Anasayfa Anasayfa

Sayfa 55 / 82« İlk...«5354555657»...Son »

Sorumluluk


Haşmet Ahmet Şenses

aaa1
Sorun oldu
apartmandaki
bir avuç şey

akşam çıkarken
gördüm
inince merdivene,
bağlamak için
bağcıklarını
ayakkabılarımın
eğilince

Yazının tamamını okuyun »

Ayık, uyan…


Şerife Karaçayır Mutlu

Kıyam etuyanis

ve ayık,

uyan!..

Sen uyanırsan,

bilincin eder kıyam*

 

Yazının tamamını okuyun »

Uyanmandır dileğim,


Şerife Karaçayır Mutlu

 
 

 

Önce,

Dolanırsın yaşamının

sanalDış cephelerinde,

Dünyanın vitrinlerinde, 

Şekillerinde,

Her yıl

Son modeline

Uymalıdır arabanın markası,

 

Yazının tamamını okuyun »

Bilinmeyenlerim


Cafer Demirtaş

 

………

gizemliYazgım, girdap bahçesinde

Bitap sağanaklardan

Bir hüzün çiçeğiyim

Şarap tadında yıllanmış.

Dokunmayın tenime

Hiç bir zaman

Yakar sizi tutkularım.

 

Yazının tamamını okuyun »

üç dil


Zelin Artuğ

 

 gok1

 

Yazının tamamını okuyun »

bilim… bazen çözemez!…


Zelin Artuğ

 

 

gok3

 

 

Yazının tamamını okuyun »

Duygularım ve Kızım


Feyziye Bilen

10228_1052537453033_1813696997_112858_6004004_s İçim coşan nehirler gibi…Sürekli duygu seli yaşıyorum.  Hissettiğim şeyler çok güzel ama biraz kaygılı yani karmaşık. Onu koklamak, ona dokunmak, onu hissetmek ve yaşamak o kadar tarifsiz duygular ki. Masum bedeni yavaş yavaş büyüyor. Küçücük elleri E.E. Cummings’in “Somewhere I have never travelled” adlı şiirindeki ‘Hiç kimsenin yağmurun bile böyle küçük elleri yoktur’ dizesini anımsatıyor. Saçları bir yandan uzamaya çalışırken yer yer de dökülüyor. Peki o karmaşık saçlar bile nasıl oluyor da bu kadar güzel görünebiliyor.
Yazının tamamını okuyun »

Ne olursan ol gel…


Melda Balaban

703629 
 
Bir dünya kurmalıyım.
Doğduğum günden başlayan, kıyamet dedikleri güne kadar süren…
Öyle bir dünya kurmalıyım ki,
inanç kelimesinin anlamlı olduğu, mahşer yerinde, verilecek hesapların olmadığı…
Öyle bir dünya ki, gün geldiğinde ve ben sorduğumda…
-Söyleyebilecek bir şeyin var mı?
-utandım, arlandım, yaşadım, yaşattım
Cevapları verilen.
Bir dünya ki, kimsenin kimseyle hesabı olmasın, ahını almasın.

Öyle bir dünya olmalı ki, yaşarken yaşatılsın…
Gördüm, duydum, bildim.
Bendim, sendim.
Senim.

Yazının tamamını okuyun »

Durmuş


Haşmet Ahmet Şenses

 

homelessGelip gördükçe, uzaktan tanıdıkça sevmeye de başladım.

Çevresindekiler için, hemen hemen hiçbir şey ifade etmiyor. Çarşıda, şurada burada gördüğünüz, belki bir çok kez gördüğünüz ama tanımadığınız, herhangi birisi…

Ne zaman gelsem burada. Buraya ait. Mekanın sahiplerinin… Ama mekanın kendisi ve içindeki eşyalar gibi değil. Hatta orada çalışan o diğer ikisi gibi de değil.

Adı Durmuş. Zamanın içinde durup kalmış. Sanki hep böyleymiş; çocuk olmamış hiç, bir ana-baba yanında büyümemiş, delikanlı olmamış. Onu gören herkes için, gördükleri ilk kezden beri, sanki hep böyleymiş.

 

Yazının tamamını okuyun »

Değemem dudağımı dudağına – Elektrik kokuyor ağzım…


Hatice Atalay

hassanaliSonbahar filmin’de film kahramanı “Yusuf yeni tahliye olmuş (…) yoldaşlarının can verdiği katliamların hedefi olmuş, bu süreçte ciğerleri tükenmiş ve geride yoldaşları kalmış. (…) Kabuslarında durmadan ‘Hayata Dönüş Gecesi’nin saldırı sahnelerini görüp, revirdeki karganın sesini duyan, bir kere de üniversitede polisle göğüs göğüse geldikleri gösterileri hatırlayan Sonbahar’da Yusuf’un dili ve görsel hafızası fazlasıyla tasarrufludur; bir taraftan baktığınızda o, gaz bombalarıyla, pompalı tüfeklerle, lav silahlarıyla ölümü görmüş, duymuş, tatmıştır. (…) Beni de doğrusu film boyunca en çok etkileyen, Yusuf’un yakın bir vakitte öleceğini bilmesine rağmen umudu –ve yoldaşlarını- ardında saklayan sahici, sıcak bakışları oluyor zaten. Takdiri ve alkışı hak edense, yönetmenin, yeterince işleyememiş bile olsa, “direnen devrimci’yi sinemada bir ‘karaktere’ taşımayı amaçladığı bilinçli tavrı…”

 

Yazının tamamını okuyun »