Kapılar vardı…
Cafer Demirtaş
Kapılar vardı güneşe uzaktılar…
Kapıp avuçlarında zemherileriyle
Düşlerimizi üşüttüler,
Seherimize kırağılar üşüştü…
Kapılar vardı güneşe uzaktılar…
Kapıp avuçlarında zemherileriyle
Düşlerimizi üşüttüler,
Seherimize kırağılar üşüştü…
‘Filler tepişirken çimenler ezilir..’
Ne asker ne de sadece kendine ‘demokrat’ iktidar.. İstemiyoruz hiç birisini.. Tüm baskıcı , gerici zihniyet ve yönetimlere hayır.. Ne postal ne de takunya görmek istemiyoruz.. Elinizi eğitimden , yargıdan , işçinin emekçinin köylünün cebinden , bu ülkenin yüz yıllık yatırımlarından , öz kaynaklarından çekin.. Tiyatronuzu kendinize oynayın beyler , bayanlar.. hiçbirinize inanmıyoruz!

Sinemanın çocukluk çağında Walter Benjamin, sinemanın kitlelerin politik bilinçlenmesinde önemli olduğuna dikkat çekmişti. Adorno da kültür endüstrisinin radyo, [televizyon] ve sinema aracılığıyla kitlelerin nasıl manipüle edilebileceğini göstermeye çalışmıştı. “Düş makinesi” olarak da adlandırılan sinemanın bugününe baktığımızda, Adorno’yu da haklı çıkaracak şekilde “kitlelerin afyonu” olarak kullanıldığını görebiliriz.
Soğuk savaş yıllarında ABD merkezli olarak antikomünizm, dinsel tutuculuk, devlet terörü, militarizm özellikle öne çıkarılmış; her türlü şiddet, devlet politikası olarak anarşist ve solcu görüşlere karşı sistematik hale gelmiş; yasal suçlamalar ve yargılamalar dışında gizli sağ sivil örgütlenmeler yaratılmıştır. Bütün bunlara karşın önü kesilemeyen muhalif yükselişler askeri darbelerle bertaraf edilmiştir.
Bir yanda Fransa
Bir yanda Anarşizm
Bir yanda Stalin
Bir yanda Naziler, Faşistler
Bir yanda Tarih
Bir yanda ben
Ağlıyorum Sanço Pançoyla
Ölmedim ama öldüler
Can Yücel
…
Sevdiklerinizle birlikte, sağlıklı ve mutlu bir yıl geçirmenizi dilerim.
İsa BATUMLU
Bursa
Şiiri bir filikaya benzetiyorum. Açık denizlerde can kurtaran, sığ sularda karaya oturan bir filika!
O nedenle engin adamların dizeleri de engin oluyor kendileri gibi…
Adam gibi adam, şair gibi şair Neruda, “Yaşadığımı itiraf ediyorum” adlı yapıtında “hep başkalarının hayatını yaşadım…” diyordu. Bu söz üzerine epeyce kafa yormuştum. Kafa yormak deyince… İnsan, en çok, işinde gücündeyken kafa yorar. Yürürken.. çayını yudumlarken…