Anasayfa Anasayfa

Sayfa 25 / 52« İlk...«2324252627»...Son »

Duygularım ve Kızım


Feyziye Bilen

10228_1052537453033_1813696997_112858_6004004_s İçim coşan nehirler gibi…Sürekli duygu seli yaşıyorum.  Hissettiğim şeyler çok güzel ama biraz kaygılı yani karmaşık. Onu koklamak, ona dokunmak, onu hissetmek ve yaşamak o kadar tarifsiz duygular ki. Masum bedeni yavaş yavaş büyüyor. Küçücük elleri E.E. Cummings’in “Somewhere I have never travelled” adlı şiirindeki ‘Hiç kimsenin yağmurun bile böyle küçük elleri yoktur’ dizesini anımsatıyor. Saçları bir yandan uzamaya çalışırken yer yer de dökülüyor. Peki o karmaşık saçlar bile nasıl oluyor da bu kadar güzel görünebiliyor.
Yazının tamamını okuyun »

Ne olursan ol gel…


Melda Balaban

703629 
 
Bir dünya kurmalıyım.
Doğduğum günden başlayan, kıyamet dedikleri güne kadar süren…
Öyle bir dünya kurmalıyım ki,
inanç kelimesinin anlamlı olduğu, mahşer yerinde, verilecek hesapların olmadığı…
Öyle bir dünya ki, gün geldiğinde ve ben sorduğumda…
-Söyleyebilecek bir şeyin var mı?
-utandım, arlandım, yaşadım, yaşattım
Cevapları verilen.
Bir dünya ki, kimsenin kimseyle hesabı olmasın, ahını almasın.

Öyle bir dünya olmalı ki, yaşarken yaşatılsın…
Gördüm, duydum, bildim.
Bendim, sendim.
Senim.

Yazının tamamını okuyun »

Durmuş


Haşmet Ahmet Şenses

 

homelessGelip gördükçe, uzaktan tanıdıkça sevmeye de başladım.

Çevresindekiler için, hemen hemen hiçbir şey ifade etmiyor. Çarşıda, şurada burada gördüğünüz, belki bir çok kez gördüğünüz ama tanımadığınız, herhangi birisi…

Ne zaman gelsem burada. Buraya ait. Mekanın sahiplerinin… Ama mekanın kendisi ve içindeki eşyalar gibi değil. Hatta orada çalışan o diğer ikisi gibi de değil.

Adı Durmuş. Zamanın içinde durup kalmış. Sanki hep böyleymiş; çocuk olmamış hiç, bir ana-baba yanında büyümemiş, delikanlı olmamış. Onu gören herkes için, gördükleri ilk kezden beri, sanki hep böyleymiş.

 

Yazının tamamını okuyun »

Değemem dudağımı dudağına – Elektrik kokuyor ağzım…


Hatice Atalay

hassanaliSonbahar filmin’de film kahramanı “Yusuf yeni tahliye olmuş (…) yoldaşlarının can verdiği katliamların hedefi olmuş, bu süreçte ciğerleri tükenmiş ve geride yoldaşları kalmış. (…) Kabuslarında durmadan ‘Hayata Dönüş Gecesi’nin saldırı sahnelerini görüp, revirdeki karganın sesini duyan, bir kere de üniversitede polisle göğüs göğüse geldikleri gösterileri hatırlayan Sonbahar’da Yusuf’un dili ve görsel hafızası fazlasıyla tasarrufludur; bir taraftan baktığınızda o, gaz bombalarıyla, pompalı tüfeklerle, lav silahlarıyla ölümü görmüş, duymuş, tatmıştır. (…) Beni de doğrusu film boyunca en çok etkileyen, Yusuf’un yakın bir vakitte öleceğini bilmesine rağmen umudu –ve yoldaşlarını- ardında saklayan sahici, sıcak bakışları oluyor zaten. Takdiri ve alkışı hak edense, yönetmenin, yeterince işleyememiş bile olsa, “direnen devrimci’yi sinemada bir ‘karaktere’ taşımayı amaçladığı bilinçli tavrı…”

 

Yazının tamamını okuyun »

Çok sözlerin gereksizliği sessizliği


Yucel Evren

Aynı ses mi?..12eylul
“İkimiz de duyduk değil mi?”

Üçüncü Kat gecesi!..

Telsiz sesi!..
“Y.E” Adresi..
Adresi..
Adresi..
Ad..

 

Yazının tamamını okuyun »

“Sen adam olmazsın!” ve “Konuşma!” üzerine…


Muzaffer Tokmak

babykineticajoulepeer1Bu iki sözü duymamış, söylememiş kimse var mıdır bilmiyorum  Bu iki söz beni çok sinirlendiriyor. İlki inkarcı, aşağılayıcı bir cümle. İkincisi ise yasaklayıcı, baskıcı bir söz… hem de emir kipinden!..
 
Bu iki konuda düşüncelerimi açıklayacağım. Daha anlaşılır kılmak için de iki anımı aktaracağım.
 
“Sen adam olmazsın!…” sözünü bir çocuğa söylüyorsanız, hem çocuğu, hem bilimi, hem insanlığı reddediyorsunuz.

 

Yazının tamamını okuyun »

Emeği çalmak mıdır yaşamak?




Aysel Çetinkaya

Bu Köyden Çıkış Yok Mugoren_gozlere_sitem1-150x1171
Senden Kurtuluş Yok Mu
Senden Ve Senin Türünden
Başka Bir Hayat Yok Mu
Huzur İstedik Çok Mu

Senden Ve Senin Türünden
Gel Köşeleri Tutmadan Gel
Pisliğe Batmadan Çamura Yatmadan Gel
Gel Bileğinin Hakkıyla Gel
Kimsenin Altına Yatmadan Üstüne Basmadan Gel…

 

Yazının tamamını okuyun »

machuca


Zelin Artuğ

 

Yazının tamamını okuyun »

Tutun ellerinden ve rahat bırakın çocukları


Haşmet Ahmet Şenses

 

425157877_533a49ff45_mEn çok bir araya geldiklerinde ve oyunlar oynarken seviyorum çocukları. Ama şu günlerde, bunu bile görmeye tahammülüm yok.

Aralarından üç-beş ot başını uzatmış, bir de ortasında küçük, mahzun, tek bir ağaç bulunan, sitenin iki apartmanı arasındaki kare biçimli otoparkında, oynamaya çalıştıklarını gördükçe üzülüyorum.

Koca tatillerinin çoğu zaten gitti. Onların en yaratıcı hallerinin bile, içinden birşey çıkaramadığı bütün gün boyunca, gölge peşinde şaşkın sokak kedileri dolanıp durduklarını görüyorum ve canım sıkılıyor.

Yazının tamamını okuyun »

Bedınoko’nun yaşlıları öldürme yasasına karşı çıkması


Muzaffer Tokmak

 

normal_82

 

Nartlar uzun ömürlü insanlarmış, bununla söylencelerde sıkça karşılaşıyoruz. Yaşlanan Nart  yiğidi elden ayaktan çekilince,  ata binmez, ava gitmez,  gelir evinin köşesinde oturur, ölümünü  beklermiş.

Herkes tarafından bilindiği üzere  Kafkasyalılar uzun ömürlü insanlardır. Nartlar zamanında insanlar çok çok uzun yaşadıkları için bedenleri küçülür, elden ayaktan düşer, bir bebek gibi bakıma muhtaç kalırlar. Nartlar bu yaşlıları bir salıncağa yatırıp ağızlarına su ve süt damlatarak beslerlermiş.

 

Yazının tamamını okuyun »