19 Şubat 2010
Seni hala seviyorsam, bilesin!..

Sebebim sadece çocuklar!..
Esmer bahtlı, aç bir çocuğun, kırık oyuncağı en değerlisi ya…
Sırf onun yoksulluğu için seviyorum seni…
Ki bence;
O çocuğun karnı guruldadığında, bir fayı kırılıyor insanlığın…
Ağladığında, sel basıyor plazaların üst katlarını.
Düşüp yaralandığında, savaşlar kaybediyor büyükler…kaleleri yıkılıyor zenginlerin.
Tanrının değil, çocukların ahı tutuyor zalimlerin yakasını…
Yazının tamamını okuyun »
zelin artuğ |
Kategori ebrulî, gümüşî, kurşunî, şarabî | 5 Yorum » | 170 okunma
18 Şubat 2010

Mogambom ,
Gören gözüm, yazım, baharım, güzüm..
Engin kayalıkların kartalı, sevgi bahçemin kelebeği..
Uzak diyarların kasırgası, gönlümün ılık meltemi..
Dağların azgın aslanı, kucağımın mırmır kedisi..
Kanamadığım, doyamadığım sevgilim..
Gökte iki bulut olmak varken birlikte, neden yıldız olmayı seçtin? ..
Sarı çiçeğindim senin , yaşama sevincimdin..
Yazının tamamını okuyun »
zelin artuğ |
Kategori ebrulî, kızıl, zifirî | 2 Yorum » | 146 okunma
18 Şubat 2010
Ey sevdiceğim!… Sızılı gecelerimin yadigarı…
Biliyorum, gün geçtikçe bana benzeyeceksin…
Hangi şehre gitsen, orada yalnızlığın nüfusu bir artacak.
Yürüyen bir hüzün olacaksın, “her şeyim var şükür” diyen insanların şık sokağında.
Camlarından, seni gördüklerinde en çok yalnızlıktan korkacaklar…
Yanındakine sıkıca sarılacaklar kadınlar/adamlar…
Her adımda, ayaklarının altı acıyacak…
Yazının tamamını okuyun »
zelin artuğ |
Kategori ebrulî, kurşunî, zifirî, şarabî | 6 Yorum » | 186 okunma
17 Şubat 2010
Doktor!..Bir daha gelmeyeceğimi söylemeye geldim sana.
Ne olur beni umursa!
Ben anladım…
Kırık ayağı, yerine eğreti tutturulmuş bir masa benim hikayem.
Çekmeceleri dolu, üstü boş.
Üstüme ne koysalar, ağır gelip düşüyor Doktor.
İçim kimseyi almıyor…
Ben Tuzla-Buz arası bir halk otobüsü kadar doluyum.
Yazının tamamını okuyun »
zelin artuğ |
Kategori ebrulî, kurşunî, kızıl, limonî | 8 Yorum » | 158 okunma
17 Şubat 2010
Doktor!…”çocukluğuna gidelim” deme bana..
Büyük ihtimal, o şimdi sokakta, oyundadır arkadaşlarıyla.
Biz mümkünse yarınıma gidelim,
Ben, yarınımdan şüpheliyim.
Ne olur!… Baştan başlamayalım doktor!….
Başlarken iyidir her şey.
Sen bana, sonu kötü biten hikayeleri silmeyi öğret.
Ya da ağız dolusu gülmenin vizitesi kaç para Doktor!… Nerde satarlar?…
Yazının tamamını okuyun »
zelin artuğ |
Kategori ebrulî, kurşunî, kızıl, limonî | 5 Yorum » | 149 okunma
17 Şubat 2010


Saatler boyu sensiz
saatler boyu sessiz gecelerde..
Boşluğundaydım uzak düşlerin.
Bir nefes sigaram,
dumanıyla seni yazmıştım ciğerlerime..
‘nice’ deki günlerim
ve ‘ah! ‘daki bilmecem..
Sinmemiştin sarı çiçeğim,
sinememiştin ciğerlerime..
Yazının tamamını okuyun »
zelin artuğ |
Kategori ebrulî, gümüşî, kızıl, zifirî, şarabî | Yorum Yok » | 115 okunma
15 Şubat 2010
Çok zor oluyor böyle yazmak..
Yazmamaksa daha da zor..
Aramızda ki engelsiz engellerden , ucubeler diyarının hiç var olmamış tünelinden geçememek,
ve toslamak kalın duvarına ucu bucağı görünmez sonsuzluğun..
Çıkamayan haykırışlarımın, kulak tırmalayıcı sessiz çığlıklarımın, duyulmayan yakarışlarımın hengamesinde buluşmuş, akamayan gözyaşlarımın sel olduğu zorundalık; yaşama ve ölüme dair..
Bir tül perde kıvamındaydı bakışların oysa..
ve asla bir engel değil, bir sınır süsüydü olsa olsa,
bir sevda büyüsüydü..
Yazının tamamını okuyun »
zelin artuğ |
Kategori ebrulî, gümüşî, kızıl, zifirî, şarabî | 6 Yorum » | 169 okunma
15 Şubat 2010
“Bir kar tanesi oldu nefesin,
geldi dudaklarıma kondu.
Senin tadındaydı
ve sen kokuyordu..
Silmedim onu
silemedim..
Kurudu..
Yazının tamamını okuyun »
zelin artuğ |
Kategori ebrulî, gümüşî, kızıl, şarabî | 2 Yorum » | 131 okunma
14 Şubat 2010
Bir gün
IŞIK bedenim
Havai fişekler gibi parçalanınca evrende,
Mole(KÜL)lerim) düşecek başka galaksilere,
Parçalarım ,
Seramik ve heykeller(im) de kalacak.
Kim bilir
belki birgün,
Dilimden anlar bir elde,
Çağımdan bilgiler vereceğim,
Kırık motiflerimde,
Sevgimi hissedecekler,
Atomaltı titreşimlerimde…
Yazının tamamını okuyun »
zelin artuğ |
Kategori ebrulî, gümüşî, kızıl, şarabî | 5 Yorum » | 150 okunma
13 Şubat 2010
Aşk, Düşüverince gönüllere
Yıldırım,şimşek gibi
KİMYA,
Dönüşünce kalplerde
SEVGİYE,
SİMYA,
küllerinden yeniden doğan
Bir ANKA KUŞUDUR.
Yazının tamamını okuyun »
zelin artuğ |
Kategori ebrulî, gümüşî, kurşunî, limonî, şarabî | 1 Yorum » | 137 okunma