Anasayfa Anasayfa

halk düşmanları


Zelin Artuğ

Sözüm sizedir halk düşmanları!

Sizlere… paranın saltanatını seçenlere!.. Bildiği yanıldığına yetmeyenlere!  Bir masaya kurulup gelene gidene ahkâm kesenlere! Kendinden başka kimseyi önemsemeyenlere! Çıkarları uğruna tüm insani değerleri çiğneyenlere!

Bugün sizi küçük bir mekana davet edecek, yediğiniz herzelerden çok küçük bir örnek göstereceğim. Hem kendinize, hem de bu halka neler ettiğinizi bir küçük örnek üzerinden göresiniz istedim!

İstanbul’da bir hipermerket… Market girişinde bir Amerikan fast-food restorantı. Az ileride bir iskender kebapçı, yanında da pideci..

İki üç yıl önce bir defasında “şeytana uyup” iskenderciye gittik. Madem yemeğe para verecektik, Amerikalı para babası değil de bu ülkenin insanı kazansın istedik. Mönü geldi. İçecekler yazılmamıştı mönüye. Çok önemsemedik.  Yemeklerimizi istedik, yanında da üç kola..

Sıra hesap ödemeye gelince kafamız tavana vurdu.  Kolaların fiyatı, tahminlerimizin iki üç katıydı! O zaman suratınıza tükürememiştik, yutkunup ödemiştik dayattığınız parayı,  üç kağıtçılar!

Şimdi rahatlıkla söyleyebilirim artık. Siz halk düşmanısınız!

Nerede lokantanız? Bugün yerinde yeller esiyor! Hatta yerinde bir başka lokanta da yok. Kocaman muşamba örtülerle kapanmış mekanınız. Yandaki pideci de.. Tabelası görünüyor naylonların ardından. Amerikan fast food lokantasından başka yemek yiyecek yer kalmamış orada. Krizin merkezi Amerika, krizden sıyrılmanın yolunu  bulmuş, oyuncağı ettiği ülke insanlarına kerizleri oynatmaya devam ediyor. Diyor ki… “Ben de size bu sandviçleri yediririm!”  Bir de promosyon yapıvermiş … Halkım bir güzel yiyor ki sorma! Bütün masalar dolu. Sam Amca’yı krizden kurtarmak için yarışa girmiş, çoluk çocuk.. Senin kendi vatandaşına terbiyesizce  kakaladığın o kolaları da Amerika, terbiyeli terbiyeli kakalıyor!

Karşımızda bir apartman var. Tam on beş katlı. Bütün daireleri boş. Evet.. bomboş.. İki yıldır kiralık afişleri yapıştırılıyor sağına soluna, balkonuna camına.. Kimsenin umursadığı yok.

Siz kiralık daire arasanız, hiç kimsenin oturmadığı bomboş bir evden daire kiralar mısınız? Aynı paraya, bir ara kat kiralayıp, daha iyi ısınmak varken.. Hırsıza uğursuza karşı daha güvenli daireler varken…

Diğer daireler nasıl kiralanıyor?  Üç beş daire sahibi oluyor her apartmanda.. Önce onlar oturuyorlar dairelerine. Birkaç daireye birkaç perde asılıyor.  Sonra yavaş yavaş kiracılar gelmeye başlıyor. Derken bütün daireler doluyor.

Peki ya karşımızdaki apartman? O neden bomboş bunca zamandır?

Eğer bir insan halk düşmanı olursa.. Gözü paraya pula doymazsa.. yan gelip yatarak sırf kira gelirleriyle yaşamayı aklına koyarsa.. Altmış dairenin altmışını da tek başına satın alırsa.. Altmış dairenin her birini yedi sekiz yüz liradan kiraya verip, dünyanın bütün safahatlarını de satın almayı planlarsa, o apartman öyle boş kalır işte!

Tabii günün birinde daireler ya kiraya verilir, ya da satılır teker teker.. Ama sokaklarda halkım soğuktan ölürken, sokak çocukları naylonlara sarılıp mezarlıklarda yatarken, o zamana kadar o apartmanın dairelerinde bu alçakların samimi dostları olan cinler ve ecinniler yaşar!

Sen, üçkağıtçı! Sen halk düşmanı! Altmış daireyi bir çırpıda almak için kaç yıl.. kaç ay.. kaç hafta.. kaç gün.. kaç saat çalıştın hayatında? Şimdi yanıt verme, bekle.

Sen, açgözlü halk düşmanı! Gün gelecek, bu sorunun cevabını, yoksulluğa sürüklediğin halka vereceksin!

Söyleyecek yalanın ve yalanlarını yutturacağın kimse kalmadığında, belanı bu yoksul  halktan bulacaksın!

 

Zelin Artuğ (Ülkü Öztürk Göçmen)

1.241 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

Yorum yapma kapalı.