Düşle gerçeğin sınırındaki “dost”!..
Zelin Artuğ
Bahar geldi. Yol boylarındaki ağaçlar, bakımsız çocuklar gibi kavruk, solgun… Düş tarlalarındaki ekinler, susuzluktan kurumuşlar.
Gerçek, gerçek değil ; düş kurmaksa yasak!
Bahar geldi. Yol boylarındaki ağaçlar, bakımsız çocuklar gibi kavruk, solgun… Düş tarlalarındaki ekinler, susuzluktan kurumuşlar.
Gerçek, gerçek değil ; düş kurmaksa yasak!
Terk etme duruşunun içinde epey birikim var…
Sevgiliyi, hayatı… Okumayı neden terk eder?…. Yazmayı, okulu… İşi… neden terk eder insan?…
Bir protestodur terkin ana amacı.. çekip gitmez, terk eder… Aşkını , işini, okulu…..
Yenilgi midir?… Hayır ! hiç bir terk yenilgi değildir özünde, hiç bir terkin sonucu bilinemez… terk eden bilir ancak sonucu.. terk edilense adı ne olursa olsun.. terk edilmiştir.
Neden terk eder insan?…

Upuzun bir bekleyiş bu. Öyle hemen geçecek türden değil. Dağarcığındaki kelimelerin seni sensizliğe/sessizliğe terk ettiği, eline almak istediğin her kelimenin yeşil ve ışıltılı birer baharken avuçlarında solup eylül kırığına ve hışırtısına dönüşmesi hayret verici! Fakat öyle!
Sonsuzmuş gibi gelen bir bekleyiş bu. Belki birine, bir sevgiliye, bir sıcak dost yüreğe ilintilenebilir, -illa bir isim vermek gerekmese de-, adlandırılabilir; uzay denebilir mesela. Mesela imge, ütopya, sıla, gurbet de denebilir… Anlamlı veya anlamsız olması, yakışması ya da yakışmaması hiç önemli değildir. Demek istediğim; bekleyişin sonunda bir vuslata ermek olacaksa şayet, biliniyorsa bekleyişin başından itibaren kavuşmalarla nihayete ereceği…
Ee-evet! Olasıdır, muhtemeldir. Fakat değil işte! Bu bekleyişin herhangi bir amacı, başı, sonu, adı, sanı, kimliği, kimliksizliği, somutluğu, soyutluğu, varsıllığı yok!
Kaçın!… Hayattan, sevgiliden, arkadaştan, okuldan, yazdan, kıştan… Kaçın!…. açlıktan, yoksulluktan, sömürüden Kaçın…
Kaçın!
Nereye? Durun diyenlerden kaçın!..
Neden bulun kaçın, nedensiz kaçın ama mutlaka kaçın…
Hiç ama hiç beklemeyin, hemen kaçın… Tartışmadan kaçın, sorundan kaçın, tatile kaçın, ülkeden kaçın…
Kalabalığın içi!…
” Saygılarımla, buyurun efendim… Ne demek siz öyle düşündükten sonra… Evet aynen dediğiniz gibi… düşünmem bile, siz dediniz ya…
Öyle beyefendi bir adamki maaşımı alırken bana her zaman gülümsemeyle bakar…. halimize şükr edelim soğan ekmek bulamayanlarda var… iftar kaçtaydı?”
Kalabalığın üstü!
“Fırsat herkese var… sen çalış göreceksin neler değişecek… size kredi kartı verdik harcasanıza… Kitap okuyun aşkı keşfedin…
Yeni bir sistem geliyor bu seferki çok farklı, kira öder gibi ev sahibi olacaksınız daha ne istiyorsunuz…
Şimdi tamamda enflasyon oranında zammı bile beğenmemek gibi şeyler olmaz değilmi? yakışmıyor…”
Arada kalanlara!…
Nasıl atlayacak sınıfı?…
Çok arada…
Bir yanda İhtişam
Bir yanda Paylaşma…
Dediler ki!…
” Sınıfının adamı olacaksın”
Yanıt hazırlayacak!…
Düşünüyor ama
… (aslında düşünmemeye çalışıyor)
“Şimdiiii” diye başlamalı ama “kaba” çizgileri de olmamalı!…
Eveet bulduu!…
Ama halâ arada!… ( Arada olması, rüya yüzünden) bu “arada”…
“Siz neden kargaşa?…
Hem ben hemen isterim; oysa!…