Anasayfa Anasayfa

kekik kokulu çayırlar


Zelin Artuğ

Islak çimenler üzerinde çıplak ayaklarla yürüdün mü hiç?

Yağmur yağmış. Sabahın ilk ışıklarıyla, ışık bilyeleri yuvarlanıyor,  geceden yıkanmış yaprakların üstünde. Yaprağın ucunda bir damla, kararsız beklemekte. Orada öylece kalıp sabah güneşinin tadını mı çıkarsın, yoksa yavaşça çimenlere yuvarlanıp, oradan da toprağa mı ulaşsın?

Güneş ürkek ışınlar yolluyor, yağmur sonrası yıkanmış kırmızı çatılara.. Gri beyaz bir kuş, önce kiremitle oluk arasında birikmiş yağmur suyuna kanatlarını daldırıyor, kanatlarını çırpıp yıkanmanın tadını çıkarıyor, sonra karşıdaki yapının kiremitleri üzerine, askerler gibi dizilmiş başka kuşların yanına uçuyor.

Birden hava bulutlanıyor, güneş gri mantosuna sarınıp arkasını dönüyor doğaya. Üşüyor doğa. Serin bir rüzgar dolaşıyor ağaç dalları arasında. Yaprak üşüyor, çiçek üşüyor.. Yavaşça yapraklarını kapatıyor papatyalar. Yeniden tomurcuğa dönüyor sanki.

İnceden başlıyor yağmur. Bütün gece yağmış da hızını alamamış gibi yağıyor çisil çisil. Kuşlar hiç istifini bozmuyor. Tüylerini kabartıp, ince ince serpiştiren yağmur damlalarını kanatlarının içine alıyor, sonra da kanatlarını silkeliyorlar.

Telaşlı bir kedi, caddenin karşısına geçiyor, yol kıyısına konmuş banklardan birinin altına büzülüp oturuyor.

Hayır, hiç yürümedim çıplak ayaklarla çimenler üzerinde!

Yağmur, yemyeşil doğada bir başka yağar. Fil kulağı gibi kocaman yaprakları olan bir bodur ağaç anımsıyorum. Bu ağacı nerede gördüğümü çoktan unutmuşum. Unutmadığım tek şey, sağanak yağmurda, içe doğru kıvrılmış, çukurlaşmış yaprakları arasından yağmur sularının tıpkı bir maşrapadan boşalır gibi toprağa akmasıydı.

Çok yağmur yağmış, doğa tertemiz yıkanmış, etraf yeşile sarmıştı. O anda sırılsıklam ıslanmış ayakkabılarımı çıkarıp, yemyeşil çimenler üzerinde çıplak ayakla yürümek vardı. Neden yürümedim, neydi beni engelleyen, bilmiyorum.

Yağmur, giderek hızını azaltıyor. Tek tük damlalar… derken kesiliyor yağmur. Güneş, gri mantosunu uzaklara savurup, yeniden yüzünü dönüyor doğaya. Pembe ışıklar yolluyor çimenin yeşiline. Gri manto uzaklaşırken, bir tutam da pembe götürüyor yanında. Griyle pembenin müthiş uyumu, yağmur sonrası bütün pırıltılarını kuşanmış yeşile meydan okuyor. Yeşil çimenlerde billur tanecikler..

Ayakkabılarımı çıkarıp, çıplak ayakla yeşil çimene basıyorum. Ağırlığımı veremiyorum çimene. “Henüz” söylenenlere kulak veremeyecek kadar toyum. Ne yapmam gerektiğini de bilmiyorum. “Henüz” anlama aşamasındayım. Hemen toparlanıp ıslanmış ayağıma ayakkabımı geçiriyorum. Basmayacağım çimenlere.. Ezmeyeceğim çimenleri fil gibi! Ne ayakkabıyla, ne de ayakkabısız!.. “Henüz” öğretilenlere karşın, “henüz” öğrendiğim, bu.

Yağmur sonrası, mis gibi kekik kokuları geliyor çayırlardan.

En iyisi ben bir çay demleyeyim. Herkes çay içiyor, değil mi?

 

Zelin Artuğ (Ülkü Öztürk Göçmen)

1.884 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (4 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

Yorum yapma kapalı.