Anasayfa Anasayfa

Sayfa 1 / 11

Eylül 2010 için Arşiv

Gece karardıkça yaklaşır güneş


Zelin Artuğ

Çok erken uyanıyorum. Meramım alacakaranlıkta yollara düşmek… Ne zamandır ertelediğim sabah yürüyüşleri… Ne var ki, güzün hüznü çökmüş üzerime. Kolumu kıpırdatamıyorum. Televizyon kanallarını dolaşıp, günün haber başlıklarına göz atıyorum. Hiçbir haber içime su serpmiyor. Kapatıyorum televizyonu. Kitaplıkta okunası bir kitap arıyorum; bir iki sayfa okuyup bir kenara atsam da olur; kısa süreli yarenlik edeceğim bir kitap… ama iyi kitap olmalı! Dostlarda değilsem de, kitaplarda seçiciyim hâlâ.

Yazının tamamını okuyun »

Dokuz doğurtan soru


Zelin Artuğ

Ülkeyi yönetenler orada burada sultanlıktan, padişahlıktan söz ediyorlar ya… hani birileri de bizleri insan ruhundan keçi ruhuna yatay geçiş sınavıyla 100 üzerinden 100 puanla geçiriverdi ya… (nasıl olsa bütün sınav sonuçlarını kendileri belirliyorlar artık, yani sınavlar göstermelik… canları isterse insanı keçiye çevirirler, köpeği insana!) hani biz emekçiler, gün akşam olunca çalışmaktan canımız çıkmış bir halde hiçbir şey okuyamıyoruz da resmi tarih bilgileriyle idare ediveriyoruz ya… hani mesleği “çalışmıyor” olup da bütün kötülüklerden arınmış insan ruhlular es kaza bir üniversite bitirmişlerle aşık atmak için gece gündüz Oksford’dan, Harvard’dan getirttikleri notları okuyup ezber bozuyorlar ya… hani her ne hal ise …

Yazının tamamını okuyun »

Rafine Batı barbarlığı


Zelin Artuğ

Yıl 2009. Aylardan Şubat. Bu yazıyı yayımladıktan hemen sonra kötü bir düş gördüm. Düş müydü gerçekten? Bilemiyorum. Düşümde barbarların saldırısına uğruyordum!

Bu barbarlar tek hareket etmezler, oldukça organizedir bunlar. Birden ortaya çıkarlar, yakıp yıkarlar, birden yok olurlar. Gözdağı vermekte üstlerine yoktur. Teker teker gölge gibi yaklaştıkları, arama tarama yaptıkları, aradıklarını bulamayınca, sessizce ya da korku filmlerini aratmayan esrarengiz izler bırakarak kayboldukları da olur.

Yazının tamamını okuyun »

Ey sömürgen! Yeni nesil senin “eser”in oldu!


Zelin Artuğ

Sen, ey sömürgen! Öğretmeni elinin tersiyle ittin, öğretmeNi, öğretmeMe; okulu taşa çakıla, yöneticiyi çakala çevirdin; gençliğin beynini dumura uğratıp, eğitimin kafasına da “dershane” diye bir çuval geçirdin, saldın çayıra, zebaniler kayıra!

Her kim hangi hesaplarla ve hangi yollardan neyi nasıl sömürüyorsa, sözüm onadır!

Eğitime ticareti, çirkin siyaseti ve dogmayı bulaştırarak, bir ulusun gençliğini top yekun uçuruma itenlerin, toplu katliam yapanlardan farkı yoktur.

Türkiye’de eğitim, gerici ve çıkarcı çevrelerin marifetiyle çökmüştür.

Yazının tamamını okuyun »