamış. Attı, atacak!…Yalaka Şanzo Panza olmasaydı, çoktan attıydı!…

Mahallenin delisi! Herkese posta koyuyor! Yel değirmenleriyle savaşıyor! Kendini soylu mu soylu bir şövalye sanıyor!

Eyyyy! Alamanya!… Eyyyy Rusya!… Eyyy Amerika!…. Eyyy… Antartika!… Eyyyy Büyük Okyanusssss!…. Eyyyyy NOBELLLL!…..

“Sanşopanzali!… İki dakka şu şerefsiz at Cihan’ı tut dizgininden, ben bir cenaze namazı kılıp geleyim.” Şerefli at Cihan, sıfırı tüketmiş, soylu şövalye Don Quichotte’u sırtından atmaya dahi mecali kalmamıştır. Artık ölümü arpadan değil, sabah akşam efendiden yediği paparadan olacaktır!”

Soylu şövalye”miz, sonunda keyifli bir uğraş bulmuştur. Koyunları güdüp dürtükleyecektir. Bu iş için diplomaya gerek olmadığı gibi, bütün koyunlara tepeden baktığı için, koyunlar kendisine yıllarca müteşekkir olacaklardır.

Şerefli at Cihan, çakma şövalyelere alışık olmadığı için giderek huysuzlanmakta, bizim “çakma soylu şövalye” Don Quichotte’u sırtından atma planları yapmaktadır. Şerefli at Cihan, eninde sonunda onu sırtından atacaktır!.. Onu yalaka seyisi
Sançopanzali bile kurtaramayacak, efendisinin tepe üstü düşüşünü kenardan izlemekle yetinecektir.

Biz hikayemize kaldığımız yerden devam edelim. At macerasının ardından Anka kuşu misali küllerinden yeniden… yeniden doğan kahramanımız, can sıkıntısından bütün anayasaları arşivlerinden çıkarır, okutur, hiçbirini beğenmez! hepsini sağa sola savurur! Önceden bir anayasa hazırlamaya gerek yoktur. Yasalar, her sabah erkenden bizzat kahramanımız tarafından malikanenin fırınından sıcak sıcak çıkarılacak, TV’lerin kahvaltı haberlerine yetiştirilecektir.

Bizim çakma şövalye Quichotte’un adının aslında DON’suz olduğu anlaşılmış, halktan sesler yükselmeye başlamıştır. Bunun üzerine, ilkokul diploması bile olmayan çakma şövalyemiz ilk ve orta sınıfları bir çırpıda atlayarak gecesini gündüzüne katar ve DON’suz kalmamak için dışarıdan ÜNİVERSİTE BİTİRME sınavlarına hazırlanmaya başlar! Artık gündüzleri yel değirmenleriyle kavga etmekte, geceleri altın varaklı koltuğunda harıl harıl sınava hazırlanmaktadır. Sabahları yaygarayı basar, şerefli at Cihan’ı ister. “Getirin ulan şu şerefsiz Cihan’ı! Yel değirmenleri kesmiyor artık! Cihan Harbi’ne çıkacağım!”

Sonunda, kahramanımız Don Quichotte şerefli atı Cihan’ı ve de kendisini “kitabına uydurmuş”, işi “YASA BENİM!” demeye kadar vardırmıştır.

HİKAYENİN SONU Belki de kahramanımızın bu kadar önemli olayı tek başına nasıl başardığını merak edenler vardır kuşkusuz!… Bunun yanıtını okura bırakıyorum. Bu hikayenin en trajik yanı, şerefli at Cihan’ın bizim çakma şövalyeyi sırtından atma özgürlüğünün de elinden alınmış olmasıdır!

Zelin Artuğ (Ülkü Öztürk Göçmen)

1.193 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

Etiketler: , , ,

Yorum yapma kapalı.