Anasayfa Anasayfa

hiç değişmeyen canlılar evrimi yalanlıyor


Zelin Artuğ

Müthiş bir itiraf! Hiç değişmeyen canlılar, evrimi de bilimi de yalanlar! Nato kafa nato mermer! Hazır yeri gelmişken, şu deyimi de açıklayalım. Nato ile falan ilgisi yok bunun. Deyim Yunanca.. “na to kefari, na to mermari!” “Na”, Yunanca’da “işte” demekmiş; “to”, İngilizce’deki “the”, Fransızca’daki “le, la”, Arapça’daki “el” gibi article, “kefari” de kafa anlamında… Mermari de mermer. Kısaca sözün anlamı, “İşte kafa, işte mermer!”

Mermer bile aşınmayla değişir de, bazı kafalar gerçekten hiç değişmiyor.

Ben bilime saygılı, sıradan biriyim. Bazı sıradan gerçekleri görebilmek için bilim adamı olmak da gerekmiyor; gözü, kulağı ve ortalama çalışan bir beyni olmak ve dogmalarla şartlanmamış olmak yeterlidir bunun için..

Mevsimler değişiyor, iklimler değişiyor, gıdalar değişiyor, toprağın jeolojik, kimyasal ve fiziksel yapıları değişiyor, ama canlılar yerinde sayıyor! Bu nasıl düşünülebilir? Ancak bir önyargıyla… şartlanmayla…  Einstein, “Bir önyargıyı parçalamak, atomu parçalamaktan daha zordur” der. Önyargıyla boy ölçüşmede, atomla kıyaslandığında, mermer oldukça yumuşak kalıyor. Ama mermer de öyle durgun sularda aşınacak bir şey değildir. Sert rüzgarlar, sert dalgalar gerekir aşındırmak için. Süreç gerekir, çatışma gerekir, mücadele gerekir…

Kim ne derse desin, doğanın kendi dinamiği vardır. Bu dinamizm içinde; doğa ve doğada barınan tüm cansız varlıklar değişir, tüm canlı varlıklar evrimleşir. Belli bir dogmaya saplanıp kalmış, hiç değişmeyen kafaların bile zamanla kelleştiğini, toparlaklaştığını, ya da suratların kırıştığını, yani değiştiğini görüyoruz. Burada değişmeyen kafanın cismi değil, düşünme biçimidir.

Düşünme biçimi nasıl değişmez? Bir eğitimci olarak çok basit bir örnek vereceğim.Bazı çocuklar altlarını ıslatma yaşını geçtikleri halde altlarını ıslatmaya devam ederler. Bunun çok çeşitli psikolojik nedenleri vardır. Çocuğun bir uzmana götürülmesi ve uzman denetiminde bu soruna çözüm aranması gerekir. Oysa çaresizlik ve cahillik yüzünden, insanlar kendilerince daha pratik çözümlere yönelirler. Çocuğu tehdit ederler. Bir daha altını ıslatırsa, onu ya öcüye verecek, ya dövecek, ya da kibritle pipisini, poposunu yakacaklardır vb. Çocuk korkar. Öyle bir korkar ki, artık ne böbrekleri çalışır, ne de bağırsakları.. Anne baba rahat eder. Ama çocuk.. ciddi şekilde hastalanmıştır. Bu durum, giderek bütün organizmasını rahatsız eder. Eğer zamanında müdahale edilmezse, bütün vücut hastalanır, dinamizmini yitirir, statik bir evreye girer.

Cahili bol toplumlar da böyledir. Cahil bir toplumu oluşturan bireylere yapmalarını istediğiniz, ya da istemediğiniz şeyleri korkuyla empoze edebilirsiniz. “Şöyle davranırsan cehennemde çatır çatır yanacaksın!” ya da “ böyle davranmazsan sorgu melekleri başına dikilecekler!” Başını örtmezsen, saçının her bir teli yılana dönüşecek!” Ne korkunç! Kısa, uzun, sarışın, kıvırcık, düz, permalı, röfleli, kızıl, siyah, örgülü, örgüsüz yılanlar…

Statik evre böylece başlar. Hiç değişmeyen canlılar evresi. Değişmeyen ama ağzı da epeyce laf yapan topluluklar oluşur. Bu toplulukları çekip çeviren, bunlara gidecekleri yönü tarif eden “mermari” kafalar, değişimle ilgili her şeyi yalanlama yoluna giderler.

Na to kafa, na to mermer! “Evrim yalan!” Tınkk!… Na to kafa na to mermer! “Yaşanmış olan herhangi bir evrim süreci yoktur!” Tınkk! “Evrim kayıtları evrime hiçbir kanıt sağlamamaktadır!” Tınkk!“Canlılar, bulundukları yerde aniden ortaya çıkmışlardır!” Tınkk!

Bir de işlerine gelmeyen sözleri duymaya hiç dayanamazlar. Kulakları daima tıkalıdır, ama çeneleri daima işler. Bu nedenle tartışma ve çelişkileri karşılamaya açık değildirler. Bir kez dokunmaya gör, bin kerre  ahüzar ederler!

“Bir ah ettik bin ahüzar dinledik kase-i fafurdan!” diye bir laf ederlerdi eskiler. Fafur, Çinlilerin yaptığı şu ünlü porselen devasa kaseymiş. Ufacık dokundun mu “çın…çın…” diye sesler çıkarırmış. Bizim büyüklerimiz ne güzel bir söz çıkarmışlar şu Çin kasesinden. Çın… çın.. Arada bir tınk!.. var tabii. Çın… çın… tınk!..

Birileri beni çok “kötü anıyor” olmalı! Kulaklarım “çın”lıyor!

Na to kefari… na to mermari.. na to kase-i fafuri… na to ahüzari!..

Evet, “bazı canlılar” hiç değişmeyecek. Bunların değişeceğine dair hiçbir umut yok. Siz ne derseniz deyin, ne tür bilimsel kanıtlarla gerçekleri anlatmaya çalışırsanız çalışın, bunlar, evrimi yalanlamaya devam edecekler.

Çünkü bazı kafalar hiç değişmez! Evrimle bile!.  

Zelin Artuğ (Ülkü Öztürk Göçmen)

2.104 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

Yorum yapma kapalı.