Anasayfa Anasayfa

yeryüzü taşı


Zelin Artuğ

Taş olsaydım yeryüzünde, şu taşın yerinde olmak isterdim. Tropikal bir meyve olmalı taş masanın üzerindeki. Ağaç, meyvesini bırakmış taş masanın üzerine. Meyve, taşın direngenliğiyle birkaç parçaya bölünmüş. Dünyanın en güzel varlıklarından biri olan kuş da gelmiş, konmuş masanın üzerine, karnını doyuruyor. En canlı olanı da kuşa ev sahipliği yapan şu yertaşı !

Bir dost selamı aldım bugün. Bundan sonrasını, onun kendi ağzından dinleyelim:

” (…) Resimdeki bir taş. Adı önemli değil. Gökteki bir yıldızdan kopup gelmiş, evrenin bir parçası. Gökteki ,yıldızlardan gönderilen bir selam gibi, merhaba gibi bir taş. Geceleri saymakla bitiremediğimiz, parıltılı ışıkları ile hayaller kurduğumuz, yolculuklarımızda pusulamız olan, ışıltılarını görmenin dışında somutlayamadığımız, uzanıp da elle tutamadığımız bir yıldızın selamı. Duygu ve düşüncelerin somutlanışı. O taş parçası çok şey anlatıyor. Taşın söylediklerini zorlanarak da olsa, az çok anlıyorum. Yalnızca bir yıldız parçasının değil, evrendeki varlıkların her birinin ayrı ayrı dilleri olduğunu sanıyorum. Ancak biz insanlar bu dilleri bilemiyoruz. Bilsek, anlayacağız, konuşacağız elbet. Yanlış hatırlamıyorsam, resimdeki taş, üç kardeşten biri. Birisi bir yerinde buruna benzer bir çıkıntısı olan bir taştı; biraz kaplumbağaya benziyordu. Diğeri de dünyada karşılaştığı tatsızlıklardan olmalı, kahrından “çat!” diye ortadan ikiye bölünmüş, yatıyordu. Bir elmanın iki yarısı gibiydiler. Kıskanmıyorum. Yıldızlar yalnızca gökte yaşamazlar. Dünyamızda da var yıldızlar. Yıldızlaşan insanlar tüm insanlığa ve çevrelerine ışık saçarlar. Çevrelerinde sevgiden, güzellikten oluşmuş bir hale yaratırlar. (…) Onlar yeryüzünün yıldızlarıdır, yeryüzü taşları…(…)”

Bu yıldız muhabbeti bana Kemal Özer’in şu dizelerini anımsattı: Ezberimde kaldığı kadarını yazıyorum, yanlışım varsa kusura bakma Kemal Ağabey. “Balkona çıkıp da bir yıldıza baktığımda,  dünyanın başka bir yerinde bir başkasının da aynı yıldıza baktığını düşünürüm daima.” Şair işte. Bir cümleyle bir kitap yazıyor. Laf ebesi bir yazara vereceksin bu sözü, üç cilt kitap yazacak üzerine. Bir başka şair de sevgiyi tanımlarken, “Sevgi, gözgöze bakışmak değil, birlikte aynı yöne bakmaktır.” diyordu, ya da benzer bir söz… Şimdi bu ikisini birleştirirsek, bizim laf ebesi yazar iki cilt daha ekler önceki üç cildin üstüne. Ben, bizim laf ebesi yazara (böyle bir yazar yok, şimdi uydurdum) bir oyun oynamak istiyorum. Bir dolu balkon, bir dolu insan, bir dolu da yıldız… Hadi çık bakalım işin içinden:) Dünya halkları bir ağızdan bağırıyorlar: Çift noktayı koydum ama gerisini getiremedim. O kadar da içinden çıkılmaz sahneler yaratmaya gerek yok şimdi. Ben sıradan bir yeryüzü taşı olmak, kafamda paralanan tropik bir meyveyi, minik bir kuşa ikram etmek istiyorum. Bu kadarı yeter bana.

Gönlüne sağlık, sevgideğer arkadaşım, bana yakıştırdığın ışık, senin insanlığından, senin dostluğundan geliyor. Güzellikleri paylaşmayı bilmenden geliyor.

Zelin Artuğ (Ülkü Öztürk Göçmen)

2.332 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (8 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

Yorum yapma kapalı.