Anasayfa Anasayfa

moha souag ve yapıtı


Zelin Artuğ

Faslı yazar Moha Souag, yapıtlarında söz kalabalığına kaçmadan, doğru sözcüğü seçerek, dünü ve bugünü yoklayıp elden geçiriyor. Geçmişte yapılan yanlışlarla ve insanî olmayan tutumlarla hesaplaşmaya bırakıyor okuru. Acı Çayda ele aldığı konu, yaşamın çeşitli evrelerinde  hepimizin karşılaşabileceği türden, son derecede sıradan sahneleri barındırıyor içinde. Romanın kişileriyse sanki sokakta, markette, belediye otobüslerinde, hastanede, parklarda, aklımıza gelen her yerde  karşılaşabileceğimiz türden insanlar. Neredeyse içlerinden bazılarını tanıdığımızı bile söyleyebiliriz. Ama Souag’ın kaleminde, herbiri, okur olarak  yeniden kavramaya, tanımaya kalkıştığımız, sayelerinde, dünyaya değişik açılardan bakma gereği duyduğumuz varlıklara dönüşüyor.

Bireyler arası çatışmaları “kültür farkı”, “kuşak farkı” gibi söylemlerle ifade etmek ve işin içinden böylece çıkmak doğru mu acaba, diye kendimizi sorgulamaya başlıyoruz. Aynalar mı kırık da böyle binbir surat gibi görünüyor insanlar, yoksa suratlar mı çarpık ? Ya da hiçbiri değilse, çarpık olan ne ? Bu sorular yanıt bekliyor.  Okudukça sis bulutları kalkıyor, ortalık aydınlanıyor.

Haziran 2008. Acı Çay, Kalkedon Yayınlarından çıktı. Kitap gerçekten de özene bezene hazırlanmış. Kalkedon emekçilerinin ellerine sağlık.  Sırada İblis adlı kitabı var Moha Souag’ın. Şimdilik görücüye çıkmaya hazırlanıyor. Belki sonbahara… Mevsimler de değişti dünyanın diğer örtüleri gibi. İlkbahar, yaz, sonbahar, kış, hepsi birbirine karıştı. Belki yaz güneşinin son ışıkları altında okuyacağız İblis‘i, belki de güz yağmurlarının camlarını dövdüğü bir otobüsün koltuğunda. İşin o kısmı benim alanıma girmiyor. Asıl söyleyeceğim şu:  Ben, kitabı türkçeleştirirken  okudum (!) Çok güzeldi.

Zelin Artuğ (Ülkü Öztürk Göçmen)

1.950 okunma
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (11 oy, ortalama: 5,00 / 5)
Loading ... Loading ...

“moha souag ve yapıtı” için 2 Yorum

  1. Gökhan diyor ki:

    Acı Çay, Fransızca’dan Türkçe’ye çevrilmek üzere senin masanın üstüne geldiği zaman, kitabı okuyup bize kısaca anlattıkların kitapta ilginç ve güzel bir konunun işlendiği izlenimini uyandırdı bende. Kitabın dilimize çevrileceği anı sabırsızlıkla bekledim. Kitabı henüz basılmadan okuyan ve yorumlayan ilk üç kişiden biri olmak da ayrı bir mutluluk verdi bana. Çünkü kitabın anlattığı insanlarla, bizim insanlarımızın ne denli benzer özellikler gösterdiğini bildiğim için okurdan gelecek olumlu tepkiler heyecanlandırıyordu beni.

    Şimdi kitap çıktı ve ben yine aynı şekilde heyecanlıyım. Çünkü önceden de söylediğim gibi, bu kitap Türkiyeli okura çok hitap ediyor. Kitabın kahramanı Farid, sokaklarda karşılaşmamız çok muhtemel bir insan tipi. Ama kitabın Fas kültürüne ilişkin bir takım farklılıkları da göz önüne sermesi önemli. Adeta uzak diyarlardan esen samyelleri yüzümüze çarpıyor bu kitabı okurken.

    Hak edenler, hak ettikleri yerleri mutlaka bulurlar. Bu kitabın da hak ettiği yeri bulacağından hiç kuşkum yok. Herkese müjde ! Okuma dünyamızın ferah bahçelerinde yepyeni bir çiçek açtı.

  2. Zelin Artuğ diyor ki:

    Kitabı henüz basılmadan okuyan ve yorumlayan ilk üç kişiden biri ben oluyorum. Diğer ikisi, çeviri aşamasında beni hiç yalnız bırakmayan iki değerli danışmanım. Türkçeyi yerli yerinde kullanma aşamasında daima yanımdaydılar. Bu kitabın çevirisinin gizli emekçileri onlar.

    Onların, çalışırken masama getirdikleri çayları ve neskafeleri saymıyorum. Asıl önemlisi, son kontrollerde çeviriyi satır satır benimle birlikte okumaları ve benim ilk anda göremediğim pürüzleri görüp, işaret etmeleriydi. Beyninize, gönlünüze sağlık.

    Gökhan’ın bugün finalleri bitti ve aynı gün, Acı Çay için yorumu da gecikmedi. Eee artık kırsal alanlara dev uçurtmamızı uçurmaya gidebiliriz.