Anasayfa Anasayfa

Sayfa 1 / 11

‘deniz’ olarak etiketlenmiş yazılar

sarı kız


Zelin Artuğ (Ü.Ö.G)

12106995_408548759340775_7574089536417261791_n

Güz mevsiminin başlarıydı. Birlikte oynadığım, birlikte çitlembik ağaçlarına tırmandığım çocukların ağzından düşmez olmuştu sarı kız sözü. Söylediklerine göre sarı kız götürecekti bizi okula. Saçları sarı olmalıydı, ama saçları uzun mu kısa mı hiçbir fikrim yoktu. Kimse onu tarif etmemişti bana. Bir tek adını biliyordum. Sarı kız…

Evimizin bahçesiyle, az ötedeki kumsal ve iri kefallerin yüzdüğü derenin kıyısı tek oyun alanımdı. Kıyısındaki söğütlerin dallarını serin sularına sarkıttığı bu dere evimizin yakınındaki kumsalda iyice sığlaşır, denize dökülürdü. Çocukluk eğlencelerimizden biri de derenin sığlaştığı kumsalda paçalarımızı sıvayıp, naylon ayakkabılarımızla dereye dalmak, bir yakadan öte yakaya geçmekti.. Böylece büyük bir iş başardığımızı kanıtlamış oluyorduk. Yorulunca karşı yakadaki kayanın üzerine oturur, naylon ayakkabılarımızı ayağımızdan çıkarıp içindeki suyu boşaltırdık. Uzaktan annemin çağırdığını duyunca ayakkabılarımı elime alır, karşı tarafa yalın ayak geçerdim. Kumsalı geçip üç basamaklı merdivenin başına gelince ayaklarıma yapışan kumları silkeler, ayakkabılarımı giyer, annemi daha fazla kızdırmadan eve koşardım.

Bütün yaz koşup oynadığım kumsalda deniz çekilmiş; dışı çok hoş desenli, içi sedefli istiridyeler, denizyıldızları vurmuştu kumsala. Martılar kumsala doğru süzülüyor, gagalarında avlarıyla havalanıyorlardı. Havalar serinlemiş, gökyüzünün mavisi solmuştu. Rüzgâr sert esiyor, ağaç dalları arasında ıslık çalarak dolaşıyordu.

Yazının tamamını okuyun »