Anasayfa Anasayfa

Sayfa 84 / 85« İlk...«8182838485»

merhaba dünya


Gökhan Öztürk

H3I_I_0 W0RI_I)

Renkli şapkalı hacker’ların ağzından bir nidayla başlamak istedim ilk olmayan blogumun ilk yazısına. Bu renkli şapkalı hacker’lar da ne diyecek olursanız… Yazının tamamını okuyun »

asya-afrika yazarlarına


Zelin Artuğ

Kardeşlerim

Bakmayın sarı saçlı olduğuma

Ben Asyalıyım.

Bakmayın mavi gözlü olduğuma

Ben Afrikalıyım.

Ağaçlar kendi dibine gölge vermez benim orda

                  sizin ordakiler gibi tıpkı.

Benim orda arslanın ağzının ağzındadır ekmek

               ejderler yatar başında çeşmelerin

               ve ölünür benim orda ellisine basılmadan

                     sizin ordakiler gibi tıpkı. Yazının tamamını okuyun »

“ebru”lu masa


Zelin Artuğ

Dost
Genç adamın biri,
Dermiş babasına her gün;
‘Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi’
Baba, itiraz eder,
Olmaz öyle çok dost,
Hakikisi belki bir, belki iki,
Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki…
Devam eder durur konuşma…
Yazının tamamını okuyun »

MOHA SOUAG (Thé Amer) ACI ÇAY


Zelin Artuğ

Yazının tamamını okuyun »

limonî


Zelin Artuğ

Kırmızı odada, yuvarlak, kırmızı örtülü, verzalit bir masa. Çaydanlıkta demini almış çay, lâl rengi bir tartışma, alevlendikçe alevleniyor masa başında. Siyahla beyazın, varla yokun aslında aynı şeyler olduğuna karar verilmiş. Bizi bir duyan olsaydı, ya deli olduğumuzu düşünürdü, ya zır cahil. Cahil miydik bilmiyorum ama, deli olduğumuz kesindi. Şu, tepedeki limon gibi yuvarlak  masada, aslında her başlangıç noktasının aynı zamanda bitiş noktası olduğuna, bütün cisimlerin aslında cıva gibi küre şeklinde olup, içinde bulundukları koşullara göre şekil aldığına karar verirken kırmızı odanın her köşesinden al ışıklar vuruyordu masaya.

Yazının tamamını okuyun »

kurşun kalem


Zelin Artuğ

Kurşun kalemle yazardım eskiden. Herkes de öyle yazardı. Kalemin ucu yazdıkça kütleşir, kütleştikçe sivriltirdim. Kalemin ucu sivrildiğinde daha bir güzel dökülürdü sözcükler kağıda. Kalemin ucu kütleşmeye başladığında sözcükler de dik bir yokuşu tırmanırmış gibi tık nefes kalır, sözcüklerin ayakları birbirine dolaşırdı. Tam bu noktada, kalemin ucunu sivriltmek gerektiğini anlardım. Kalem açılınca sözcükler de açılır, yokuş falan anlamaz dört nala uçardı bembeyaz kağıdın üzerinde. Uçsuz bucaksız steplerde koşan yaban tayları gibi…

Yazının tamamını okuyun »

balkonda çay keyfi


Zelin Artuğ

Bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı iki gün önce. İstanbul yağmura susamış.
Mis gibi çay kokusu yayıldı evin içinde. Hayatlarımız acı çaya çevrilse de böyle yağmurlu havalarda, camekana vuran yağmur tanelerine bakarak balkonda çay içme keyfimizden vazgeçemeyiz. Yağmur, tozu toprağı yıkar da çatılar, ağaçlar, yollar dupduru bir görüntü alır ya, yağmurlu havada çay da bir başka berrak görünüyor bardakta. İçtikçe içesi geliyor insanın. Yok..çayın markasını sormayın, bu kadarı reklama girer. :)

Yazının tamamını okuyun »

can yücel


Zelin Artuğ

“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela.
O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, senin o’nu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Yazının tamamını okuyun »

acı çay


Zelin Artuğ

Yakında Kalkedon yayınlarında çıkacak olan yeni çevirimden bir iki bölüm aktarmak istedim. Acı Çay (Thé Amer) Faslı bir yazarın, Moha Souag’ın romanı. Moha Souag, 1991′de RFI (Uluslararası Fransız Radyosu) tarafından verilen “Fransız dilinde yazılan en iyi öykü ödülünün ve 1998′de verilen Atlas Öykü ödülünün sahibi bir yazar. Aynı yazarın bir kitabını daha çevirdim Türkçe’ye. İblis. Bu kitabı da yayınlanma aşamasından sonra kitapçıların vitrinlerinde göreceğiz. Ama o kitaptan daha sonra söz edeceğim sizlere. Şimdi gündemdeki kitap Acı Çay. Romanda bize çok yakın, bizden bir şeyler var sanki. Yazının tamamını okuyun »

lale devri çocukları


Zelin Artuğ

 

çok geç kalmışız canım

vakit bu vakit değil

eski radyolar gibi

çatıya saklanmış aşk

Yazının tamamını okuyun »