Feyziye Bilen
İçim coşan nehirler gibi…Sürekli duygu seli yaşıyorum. Hissettiğim şeyler çok güzel ama biraz kaygılı yani karmaşık. Onu koklamak, ona dokunmak, onu hissetmek ve yaşamak o kadar tarifsiz duygular ki. Masum bedeni yavaş yavaş büyüyor. Küçücük elleri E.E. Cummings’in “Somewhere I have never travelled” adlı şiirindeki ‘Hiç kimsenin yağmurun bile böyle küçük elleri yoktur’ dizesini anımsatıyor. Saçları bir yandan uzamaya çalışırken yer yer de dökülüyor. Peki o karmaşık saçlar bile nasıl oluyor da bu kadar güzel görünebiliyor.
Yazının tamamını okuyun »
Yayımlayan : zelin artuğ |
Kategori ebrulî, fıstıkî | 2 Yorum » | 274 okunma
Melda Balaban
Bir dünya kurmalıyım.
Doğduğum günden başlayan, kıyamet dedikleri güne kadar süren…
Öyle bir dünya kurmalıyım ki,
inanç kelimesinin anlamlı olduğu, mahşer yerinde, verilecek hesapların olmadığı…
Öyle bir dünya ki, gün geldiğinde ve ben sorduğumda…
-Söyleyebilecek bir şeyin var mı?
-utandım, arlandım, yaşadım, yaşattım
Cevapları verilen.
Bir dünya ki, kimsenin kimseyle hesabı olmasın, ahını almasın.
Öyle bir dünya olmalı ki, yaşarken yaşatılsın…
Gördüm, duydum, bildim.
Bendim, sendim.
Senim.
Yazının tamamını okuyun »
Yayımlayan : zelin artuğ |
Kategori ebrulî, gümüşî, kızıl, şarabî | 3 Yorum » | 197 okunma
Haşmet Ahmet Şenses
Gelip gördükçe, uzaktan tanıdıkça sevmeye de başladım.
Çevresindekiler için, hemen hemen hiçbir şey ifade etmiyor. Çarşıda, şurada burada gördüğünüz, belki bir çok kez gördüğünüz ama tanımadığınız, herhangi birisi…
Ne zaman gelsem burada. Buraya ait. Mekanın sahiplerinin… Ama mekanın kendisi ve içindeki eşyalar gibi değil. Hatta orada çalışan o diğer ikisi gibi de değil.
Adı Durmuş. Zamanın içinde durup kalmış. Sanki hep böyleymiş; çocuk olmamış hiç, bir ana-baba yanında büyümemiş, delikanlı olmamış. Onu gören herkes için, gördükleri ilk kezden beri, sanki hep böyleymiş.
Yazının tamamını okuyun »
Yayımlayan : zelin artuğ |
Kategori ebrulî, gümüşî, limonî, şarabî | 3 Yorum » | 215 okunma
Hatice Atalay
Sonbahar filmin’de film kahramanı “Yusuf yeni tahliye olmuş (…) yoldaşlarının can verdiği katliamların hedefi olmuş, bu süreçte ciğerleri tükenmiş ve geride yoldaşları kalmış. (…) Kabuslarında durmadan ‘Hayata Dönüş Gecesi’nin saldırı sahnelerini görüp, revirdeki karganın sesini duyan, bir kere de üniversitede polisle göğüs göğüse geldikleri gösterileri hatırlayan Sonbahar’da Yusuf’un dili ve görsel hafızası fazlasıyla tasarrufludur; bir taraftan baktığınızda o, gaz bombalarıyla, pompalı tüfeklerle, lav silahlarıyla ölümü görmüş, duymuş, tatmıştır. (…) Beni de doğrusu film boyunca en çok etkileyen, Yusuf’un yakın bir vakitte öleceğini bilmesine rağmen umudu –ve yoldaşlarını- ardında saklayan sahici, sıcak bakışları oluyor zaten. Takdiri ve alkışı hak edense, yönetmenin, yeterince işleyememiş bile olsa, “direnen devrimci’yi sinemada bir ‘karaktere’ taşımayı amaçladığı bilinçli tavrı…”
Yazının tamamını okuyun »
Yayımlayan : zelin artuğ |
Kategori ebrulî, kurşunî, limonî | 6 Yorum » | 297 okunma
Yucel Evren
Aynı ses mi?..
“İkimiz de duyduk değil mi?”
Üçüncü Kat gecesi!..
Telsiz sesi!..
“Y.E” Adresi..
Adresi..
Adresi..
Ad..
Yazının tamamını okuyun »
Yayımlayan : zelin artuğ |
Kategori ebrulî, kurşunî, limonî | 4 Yorum » | 254 okunma
Muzaffer Tokmak
Bu iki sözü duymamış, söylememiş kimse var mıdır bilmiyorum Bu iki söz beni çok sinirlendiriyor. İlki inkarcı, aşağılayıcı bir cümle. İkincisi ise yasaklayıcı, baskıcı bir söz… hem de emir kipinden!..
Bu iki konuda düşüncelerimi açıklayacağım. Daha anlaşılır kılmak için de iki anımı aktaracağım.
“Sen adam olmazsın!…” sözünü bir çocuğa söylüyorsanız, hem çocuğu, hem bilimi, hem insanlığı reddediyorsunuz.
Yazının tamamını okuyun »
Yayımlayan : zelin artuğ |
Kategori ebrulî, gümüşî | 3 Yorum » | 325 okunma
Bu Köyden Çıkış Yok Mu
Senden Kurtuluş Yok Mu
Senden Ve Senin Türünden
Başka Bir Hayat Yok Mu
Huzur İstedik Çok Mu
Senden Ve Senin Türünden
Gel Köşeleri Tutmadan Gel
Pisliğe Batmadan Çamura Yatmadan Gel
Gel Bileğinin Hakkıyla Gel
Kimsenin Altına Yatmadan Üstüne Basmadan Gel…
Yazının tamamını okuyun »
Yayımlayan : zelin artuğ |
Kategori ebrulî, kurşunî, kızıl | 4 Yorum » | 273 okunma
Haşmet Ahmet Şenses
En çok bir araya geldiklerinde ve oyunlar oynarken seviyorum çocukları. Ama şu günlerde, bunu bile görmeye tahammülüm yok.
Aralarından üç-beş ot başını uzatmış, bir de ortasında küçük, mahzun, tek bir ağaç bulunan, sitenin iki apartmanı arasındaki kare biçimli otoparkında, oynamaya çalıştıklarını gördükçe üzülüyorum.
Koca tatillerinin çoğu zaten gitti. Onların en yaratıcı hallerinin bile, içinden birşey çıkaramadığı bütün gün boyunca, gölge peşinde şaşkın sokak kedileri dolanıp durduklarını görüyorum ve canım sıkılıyor.
Yazının tamamını okuyun »
Yayımlayan : zelin artuğ |
Kategori ebrulî, gümüşî, limonî | 6 Yorum » | 293 okunma
Muzaffer Tokmak

Nartlar uzun ömürlü insanlarmış, bununla söylencelerde sıkça karşılaşıyoruz. Yaşlanan Nart yiğidi elden ayaktan çekilince, ata binmez, ava gitmez, gelir evinin köşesinde oturur, ölümünü beklermiş.
Herkes tarafından bilindiği üzere Kafkasyalılar uzun ömürlü insanlardır. Nartlar zamanında insanlar çok çok uzun yaşadıkları için bedenleri küçülür, elden ayaktan düşer, bir bebek gibi bakıma muhtaç kalırlar. Nartlar bu yaşlıları bir salıncağa yatırıp ağızlarına su ve süt damlatarak beslerlermiş.
Yazının tamamını okuyun »
Yayımlayan : zelin artuğ |
Kategori ebrulî, gümüşî, şarabî | 3 Yorum » | 597 okunma