Anasayfa Anasayfa

Açık denizde dizeler


Zelin Artuğ

Şiiri bir filikaya benzetiyorum. Açık denizlerde can kurtaran, sığ sularda karaya oturan bir filika!

O nedenle engin adamların dizeleri de engin oluyor kendileri gibi…

Adam gibi adam, şair gibi şair Neruda, “Yaşadığımı itiraf ediyorum” adlı yapıtında “hep başkalarının hayatını yaşadım…” diyordu. Bu söz üzerine epeyce kafa yormuştum. Kafa yormak deyince… İnsan, en çok, işinde gücündeyken kafa yorar. Yürürken.. çayını yudumlarken…

Evet, bu söz üzerine kafa yordum!.. Neden bir şair başkalarının hayatını yaşar? Kendi hayatına değer vermediğinden mi, yoksa hayatı çok önemsediğinden mi?

Neruda gibi, Nazım da çağını titretenlerden.. Kim ne derse desin, “Aslolan hayattır!” diyen Nazım ile “hep başkalarının hayatını yaşayan” Neruda, her ikisi de, kesinlikle açık deniz kaptanıdır!

Bozuk plak gibi, “ben var ya ben…” ya da “sen var ya sen…” diyen ‘şair ve yazarlar’ karanın ayartıcı etkisinden kurtulup biraz engine açılabilseler ve başkalarının hayatını yaşayabilselerdi, “insan sevmez vatanseverler” değil; Nazım gibi, “insana aşık vatan haini” olmanın bilincine ve tadına varabilirlerdi! Sözü daha da uzatmadan, USTA Nazım’la bağlamak istiyorum.

***

Cevap numara dört

Bu yazı gizli bir din halinde bir nevi Neo-faşist bir ideoloji yaptıkları halde bunu ikrardan sakınanlara aittir. Böyle bir halt karıştırmıyoruz, diyenler üzerlerine alınmayabilirler.

Onlar istiyorlar ki
çift ağızlı baltalarıyla
yuvarlansın kafalarımız önüne yarın -
o kara gömlekleri beyaz kordonlu
golf pantolonlu
kadroların..
KARDEŞLER!
Onlara sokakta rastlarsanız eğer
ölümü görmüş gibi çevirin başınızı.
Kirpiksiz sarı gözler gözünüze bakarken
arkadan sırtınıza bir
bıçak girebilir…
Onlar istiyorlar ki
kara toprağın kalbi durana kadar
biz pazarda kelepir bir mal gibi satalım
kafamızın ışığını, gücünü kolumuzun..
Kadınlarımızı karşılarında oynatalım.
Ve dumanlanmağa başlayınca
gözümüzün bakışı,
yavaşlayınca
damarlarımızda kanın akışı
karaya vurmuş balıklar gibi
köprü altlarında yatalım..
KARDEŞLER!
Onlara elleriniz dokunmuşsa eğer
yedi tas su dökün ellerinize.
Yırtarak bayramlık gömleğimi ben
peşkir yaparım size…
Biz ayrı dillerde aynı şarkıyı okuyanlar,
Biz aynı yastıkta yatar gibi
toprağa başlarını yan yana koyanlar,
Biz, yüzümüzün derisi koyu açık yanmış diye,
saçlarımız ayrı ayrı boyanmış diye
barsaklarımızı birbirimizin avucuna dökerek
birbirimizin gırtlağını dişimizle sökerek
gebereceğiz…
Ve kadrolar
parlatarak
kara gömleklerinin beyaz kordonlarını
gömecekler kadife koltuklara
golf pantolonlarını…
KARDEŞLER!
Onların adına benziyorsa adınız eğer
adınızı değiştirin.
Vebanın girdiği kapıdan girin
onların evine atmayın ayak….
Onlar istiyorlar ki
çift ağızlı baltalarıyla
yuvarlansın kafalarımız önüne yarın -
o kara gömlekleri beyaz kordonlu
golf pantolonlu
kadroların……

Nâzım Hikmet

Sisyphos’un öyküsünü anlatır ya Homeros… Hani şu kocaman kayayı tepeye doğru itmeye çalışan Sisyphos… Kaya tam da tepeye varmak üzereyken gerisin geri yuvarlanır hani!

Yine de vazgeçmiyor Sisyphos, kayayı yukarı taşıma inadından!

İnadına insan kalıyor Sisyphos!

Gerçek şiir, insanın ta kendisi olsa gerek…

İnsandan uzaklaşanlar,

Çift ağızlı baltadan gamalılarıyla kafalarımızı yuvarlamak için…

şiirden de uzaklaşıyorlar!

 …

Zelin Artuğ (Ülkü Öztürk Göçmen)

1.438 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

Yorum yapma kapalı.