Akçakoca’da sonbahar
Gökhan Öztürk
“Konuşamıyorum kimseyle. Konuşma hakkımı elimden aldılar.
Uyuyamıyorum geceleri, pembe rüyalarımı çaldılar… Onlar…”
Sekiz yıl önce öldüm ben. Yeniden yaşama hakkım varmış gibi bedenimi geri bıraktılar. Neden bıraktılar? Soramadım.
Kendimi kimseye ispat edecek halim, gücüm yok. Bilen biliyor ki; beni bulduklarında oturamıyor, titriyor, konuşamıyor, uyuyamıyor, kendime bir tek neden hala hayatta olduğumu soruyordum.

Komik laflar yumurtlayarak, (kölelerinizi komik kılıklarla dolaştırarak), Arapların en cahillerine öykünerek, hastanelerle okulları yerle bir edip öğretmen ve doktor kılıklı hacılarınızı eğitimi ve sağlığı katletmeleri için ortalığa salarak, her mahalleye bir kuran kursu, her semte bir imam hatip okulu açarak, bu okullarda yetiş (tiril)en imamlara ülkeyi parsel parsel iç ve dış yiyicilere satma yetkisi vererek ATA’yı ÖLDÜRECEĞİNİZİ SANIYORSANIZ YANILIYORSUNUZ!
Islah olun ıslah!…
***
Bu video da lafla peynir gemisi yürüten 10 Kasım Atatürkçülerine…
Artık rahat bırakın onu!
Nefesinizi halk düşmanlarını ıslah etmeye harcayın!
…
Yanmış odun kokardı anılarım..
Taze ekmek,kinzi..
Çimen kokardı,
sanki bir yağmur sonrası gibi..
Bir de sen kokardın Anaannem..
Mis gibi..
Cemile Cemile kokardın..
Tadı kalmadı buraların..
Bir hazine edasıyla sunulmayan
ne şekerin
ne de sakızın..

Bir de baktım ki yaşlanmışım
Toprak gülümsüyor
Yerin hazır evlat, diyerek
Uzaklaşıyor gökyüzü usul usul
Okşuyor gönlümü şefkatli sesiyle doğa ana:
Maceran bitti oğlum
Ne yaparsın hayat bu.

Tarihlerini okuyamayanlar
Geleceklerine,
Kıyameti yazarlar.
İleri gider zamanlar,
Geri düşer, akreple yelkovanlar.

Seninle ben konuşamadıklarımız kadar uzaktık
Aramızda dilsizliğin gizemli dehlizleri.
Oysa dokunsak yaralarımıza
Aynı kana verilmişti rengimiz
Ve aynı rüzgarlar savurur küllerimizi…

En çok dokuz yaşımı özledim
Badem çiçeklerini bir de…
Kimsenin olmadığı kadar
En çok sen kaldın içimde…

Bir haşere ısırganlığı gibi
Tatlı ve tacizkar
Bir dokunuştu önce
Gözlerindeki esrar……
“Hücre olsam bir çınarın gölgesinde**Asırlara tanık olmayı öğrensem.”
Ş.Karaçayır Mutlu

Asırların gölgesinde, bin metre yüksekte, altı yüz yıllık çınar ağacının, isterseniz, tepesinde Tahtalı Dağı’nı karşınıza alarak çayınız yudumlayabilirsiniz.