Anasayfa Anasayfa

Sayfa 1 / 11

‘yağmur’ olarak etiketlenmiş yazılar

TAYLAN


Zelin Artuğ (Ü.Ö.G)

-Yağmur adamlara ve gökkuşağı analara…

tttt

Tuz gölü, beyaza çalar mavisiyle, çimen yeşili bozkırın ortasında kocaman bir leke gibi duruyordu. Gökyüzü, tam ufuk çizgisinde durgun göle kavuşmuş, gölle sarmaş dolaş olmuştu. Kıyılarda kum öylesine inceydi ki toprak demek daha uygun düşerdi. Göl kıyısını dalga dalga saran pembe kristal tuz tabakası, uçuk mavi gölün kıyısında, gölü çevreleyen bir fisto gibi dolanıyordu. Kıyılardaki kristal pembeliğe akşam güneşinin kızıllığı vuruyor, suyun kıyısında kızıl pembe ışıklar oynaşıyordu. Serin bir rüzgâr esiyordu kuzeyden güneye…

 

Yazının tamamını okuyun »

Küçük Kız ve Yağmur


Zelin Artuğ

 

 

zz

 

Düş kurmak istiyorum. Deniz kıyısında tek katlı bir ev… Evin girişinde camekândan bir odacık… Küpe çiçekleri yerleştirilmiş cam önlerine. Ama bir de oturma yeri var cam kıyısında. Ambalaj sandıklarının üzerine çiçekli basmadan yüzleri olan minderler atılmış, yumuşacık bir köşe yapılmış. Yazın, evdeki kışlıklar, kışın da yazlıklar doldurulur bu sandıklara. Ara sıra sandıkların üzerindeki minderlerle basma çiçekli örtüler kaldırılır, açılan sandıklardan bir yün yelek, bir yün çorap çıkarılır, ya da açılan sandığa başka fazlalıklar konur.

 

Yazının tamamını okuyun »

Veda


Leman TOGO

 

20bf7bbcda864a90e56696baf777d1cc

 Uyku tutmamış, uzun süre kitap okumuştu. Kaldığı sayfaya bir ayraç koyarak kitabı başucundaki komodinin üzerine koydu. Uykusu yoktu ama belki karanlıkta uykusu gelir diye başucundaki abajura uzanıp ışığı söndürdü. Sokak lambasının ışığı yavaş yavaş aydınlattı odayı. Dışarıda oldukça şiddetli yağmur yağıyordu. Bir süre sonra sokak lambasından gelen ışık karşı duvarda küçük bir sinema perdesi oluşturdu.

Rüzgâr da şiddetini iyice arttırdı. Lambayla pencerenin arasında kalan ağaçlar belli bir ritimle film perdesinde oraya buraya savruluyorlardı. Perdede hareketli bir fırtına sahnesi gösteriliyordu. Dallar sağa sola, yukarı aşağı savruluyor, daha hızlı gelen bir rüzgarla birbirine giriyor, ayrılıyor, tekrar tekrar dönüyordu.

Bu hareketli sahneyi seyrederek uyumayı denedi. Böylesine bir ivme onu nasıl da sakinleştirmiş, ta uzaklara götürmüş, dejavü yaşatmıştı.

Yaşamın kendisine kurduğu tuzaklarla çok uğraşmış, güçlenmişti. Ama bu tuzakları atlatırken o yenilen miydi, yoksa yenen mi? Galip geldiğini sandığında mağlubiyete boyun eğdiğini düşündü.

Bütün olayları lehine çevirmeye çalışmış ancak olaylar her defasında aleyhine sonuçlanmıştı. Kendi doğrusunu yaşayamıyordu hiçbir zaman. Onu engelleyen de kendisiydi. Direniyor, bir süre dayandıktan sonra yorulduğunda akışa teslim oluyordu. Bunun nedeni sevgisi miydi? Hayır, ondan eser kalmamıştı. Aslında yazgısı olduğunu düşünüp susuyor ya da susturuluyordu. Yaptıklarıyla yapmak istedikleri aynı değildi. Her zaman geri püskürtülmüş, çıkardığı tırnaklarını geri çekmek zorunda kalmış, ya da zorla çektirilmişti.

 

Yazının tamamını okuyun »