Anasayfa Anasayfa

Sayfa 1 / 11

Nisan 2010 için Arşiv

Çağdaş sunaklar, çağdaş insan kasapları


Zelin Artuğ

Sabah…Evlerin perdeleri kapalı, daha. Çalışanlar, çalışmayanları uyandırmamak için ayaklarının ucuna basarak kapıdan çıkmış, kapıyı usulca çekmiş, otobüs duraklarına yönelmişler. Duraklar kalabalık… Durakta otobüs bekleyenlerin arasında bir işsiz…Bir haftadır, soğuk algınlığını atamamış daha üzerinden. Sabah ayazında buz gibi ter döküyor. Bir mendil çıkarıp, alnındaki boncuk boncuk teri siliyor, ilk gelen otobüse atlıyor. En arkaya geçip, cam kıyısına oturuyor. Kaldırımda yürüyen insanlara takılıyor gözü. Birbirine yabancı, birbirine saygısız, birbirini umursamaz insanlar geçiyor kaldırımlardan. Göbekli, iri yarı, esmer bir adam gelip, kapının yanına dikiliyor. İşsiz, elinde buruşturup paçavraya çevirdiği kağıt mendiliyle alnında biriken teri siliyor yine. Kafasında bunaltıcı bir sürü soru…

Yazının tamamını okuyun »

Moha Souag ve dilin gücü


Zelin Artuğ

Emperyalistlerce geri bırakılmış ülkelerin en büyük umudu, o ülkenin aydınlarıdır. Global bir emek sömürüsü karşısında dünyanın bütün emekçileri birleşmeli diyorsak, öncelikle üçüncü dünya ülkelerini, onların sorunlarını, kültürlerini, toplumsal yapılarını, aydınlarını tanımalıyız.

Çünkü düşman yalnızca dışarıda değil; nifak tohumları saçıp, nifak fidanları büyüten gerici çevrelerde de yuvalanmış durumda!

Yazının tamamını okuyun »

buluntu taşlar


Zelin Artuğ

Öğrenciliğim, emekçilerin bir “sosyalist devrim hayali” olduğu dönemlerde geçti. Hesaplaşan insanların ruh hali içindeydik. Emekçi insanların sömürüye karşı çıkarak onurlarına sahip çıktıkları zamanlardı. Patron olmayı bedava verseler, bir alan çıkar mıydı içimizde ? Şüpheliyim. Emeğimiz neyimize yetmezdi ki …”

Umutlarımı kaybetmiş, evin içinde o çekmece senin, bu çekmece benim, umutlarımı arıyordum. Ararken, bu taşları buldum. Yazının tamamını okuyun »

Düşler sokağında çay keyfi…


Zelin Artuğ

Bahçeli evlerde geçti çocukluğumuz. Bizim kuşaktan olan çoğumuzun da çocukluğu bahçeli evlerde, bahçesi olmasa, bile, doğanın  kucağındaki evlerde geçmiştir. Kan ter içinde kalırdık oynarken. Saklambaç, kovalamaca, köşe kapmaca, elim sende … unuturduk havanın karardığını da acıktığımızı da… Şimdi artık büyükler oynuyorlar bu oyunları.

Büyüklerin günümüzde moda olan en sevdikleri oyun da köşe kapmaca ! Körebe oynayanlar vazgeçtiler artık bu oyundan. Bırak gözleri bağlıyken, gözleri açıkken de yakalayamıyorlar artık ellerinden kaçanı. Saklambaç ve kovalamaca da günümüzün vazgeçilmez  oyunlarından! Ama oyunun kurallarını değiştirmişler biraz. “Ebe” saymaya başladığında kendileri saklanmıyor, yedikleri naneleri saklıyorlar. Kovalamaca ise yine büyükler arasında yaygın bir oyun. Bu oyunların sonu genellikle tatsız bitiyor.

Yazının tamamını okuyun »

Quasimodo, seni seviyorum!..


Zelin Artuğ

“Anadolu ekini, Anadolu toprağından yeşeren uygarlığın başka bir adı, Anadolu düşüncesinin biçimlendirdiği bir yaratı türüdür. Bu türün oluşturucu odağını, kurucu öğelerini düzenleyen, ona bir düşünsel nitelik kazandıran felsefedir. (…) Anadolu ekini denince uygarlığın belli bir kesimi değil bütünü, bu kavram altında toplanan buluşların oluşturduğu birikim anlaşılmalıdır.”

(İsmet Zeki Eyuboğlu (Anadolu Ekini, sayı 1, 15 Şubat 1990)

Yazının tamamını okuyun »