<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>küçük işler</title>
	<atom:link href="http://www.kucukisler.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kucukisler.com</link>
	<description>sen unut geçmişini, ben aklımda tutarım...</description>
	<lastBuildDate>Wed, 10 Mar 2010 10:48:07 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Dönme Abla’nın türküsü</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/03/09/donme-abla%e2%80%99nin-turkusu/</link>
		<comments>http://www.kucukisler.com/2010/03/09/donme-abla%e2%80%99nin-turkusu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 09 Mar 2010 15:55:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zelin artuğ</dc:creator>
				<category><![CDATA[ebrulî]]></category>
		<category><![CDATA[kurşunî]]></category>
		<category><![CDATA[limonî]]></category>
		<category><![CDATA[zifirî]]></category>
		<category><![CDATA[şarabî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=6276</guid>
		<description><![CDATA[ 
Çocuktum. Sanırım on, ya da on bir yaşındaydım. Cipsi’nin Öyküsü&#8217;nde anlattığım evimizin yanında; elli, elli beş yaşlarında iki kadının oturduğu, iki katlı, cumbalı, bahçeli bir ev vardı. Kardeştiler. Kimi kimseleri yoktu. Her ikisinin de, çok güzel ve mahzun bakışlı, simsiyah gözleri vardı. Kalın siyah kaşlı, beyaz tenliydiler. Birbirlerine çok benzerlerdi. Nedense hep siyah giyinirlerdi. Omuzlarında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Levels.jpg"></a><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Armenian_Catholic_women_in_customary_dress.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-6283" title="Armenian_Catholic_women_in_customary_dress" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Armenian_Catholic_women_in_customary_dress.jpg" alt="Armenian_Catholic_women_in_customary_dress" width="402" height="394" /></a> </p>
<p style="text-align: left;">Çocuktum. Sanırım on, ya da on bir yaşındaydım. Cipsi’nin Öyküsü&#8217;nde anlattığım evimizin yanında; elli, elli beş yaşlarında iki kadının oturduğu, iki katlı, cumbalı, bahçeli bir ev vardı. Kardeştiler. Kimi kimseleri yoktu. Her ikisinin de, çok güzel ve mahzun bakışlı, simsiyah gözleri vardı. Kalın siyah kaşlı, beyaz tenliydiler. Birbirlerine çok benzerlerdi. Nedense hep siyah giyinirlerdi. Omuzlarında her zaman siyah bir şal olurdu. Yazmalarının altından, bellerine sarkan uzun ve gür saçları görünürdü. Başka kadınlardan çok farklıydılar. Perdeleri her zaman kapalı olurdu. Komşularımızdan hiç kimseye gidip gelmezlerdi. Herkes onlardan   &#8221; dönme&#8221; diye bahsederdi. Sokaklarda gezdiklerini, dolaştıklarını, pencerelerden komşularına seslendiklerini, konuştuklarını hiç görmemiş, işitmemiştim. Yalnız bize gelirlerdi. Annem onları, onlar da annemi çok severdi.</p>
<p><span id="more-6276"></span>Bahçemiz; vişne, kiraz ve dut ağaçlarıyla dolu, havuzlu bir bahçeydi. Dönme ablalar ne zaman bize gelseler bahçedeki küçük havuzun yanında otururlardı. Fazlaca konuşmazlardı. Başkaları gibi şen şakrak konuştuklarını ya da güldüklerini hiç görmemiştim. Çocuk aklımla bir türlü anlam veremediğim tuhaf bir halleri vardı. Adeta çok sevdikleri birinin arkasından yas tutar gibiydiler. Her zaman üzgün ve dalgın görünürlerdi. Yüzlerinin kıvrımları, alınları, gözlerinin kenarları adeta, bitmek bilmeyen bir acının kederiyle kırış kırış olmuştu. Hep alçak sesle konuşurlardı. Şiveleri de bir başkaydı. Her ikisinin de, o güzel siyah gözlerinden esrarengiz bir acının hüznü akardı.  Yaşı küçük ve daha güzel olan abla, konuşurken kimsenin yüzüne bakmaz, sanki orada olup da bizim göremediğimiz hayali birisiyle konuşuyormuş gibi, devamlı yere bakarak konuşurdu. Ablasından daha zayıftı. Boynu her zaman sağ yanına doğru bükük dururdu. Bu, olduğundan daha da kederli gösterirdi onu. Ne zaman bize gelseler merakla izler dururdum onları&#8230;</p>
<p>Bir gün annemle evlerine gitmiştik. Son derece tertipli, temiz ve güzeldi evleri. Salonda ve odalarda boydan boya halılar, koridorda rengârenk yolluklar, kilimler seriliydi. Pencerelerde, o zamanlar her evde olmayan, yosun yeşili renginde Halep işi denilen tafta perdeler vardı. Salonun bir köşesinde; benim boyumda, ceviz ağacından yapılmış çok gösterişli aynalı bir büfeyle, onun iki yanında zarif çekmeceli komodinler, büfenin camlı raflarında çeşit çeşit porselen biblolar ve fincan takımları vardı. Kireç badanalı bembeyaz duvarlarda, başka evlerde eşine hiç rastlamadığım kalın ahşap çerçeveli iki büyük tablo asılıydı. Diğer duvarlarda ise birer duvar halısı vardı. Ortada; elde işlenmiş, dökümlü, beyaz dantel serili, büyük bir ceviz sehpa duruyordu. Onun üstünde; ayakları sarı pirinçten, etrafında boydan boya iki ejderha resmi olan, beyaz üstüne mavi renkli büyük bir porselen semaver vardı. İlk defa görüyordum. Büyülenmiş gibi seyretmiştim. Sedirlerin üstündeki uzun kırlentlerin, yastıkların komodinlerin, rafların üstü hep elişi danteller, nakışlı ve renkli örtülerle süslüydü. O güne kadar gördüğüm en güzel evdi ama nedense garip bir kasvet çökmüştü içime. O gün bahçenin bir köşesinde tandır ekmeği pişirilecekti. Elimdeki eşyaları bıraktıktan sonra bir bahaneyle eve geri dönmüştüm.</p>
<p> O akşam, eve geldiğinde anneme: &#8221;Bu ablalara neden dönme diyorlar?&#8221; diye sormuştum. Bana kızarak bakmış, alçak bir sesle, bu kelimeyi bir daha ağzıma almamı yasaklamıştı.</p>
<p>Bir yaz günü, öğleden sonraydı. Canım sıkılmış, yapacak bir iş bulamayınca bahçedeki büyük dut ağacına çıkmıştım. Birden, yandaki bahçeden bir türkü sesi geldi. O güne kadar işitmediğim bir dilde söyleniyordu.  Daha önce hiç duymadığım bir ezgiydi. İki bahçe arasında yüksek bir duvar vardı. Göremiyordum ama sesinden tanımıştım. Söyleyen, yaşı küçük olan dönme ablaydı! Öyle yanık, öyle güzel, öyle içli söylüyordu ki, birden içim burkuldu. Kımıldamaya korkarak, sessizce durup dinledim. Anlamını anlamadığım halde, o hüzün yüklü ezginin ilk kelimelerini bu gün bile hatırlarım:</p>
<p><em><strong>Yerevan pagi maran <br />
Neyrim eman, eman<br />
Ah, merit merni, sari galin<br />
Ah, merit merni, sari galin.<br />
</strong></em> <br />
<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/zarubyani-kanayq10.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-6278" title="zarubyani kanayq10" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/zarubyani-kanayq10.jpg" alt="zarubyani kanayq10" width="111" height="402" /></a>Sari galin?<br />
 <br />
Yerevan? Maran? Sari galin? Merit merni? Ne demekti bütün bunlar acaba?</p>
<p>Ezgi bittiğinde bir hıçkırık sesi duydum. Ağlıyordu. Merakımı yenemedim. Daha iyi görebilmek için ağacın yüksek dallarından birine tırmandım. Onlardı. Ağaçların altında, yere serdikleri büyükçe bir yer minderinde oturuyorlardı. Büyük abla, küçük ablayı adeta bir bebeği kucaklar gibi kucağına almıştı. Küçük ablanın kapalı gözleri yaş içindeydi. Büyük abla, tıpkı bir çocuğu teselli edercesine kollarının arasındaki küçük kardeşinin yüzünü ve saçlarını okşuyor, bir yandan da, kulağına o bilmediğim dilde bir şeyler söylüyordu. Onun da gözleri ıslaktı. Oyalı çitinin ucuyla hem kendisinin, hem de kardeşinin gözlerindeki yaşları siliyordu. Çok üzülmüştüm. İçim yanmıştı. Kendimi birden; bir suç işlemiş gibi, hiç görmemem gereken yasak bir şeyi izlemişim gibi hissetim. Utanarak yavaşça ağaçtan indim. Sessizce eve girdim.</p>
<p>Annem cumbada oturmuş, sokağı seyrediyordu. Gördüklerimi ona anlattım. Onların konuştuğu dilin ne olduğunu, neden hep böyle üzgün göründüklerini, neden yalnız yaşadıklarını sordum. Sari galin neydi? Yerevan, maran, merit merni ne demekti?</p>
<p>Annem derin bir iç geçirdi… Benden daha fazla saklayamayacağını anlamıştı artık.</p>
<p>Şunlar, annemin o gün bana anlattıklarıdır:</p>
<p>&#8221; Onlar eskiden Ermeni’ymiş çocuğum. Sonradan Müslüman oldukları için dönme derler onlara. Çocukken, şu karşı köşedeki büyük evde onlar otururlarmış. Babaları, şimdi oturdukları evin sahibi ile çok iyi dostmuş. Ona bir gün: ‘’Eğer; olur ya, başımıza bir hal gelirse, küçük kızlarım sana emanet.’’ demiş. Beş on yaşlarındaymış o vakit bu kızlar. Bir zaman sonra adamın korktuğu başına gelmiş. Malına göz koyanlar, bütün ailesi ile birlikte zavallı adamı öldürülmüşler. Son anda komşusu yetişip kapının arkasına saklanan bu iki küçük kızı, o kör olasıca zalimlerin elinden, &#8216;Evlatlık alıyorum, Müslüman yapacağım&#8217; diyerek kurtarmış. Zaten çocukları olmuyormuş. Karı koca, nüfuslarına alıp kendi çocukları gibi büyütmüşler bu iki zavallıyı. O yüzdendir, bir türlü yüzleri gülmez gariplerin. Kolay mı? Daha ufacık birer çocukken anaları, babaları, abileri gözlerinin önünde öldürülmüş. O iyi kalpli adamla karısı ölünce bu ev onlara kalmış. Kimseyle evlenmemişler. İşte böyle evladım. Onlar böyle dertli olmasın, onlar böyle üzülmesin, onlar yanmasın, onlar söyleyip ağlamasın da, kimler yansın, kimler söyleyip ağlasın…&#8221;</p>
<p>Anlatırken annemin gözleri dolmuştu. Ağlamamak için zor tutmuştum kendimi. Hayatın acımasızlığını bir kez daha öğrenmiştim o gün.</p>
<p>Biz sonraki yıllarda o evden taşındık. O dönme ablaları bir daha görmedim. Ne oldular, bilmiyorum. Ama o yanık ezgiyi dinlediğim günden sonra; onları da, o kederle kırışmış yüzlerini de, o acı öykülerini de hiç unutmadım. Bilmediğim dilde söylenen o hüzün dolu ezginin nağmesini de!</p>
<p>Aradan yıllar geçti. Bir gün Ankara radyosunda bir türkü söyleniyordu. Hemen tanıdım. Dönme Abla&#8217;nın söylediği ezginin Türkçesiydi bu türkü!<br />
<strong><em><br />
Erzurum çarşı pazar, leylim aman, aman<br />
İçinde bir kız gezer, leylim aman aman,<br />
Nenen ölsün sarı gelin…<br />
………….</em></strong><br />
 <br />
 Sari galin? Ve sarı gelin!</p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/anoush-3.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-6279" title="anoush 3" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/anoush-3.jpg" alt="anoush 3" width="256" height="164" /></a>Ben o gündür, bu gündür asla sevmedim bu türküyü. Hem bana hatırlattıkları yüzünden, hem de sözlerinin yapmacıklığı, basitliği ve anlamsızlığı yüzünden. Yıllar sonra, izlemeye tahammül edemediğim bir tv dizisinin de müziği oldu.  O kadar da kalmadı, solcu ve çağdaş geçinen sanatçıların dillerinden düşürmedikleri bir türkü oldu çıktı üstelik.</p>
<p>Bunları neden yazdım, biliyorsunuz, değil mi? Şu, bazı aydınların ‘’Ermenilerden Özür Diliyorum’’ kampanyası yüzünden. Daha doğrusu, anlamadan bilmeden o kampanyaya karşı çıkıp karalayanlar yüzünden.</p>
<p>Şimdi kendinizi bir an, sadece bir an için, o iki çocuğun yerine koyun lütfen. Onların,  minik gözleriyle gördükleri o vahşet dolu manzarayı kendi kocaman, büyük gözlerinizde bir an olsun canlandırmaya çalışın. Ne kadar çalışırsanız çalışın, yine de, o zavallı çocukların o gün hissettiklerini onlar gibi hissedemezsiniz!</p>
<p>Onların, bir ömür boyu çektiği tarifsiz acıyı, kendi yüreklerinizde onlar gibi duyamazsınız! Her an;  &#8221;bizi de öldürecekler!&#8221; diye korku içinde birbirine sarılmış iki çocuğun, dehşetle açılmış gözleriyle, nefes almaya korkarak, saklandıkları kapıların arkasında titredikleri gibi titreyemezsiniz!</p>
<p>Yıllarca, her gün; oturdukları evin penceresinden dışarıya baktıklarında, bir zamanlar anneleriyle, babalarıyla, kardeşleriyle mutluluk içinde yaşadıkları o evi gördüklerinde, içlerinden nelerin geçtiğini asla bilemezsiniz! Bırakın bilmeyi, hayal bile edemezsiniz!</p>
<p>Yalnız onlar mı? Ermeni, Türk, Kürt… Binlerce, on binlerce çocuk, böyle korkunç olayların canlı şahidi oldular. Şimdi siz, o zavallı çocuklardan özür dileyebilir misiniz?</p>
<p>Özrünüzü; onların, bir ömür boyu çektiği acıyla nasır tutmuş olan zavallı yüreklerine duyurabilir misiniz? Acılarını bir nebze olsun hafifletebilir misiniz?</p>
<p>Onlara, o küçücük gözleriyle şahit oldukları vahşeti unutturabilir misiniz? Daha birer, el bebe gül bebeyken zihinlerine kazılan o korkunç sahneleri hafızalarından silip atabilir misiniz?</p>
<p>Onların; anneleri, babaları öldürülürken ağızlarından çıkan feryatları, kopardıkları canhıraş çığlıkları işitmiş olan minicik kulaklarına eğilip: &#8221;Senden özür diliyorum.&#8221; diyebilir misiniz?<br />
 <br />
Bu gün eğer; savaş çığırtkanlığı yapanlara karşı barışı savunuyorsak, ırkçılığa, gericiliğe, faşizme, zorbalığa karşı demokrasi diyorsak, savaşın her türlüsüne cinayet diyorsak, insanların bu korkunç acıları bir daha yaşamamasını istiyorsak, sebebi işte bu çocuklardır.</p>
<p>Bekleyip durmayın!<br />
Barışa bir omuz da siz verin! ‘’Bir pankart taşıyın! Bir şiir okuyun! Bir ses verin! Bir slogan atın! Bir kardeşlik türküsü söyleyin!’’ diyenlere destek olun. Hiçbir şey yapamıyorsanız, bari bir imza verin!</p>
<p>Sarı gelin’miş!</p>
<p>Söylesenize, hangi gelin?<br />
 <br />
*) Sari galin: Dağlı gelin (Ermenice)</p>
<p> </p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>EfkanŞeşen-SariGalin<br />
<em><strong><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="200" height="35" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="flashvars" value="valid_sample_rate=true&amp;external_url=http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/04-Sari-Gelin1.mp3" /><param name="src" value="http://www.odeo.com/flash/audio_player_standard_gray.swf" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="quality" value="high" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="200" height="35" src="http://www.odeo.com/flash/audio_player_standard_gray.swf" quality="high" wmode="transparent" flashvars="valid_sample_rate=true&amp;external_url=http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/04-Sari-Gelin1.mp3"></embed></object></strong></em></p>
<p><strong><em>taner yılmaz, 19.12.2008,  istanbul</em></strong></p>
<p><a href="http://blog.milliyet.com.tr/Arsiv.aspx?UyeNo=1117008&amp;SayfaNo=2"><em><strong>http://blog.milliyet.com.tr/hazandaguzeldir</strong></em></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukisler.com/2010/03/09/donme-abla%e2%80%99nin-turkusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
<enclosure url="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/04-Sari-Gelin1.mp3" length="4441777" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Çığlık!&#8230;</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/03/06/ciglik/</link>
		<comments>http://www.kucukisler.com/2010/03/06/ciglik/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 21:20:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zelin artuğ</dc:creator>
				<category><![CDATA[ebrulî]]></category>
		<category><![CDATA[gümüşî]]></category>
		<category><![CDATA[kızıl]]></category>
		<category><![CDATA[limonî]]></category>
		<category><![CDATA[zifirî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=6200</guid>
		<description><![CDATA[ 
[ ! ] (8 Mart &#8230;. )
  

 



 





 

 
 
 
 
 
 
 
Şiir: Abdülkadir Paksoy
Seslendirme: Zelin Artuğ 
 

 
 

 
(&#8230;)
 
 
İşte o günden beri
&#8220;Fırat kenarında yüzen kayıklar&#8221;
Boyuna
Kürek çekerler de
Çığlıktan çığlığa
Bir türlü göremezler Cemile&#8217;yi.
 
Çığlık dolar balıkçıların ağları
Oltalarda çığlıklar çırpınır.
 
Kum ocaklarında
Grayderler
Çığlık doldurur
Kamyonlara
Kepçe kepçe
Kum yerine.
 
Ve o günden beri
Her seher vakti
Fırat bir çığlık olur 
O kara yar ucundan
Ağar
Uzanır göğe.
 
(Abdülkadir Paksoy, Prospero Yayınları, Nisan 1994)
 
***
 
 
 Önce insan olmak

 
Kadın olmak, çoğu kez, buzlu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <br />
<em>[ ! ] <strong>(8 Mart &#8230;. )</strong></em></p>
<p><em> </em> </p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/birecik2.jpg"></a></p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/birecik2.jpg"></a><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/birecik2.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-6209" title="birecik2" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/birecik2-200x134.jpg" alt="birecik2" width="180" height="121" /></a></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/h-20-1706841-1253590470.gif"><img class="size-full wp-image-6201 alignright" title="h-20-1706841-1253590470" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/h-20-1706841-1253590470.gif" alt="h-20-1706841-1253590470" width="210" height="210" /></a></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/h-20-1706841-1253590470.gif"></a></p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/birecik2.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/birecik2.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/birecik2.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/birecik2.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/h-20-1706841-1253590470.gif"></a></p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/birecik2.jpg"></a></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="200" height="35" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="flashvars" value="valid_sample_rate=true&amp;external_url=http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/firat.mp3" /><param name="src" value="http://www.odeo.com/flash/audio_player_standard_gray.swf" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="quality" value="high" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="200" height="35" src="http://www.odeo.com/flash/audio_player_standard_gray.swf" quality="high" wmode="transparent" flashvars="valid_sample_rate=true&amp;external_url=http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/firat.mp3"> </embed></object></em></p>
<p><em>Şiir: Abdülkadir Paksoy<br />
Seslendirme: Zelin Artuğ <br />
</em> </p>
<p><span id="more-6200"></span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-6203" title="Damlalar_kadin" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Damlalar_kadin.jpg" alt="Damlalar_kadin" width="409" height="580" /></p>
<p> </p>
<p>(&#8230;)</p>
<p> </p>
<p> <br />
<em>İşte o günden beri</em></p>
<p><em>&#8220;Fırat kenarında yüzen kayıklar&#8221;</em></p>
<p><em>Boyuna</em></p>
<p><em>Kürek çekerler de</em></p>
<p><em>Çığlıktan çığlığa</em></p>
<p><em>Bir türlü göremezler Cemile&#8217;yi.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Çığlık dolar balıkçıların ağları</em></p>
<p><em>Oltalarda çığlıklar çırpınır.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Kum ocaklarında</em></p>
<p><em>Grayderler</em></p>
<p><em>Çığlık doldurur</em></p>
<p><em>Kamyonlara</em></p>
<p><em>Kepçe kepçe</em></p>
<p><em>Kum yerine.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em>Ve o günden beri</em></p>
<p><em>Her seher vakti</em></p>
<p><em>Fırat bir çığlık olur </em></p>
<p><em>O kara yar ucundan</em></p>
<p><em>Ağar</em></p>
<p><em>Uzanır göğe.</em></p>
<p> </p>
<p><em><strong>(Abdülkadir Paksoy, Prospero Yayınları, Nisan 1994)</strong></em></p>
<p> </p>
<p>***</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong><em> Önce insan olmak</em></strong></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/2468775817_98580c3760_o.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/1617677-1-closer.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-6272" title="1617677-1-closer" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/1617677-1-closer-150x150.jpg" alt="1617677-1-closer" width="150" height="150" /></a> </p>
<p>Kadın olmak, çoğu kez, buzlu bir camın ardından bakmaktır dünyaya&#8230; Yine de gönül gözüyle görmektir hasret kaldıklarını&#8230; Özgürlüğü için ve doğaya yeni yaşamlar bağışlamak için, yaşama meydan okumaktır!</p>
<p>Kadın olmak, düşlerini hiçbir yerde unutmamak, iş önlüğünün ceplerine, dört mevsimi sığdırmaktır.</p>
<p>Kadın olmak, ağır işçi olmak&#8230; emekçi olmaktır!</p>
<p>Kadın olmak, önce İNSAN olmaktır!</p>
<p><em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong>Zelin Artuğ, 8 Mart 2010, YERYÜZÜ</strong></em></p>
<p><strong><em><a href="http://www.kucukisler.com">http://www.kucukisler.com</a></em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukisler.com/2010/03/06/ciglik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
<enclosure url="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/firat.mp3" length="6061325" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Çocukluğuma üşüyorum Ankara sokaklarında</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/03/04/cocukluguma-usuyorum-ankara-sokaklarinda/</link>
		<comments>http://www.kucukisler.com/2010/03/04/cocukluguma-usuyorum-ankara-sokaklarinda/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Mar 2010 15:26:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zelin artuğ</dc:creator>
				<category><![CDATA[ebrulî]]></category>
		<category><![CDATA[kurşunî]]></category>
		<category><![CDATA[şarabî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=6174</guid>
		<description><![CDATA[-Sevgiliye mektuplar- 
 ………Saatlerin gece suskunluğunu gösterdiği anlarda ürkerek açık kalan apartmanın sokak kapısından süzülüp kapına çocukluğumun masum yüzünü asıyorum… Ürkekliğime masum cesaretimi ekleyerek üçer beşer merdivenlerden atlayarak noktası olmayan yollara düşüyor, çocukluğuma doğru üşüyorum…
 
………Esnafın dükkanını yeni açtığı saatlerde kimsenin geçmediği, bilmediği yollar arıyorum, yönü yalnızlığımda keşfetmek, onca hatalar içinde doğruyu ve gerçeği ve bulmak için… Onca [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>-Sevgiliye mektuplar- </em><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/OlgunEkinci.jpg"><em><img class="alignright size-medium wp-image-6176" title="OlgunEkinci" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/OlgunEkinci-155x200.jpg" alt="OlgunEkinci" width="155" height="200" /></em></a></p>
<p> ………Saatlerin gece suskunluğunu gösterdiği anlarda ürkerek açık kalan apartmanın sokak kapısından süzülüp kapına çocukluğumun masum yüzünü asıyorum… Ürkekliğime masum cesaretimi ekleyerek üçer beşer merdivenlerden atlayarak noktası olmayan yollara düşüyor, çocukluğuma doğru üşüyorum…<br />
 <br />
<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/ankara1.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-6198" title="ankara" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/ankara1-112x150.jpg" alt="ankara" width="90" height="120" /></a>………Esnafın dükkanını yeni açtığı saatlerde kimsenin geçmediği, bilmediği yollar arıyorum, yönü yalnızlığımda keşfetmek, onca hatalar içinde doğruyu ve gerçeği ve bulmak için… Onca yanlış içinde bulduğum tek doğrum, uzun karanlık yolda tek ışığım ol diye, ruhumu, beynimi varlığınla öyle gebe bırak ki doğrularımı doğurayım sancılarımda diye… Her doğumda hep eksik, hep yarım kalan yanlarım, çocuksu yaralarım kapansın diye…</p>
<p> </p>
<p><span id="more-6174"></span><br />
<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/doğuekspresi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-6195" title="doğuekspresi" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/doğuekspresi-200x142.jpg" alt="doğuekspresi" width="200" height="142" /></a> &#8230;&#8230;&#8230;Ve çocuklarını bile koruyamayan ülkenin başkentinde çocuksuz semtlerden Anıt tepeye doğru yol almak istiyor, otuz yedi yıl sonra bir geceliğine konaklayabilirim olasılığına karşı rezervasyon yaptırıyorum…  Yıllar sonra kaydımın yapılmadığını bir Ekim ayının on derecesinde fark ediyor, akşamında kabuklarını yere atıp üzerine çıtır çıtır basacağım fıstıklı bir mekânda bira içmeyi düşlüyorum… O anda içimde işgalci bir sevgilinin hükümdarlığı kol geziyor, ne zaman kendimi bırakıp yalnızlığıma kaçmak istesem düzenli sosyalist bir ordunun ayak sesleri gibi altında postallar dolusu eziliyorum… Halkların ve ülkelerin işgaline, kadın ve çocuk ölümlerine isyan eden, başkaldıran yüreğim, esas duruşta hükümdarlığının hükmüne boyun eğiyor, hayret ve hayranlıkla topraklarımın işgaline seviniyorum…<br />
 <br />
<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/128346074743437500_wide.jpg"></a><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/09e14437ee40433ad555acba7f7edab3.jpg"></a><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/r_qf5520m54mhikgu05rat.jpg"></a>………Tarihi bir otel arıyorum Ulusta ve ara sokaklarda, yorgunluk dizlerimi engelleyince mütevazi bir otele atıyorum kapağı… Nem ve küf kokulu odanın penceresini açıyor, gecenin o geç saatlerinde “yarın başka ve güzel bir gün olacak” diye düşlerken, gün gündüze döndüğünde gecenin cesaretinden sıyrılıp gündüzün korkaklığını giyiniyor, utanıyor, utanıyor, utanıyorum… Nietzsche’nin Lou Salomeye yazıp yollamadığı mektupları okuyor, sorular çoğaltıyorum anılara, kendi görüntümün yansımasında küçülüyor, kayboluyor, çocukluğuma doğru üşüyorum… Onu hep nefretle sevmiş, bu hastalıklı tutkusundan ölene kadar vazgeçmemişti Nietzsche… Aslında sevmekten vazgeçenler anılardaki nefretle yüzleşmeye dönerler – ki silememişlerdir yerleşik nefretlerini, nefretleri yalnızlıkları olmuştur…<br />
 <br />
………Ayaşlı ve kiracıları bozkır kente dair ilk okuduğum kitaptı, sonra içinde “biz” olan çok şey yazdım kar’ın çok yakıştığı bu kente… Sakarya’ya bira içmeye doğru yönlenirken balık lokantasında rakısını saatlerce tek başına ve<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/doguekspresi.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-6194" title="doguekspresi" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/doguekspresi.jpg" alt="doguekspresi" width="245" height="162" /></a> dalgın yudumlayan takım elbiseli o yaşlı amca düşüyor usuma ve oda ne! Kendi yaptıkları naylon çadır ve dondurucu soğukta direnen tekel işçilerini görüyor, utanıyor, yüzümü atkıyla sarmak, saklamak istiyor, atkımın olmadığı, yıllar önce sana verdiğimi anımsayınca hızlı ve koşar adımlarla oradan kaçıyorum… ÜMİT dolu bir KÖYÜN yamaçlarına sığınarak kardan korunak yapıyor ve beyaz giysilerimle kara karışmak istiyorum… Oysa romanlara benzeyen yüz rengimle kurbanını bekleyen cellâdın yüz rengine dönüşüyor yüzüm korkuyor, üşüyor, kardan kara bir adama dönüşüyorum…<br />
 <a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/E40003.jpg"></a><br />
………Peronda saatlerce gelip geçen trenleri izliyor, onca yükleriyle onca yoksulluk giyinmiş yolcuların nereden gelip nereye gittiklerine meraklanıyorum… Bir an güneydoğuya giden doğu ekspresinde ikinci mevki biletsiz şiirsel bir yolcu oluyorum edebiyat izlencesinde yeri ve yurdu olmayan… Sana her geldiğimde uzağına düşer, kır kokulu saçlarına uzaktan özlem büyütürken yaralanırdım… Şimdi yaralı, üşüyen çocukluğumdan yaşamadığım gençlime yol alırken o küçük, o masum, o çocuk yaralarımı sana bırakıyorum… Onları sev ama asla iyileştirme, yaralarım özgürlüğümdür, onlar olmadan hayata tutunamam, “Hayat Sen”sin sevgili, çocukluğuma üşüdüğüm Ankara sokaklarında.<br />
 <br />
 <br />
<strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> <a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/doguekspresii.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-6196" title="doguekspresii" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/doguekspresii-200x142.jpg" alt="doguekspresii" width="200" height="142" /></a></em></strong></p>
<p>Erdal Erzincan-Çağlasam mı<br />
<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/diliskelesi_gebze_km_45+600_agaclandirma.jpg"><strong><em></em></strong></a><strong><em><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="200" height="35" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="flashvars" value="valid_sample_rate=true&amp;external_url=http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Erdal-Erzincan-Tolga-Sag-aglasam-mi.mp3" /><param name="src" value="http://www.odeo.com/flash/audio_player_standard_gray.swf" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="quality" value="high" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="200" height="35" src="http://www.odeo.com/flash/audio_player_standard_gray.swf" quality="high" wmode="transparent" flashvars="valid_sample_rate=true&amp;external_url=http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Erdal-Erzincan-Tolga-Sag-aglasam-mi.mp3"></embed></object></em></strong><br />
<em><strong> </strong></em></p>
<p><strong><em>Olgun Ekinci, 19.2.2010, Adana</em></strong></p>
<p><strong><em><strong><em><a href="http://blog.milliyet.com.tr/olgunekinci">http://blog.milliyet.com.tr/olgunekinci</a></em></strong></em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukisler.com/2010/03/04/cocukluguma-usuyorum-ankara-sokaklarinda/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
<enclosure url="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Erdal-Erzincan-Tolga-Sag-aglasam-mi.mp3" length="7023722" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Gitsem&#8230;</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/03/02/gitsem/</link>
		<comments>http://www.kucukisler.com/2010/03/02/gitsem/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2010 20:15:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zelin artuğ</dc:creator>
				<category><![CDATA[ebrulî]]></category>
		<category><![CDATA[gümüşî]]></category>
		<category><![CDATA[kızıl]]></category>
		<category><![CDATA[şarabî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=5890</guid>
		<description><![CDATA[
Sevgideğer &#8220;güzaltı&#8221;na, sesim&#8230; armağanımdır. (zelin artuğ)
 
 
 
 
Şiir: Nazan Kutlu (güzaltı)
Seslendiren: zelin artuğ
 
 
 
 

Bir yer olsa gitsem&#8230; 
Cebimde beş taşım!&#8230;
Avucum kadar bir şehre&#8230;
El kadar olsa kederleri
İçinde kaybolmayacağım sokaklarında yeniden büyüsem o şehrin…
Hangi yöne gidersem, hep denize çıksam…
Sabah pancar motorunun pat patıyla uyansam…
Gözümü açtığımda, ilk yosun kokusunu duysam…
Koltukaltında gelen ekmek çıtırtısıyla irkilsem…
Kalktığımda çiçekli elbisemi hevesle giysem…
Süt koksa nefesim…
Güneşe banar gibi bansam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><br />
Sevgideğer &#8220;güzaltı&#8221;na, sesim&#8230; armağanımdır. (zelin artuğ)</em></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/femme-fleur-rose-2.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-6163" title="femme-fleur-rose-2" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/femme-fleur-rose-2.jpg" alt="femme-fleur-rose-2" width="214" height="239" /></a> </p>
<p> </p>
<p> <object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="200" height="35" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="flashvars" value="valid_sample_rate=true&amp;external_url=http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/guz-zelin-son.mp3" /><param name="src" value="http://www.odeo.com/flash/audio_player_standard_gray.swf" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="quality" value="high" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="200" height="35" src="http://www.odeo.com/flash/audio_player_standard_gray.swf" quality="high" wmode="transparent" flashvars="valid_sample_rate=true&amp;external_url=http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/guz-zelin-son.mp3"></embed></object></p>
<p> </p>
<p><em>Şiir: Nazan Kutlu (güzaltı)<br />
Seslendiren: zelin artuğ</em></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><span id="more-5890"></span><br />
Bir yer olsa gitsem&#8230; <a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/G%20fleur%20rose.gif"></a></p>
<p>Cebimde beş taşım!&#8230;</p>
<p>Avucum kadar bir şehre&#8230;</p>
<p>El kadar olsa kederleri</p>
<p>İçinde kaybolmayacağım sokaklarında yeniden büyüsem o şehrin…</p>
<p>Hangi yöne gidersem, hep denize çıksam…<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Hommage-a-Soupert-et-Notting.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-6165" title="Hommage-a-Soupert-et-Notting" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Hommage-a-Soupert-et-Notting-178x200.jpg" alt="Hommage-a-Soupert-et-Notting" width="113" height="126" /></a></p>
<p>Sabah pancar motorunun pat patıyla uyansam…</p>
<p>Gözümü açtığımda, ilk yosun kokusunu duysam…</p>
<p>Koltukaltında gelen ekmek çıtırtısıyla irkilsem…</p>
<p>Kalktığımda çiçekli elbisemi hevesle giysem…</p>
<p>Süt koksa nefesim…</p>
<p>Güneşe banar gibi bansam ekmeğimi, yağda yumurtanın sarısına…</p>
<p>Sadece ekmeğe aç olsam…<br />
<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/La-petite-fille-et-son-ours.jpg"></a><br />
Ruhum tok uyansam…</p>
<p>Telaşım bir tek balıklarla sohbete gecikmek olsa&#8230;<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Photo-699.jpg"></a></p>
<p>Geçtiğim sokaklardaki kadınlar ağız dolusu gülse…</p>
<p>Bana da öğretseler memelerimle gülmeyi…</p>
<p>Çocukların kirli suratlarını öpsem…</p>
<p>Uzun uzun oyunlarını seyretsem</p>
<p>İnsem bir kıyıya üç beş hüzünlü şiirle…</p>
<p>Yüzünü güneş kavurmuş adamlarla çay içsem…</p>
<p>Çizgilerinden öğrensem hayatı…</p>
<p>Onlara bayram merasimindeki  çocuk gibi, titreyerek okusam yazdıklarımı…</p>
<p>Gülseler&#8230; biraz daha çatlasa yüzlerinin toprağı… <img class="size-medium wp-image-6170 alignright" title="hamaratanne-733" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/hamaratanne-733-200x176.jpg" alt="hamaratanne-733" width="200" height="176" /><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/La-petite-fille-et-son-ours.jpg"></a></p>
<p>Ellerim nasır tutsa akşama…</p>
<p>Gerçek kesiklerimden, görünür kanasam…</p>
<p>Evde elime eski bez bağlasa sıcak bir ten…</p>
<p>Balıkların ölürken, tutanlara hayat öğrettiğini hatırlasam…<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/uyykuu.jpg"></a></p>
<p>Hatırlatanı yanımda bulsam…</p>
<p>Çiçekli perdelerimi kapatsam…</p>
<p>Beyaz patiskaların lavanta kokusu uykumu getirse…<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/2233123953_2807b837d1_m1.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-6166" title="2233123953_2807b837d1_m" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/2233123953_2807b837d1_m1.jpg" alt="2233123953_2807b837d1_m" width="240" height="180" /></a></p>
<p>Pirinç bir karyolaya gönüllü girsem…<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/a20464_5TOBX61.jpg"></a></p>
<p>Kanaviçe işli yataklara yapışsam&#8230;</p>
<p>Nakışlı uyusam…Bir yer olsa gitsem!&#8230;</p>
<p>Yanımda kalbim!&#8230;</p>
<p> </p>
<div><strong></strong></div>
<div><strong> </strong></div>
<p><strong> </p>
<p><em>Nazan Kutlu, Mart 2010, İstanbul </em></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p></strong></p>
<p><strong><em>(güzaltı) Yazın “DÜNYA”sı</em><br />
</strong><strong><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/dsc01093.jpg"></a><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/44789369_0fb8a93092_o.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-6172" title="44789369_0fb8a93092_o" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/44789369_0fb8a93092_o-200x87.jpg" alt="44789369_0fb8a93092_o" width="200" height="87" /></a> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>&#8230;</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukisler.com/2010/03/02/gitsem/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
<enclosure url="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/guz-zelin-son.mp3" length="3524276" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>İlk aşk…</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/03/01/ilk-ask%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.kucukisler.com/2010/03/01/ilk-ask%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2010 23:49:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zelin artuğ</dc:creator>
				<category><![CDATA[ebrulî]]></category>
		<category><![CDATA[fıstıkî]]></category>
		<category><![CDATA[gümüşî]]></category>
		<category><![CDATA[kurşunî]]></category>
		<category><![CDATA[kızıl]]></category>
		<category><![CDATA[şarabî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=6138</guid>
		<description><![CDATA[
Sevgideğer Taner&#8217;in (hazandaguzeldir) kendi sesiyle&#8230;

 


 
 
 
 

 Yazan: Taner Yılmaz
Seslendiren: Taner Yılmaz 
 
 

 
Hatırlıyor musun beni?
Hani, uyurken bile, başımızda kavak yellerinin estiği o yılları? O, hepsi bir başka güzel mevsimleri, ayları, haftaları&#8230;
Yaşadığımız o küçük şehri…  Karşılıklı evlerimizi, zamanın bir türlü geçmek bilmediği o asude akşam saatlerini… O ıssız, o sessiz toprak yolları, taş döşeli tenha sokakları…  Evlerimizin önündeki akasya ağaçlarını… [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em><br />
Sevgideğer Taner&#8217;in (hazandaguzeldir) kendi sesiyle&#8230;</em></p>
<p><em><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/tango-passion.jpg"><img class="size-full wp-image-6142 alignright" title="tango-passion" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/tango-passion.jpg" alt="tango-passion" width="184" height="249" /></a><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/tango-passion.jpg"></a></em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/tango-passion.jpg"></a></em></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/dsc02872js0.jpg"></a></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> <br />
<object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="200" height="35" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="flashvars" value="valid_sample_rate=true&amp;external_url=http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/hazann.mp3" /><param name="src" value="http://www.odeo.com/flash/audio_player_standard_gray.swf" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="quality" value="high" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="200" height="35" src="http://www.odeo.com/flash/audio_player_standard_gray.swf" quality="high" wmode="transparent" flashvars="valid_sample_rate=true&amp;external_url=http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/hazann.mp3"> </embed></object></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Colchique.jpg"></a><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Colchique.jpg"></a></p>
<p><em> Yazan: Taner Yılmaz<br />
Seslendiren: Taner Yılmaz</em> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><span id="more-6138"></span></p>
<p> </p>
<p>Hatırlıyor musun beni?</p>
<p>Hani, uyurken bile, başımızda kavak yellerinin estiği o yılları? O, hepsi bir başka güzel mevsimleri, ayları, haftaları&#8230;</p>
<p>Yaşadığımız o küçük şehri…  Karşılıklı evlerimizi, zamanın bir türlü geçmek bilmediği o asude akşam saatlerini… O ıssız, o sessiz toprak yolları, taş döşeli tenha sokakları…  Evlerimizin önündeki akasya ağaçlarını… Geceleri, gizlice erik çaldığımız komşu bahçeleri&#8230; Hatırlıyor musun hâlâ?</p>
<p>Ya, o soğuk nisan gününü? Hani, bir sabah yağmurundan sonra, bulutlar dağılmış ve sıcacık bi<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/dsc02872js0.jpg"></a>r güneş çıkmıştı, ya! Çocukların duvar diplerinde güneşin sıcaklığıyla ısınmaya çalıştığı ve sanki gecikmiş bir bahardan çalınmış olan o pırıl pırıl nisan gününü?</p>
<p>Hani; bütün gün tek başıma kırlarda dolaştıktan sonra, eve dönerken,  akşam güneşinin vurduğu pencerenizde seni gördüğümde, topladığım çiğdem demetini, nasıl olduğunu anlamadan, sana uzattığım o günü&#8230;</p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/perde.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-6150" title="perde" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/perde-200x167.jpg" alt="perde" width="160" height="134" /></a>El örgüsü perdenin arkasından elini uzattığında; gamzeli yüzündeki şaşkınlığı, o tatlı tebessümünü ve koyu kahverengi gözlerindeki o kaçamak sevinci, bugünmüş gibi hatırlıyorum ben. Nasıl da şaşırmıştın bir anda, değil mi? Sana çiçek veren ilk erkek benmişim meğer!  ‘’Teşekkür ederim..’’ derken ki sesini bugün bile hatırlıyorum, inan!</p>
<p>Sen yirmi dört yaşında, ben henüz on yedisindeydim. Kâkülü alnıma düşen sapsarı saçlarım vardı, hatırlıyor musun? Ne zaman sokağa çıksan, gizlice peşine düşer, takip ederdim arkandan.</p>
<p>Seni bana çeken şey neydi? Güzelliğin miydi, olgun bir kadın oluşun muydu? O, başımı döndüren şey caziben miydi, yoksa yan gözle bana baktığında, sana çok yakışan o fettan bakışların mıydı? Yoksa ayaklarımı yerden kesen şey, yaklaşan bahar mıydı, benim ergenlik çağımın cilvesi miydi? Bir hayal miydi yaşadıklarımız, bir serap mıydı, inan, hâlâ bilmiyorum?</p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/planetes-etoiles-282.gif"></a></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/coeur-11.gif"></a></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/planetes-etoiles-282.gif"></a></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/etoile_113.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-6156" title="etoile_113" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/etoile_113.gif" alt="etoile_113" width="67" height="50" /></a><br />
İlk buluşmamızı hatırlıyor musun? İstasyonun yakınlarında, gizlice buluştuğumuz ve el ele tutuşup gezdiğimiz günü&#8230; Hani, bir keresteciler sokağı vardı? O gün, bilmeden girdiğimiz o sokaktan marangozların kızgın ve öfkeli bakışları altında, yüreklerimiz korku içinde geçmiştik&#8230; Herhalde o sokaktan el ele tutuşup geçen ilk sevgililer bizdik. Dayak yememe ramak kalmıştı, hani! Nasıl da korkmuştun sen öyle? Kalbinin çırpınışları akşama kadar dinmek bilmemişti bir türlü.</p>
<p>Her an, bir tanıdık görecek diye tedirgin, korkuyla karışık bir mutluluk içinde ara sokaklarda, bağların bahçelerin arasında dolaşıp eve dönmüştük. Kınsız bıçağımla bir dut ağacına isimlerimizin ilk harflerini kazımıştım. Nerede olursak olalım, senede bir gün o ağacın altında buluşmaya yemin etmiştik. Ne sözler vermiştik birbirimize o gün. Ah, ne sözler&#8230; Bilmem, hâlâ hatırlıyor musun?</p>
<p>Ve sonra,  öpüşmeyi öğretmiştin bir gün bana&#8230; Ben, acemi aşığa!</p>
<p>Hani, dudaklarımı öperken dişlerinin arasına alıp ısırmıştın ya?.. Dudaklarım incecik kanamıştı o gün, hatırlıyor musun?</p>
<p>Sonraki günlerde, o tatlı sızı hiç geçmesin diye, dudaklarımda senden kalan yaraları kendim kanatıp durmuştum. O tatlı sızıyı bugün bile hatırlarım ben.</p>
<p>Herkes dudaklarımın uçukladığını sanmıştı. Annem; &#8221; Ne geçmez uçukmuş bu böyle?&#8221; demişti de, biz gizlice bakışıp gülüşmüştük seninle&#8230;</p>
<p>Ya, o eşsiz gün? Hani, evde kimseler yokken bize geldiğin gün&#8230; Ah! Gizlice arka odaya saklandığımız ve ilk kez seviştiğimiz gün!</p>
<p>Acaba, kaç sevgili yaşamıştır böyle bir şeyi hayatında?</p>
<p>Kalplerimiz, her an yakalanma korkusunun cenderesinde yırtılırcasına çarparken, birbirimize ilk sarılışımız…  Bedenlerimizi ilk defa bu kadar yakından çırılçıplak görüşümüz&#8230;  Ellerimiz terli tenlerimizde sabırsızca, vahşice dolaşır, nefeslerimiz birbirine karışırken; ilk sevişmenin, o tadına doyum olmaz girdabına sınırsız bir mutlulukla yuvarlandığımız ve yakalanma korkusunu bile unuttuğumuz o tarifsiz heyecanı kaç sevgili, kaç sevdalı yaşamıştır acaba bizim gibi?</p>
<p>Bir anda nasıl da değişivermiştim öyle ben! Sesim, duruşum, tavırlarım, afili afili yürüyüşüm&#8230;<br />
Artık erkek olmuştum ya!</p>
<p>Nasıl da inanılmaz bir gururla bakıyordum dünyaya.</p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/rouge.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-6144" title="rouge" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/rouge.jpg" alt="rouge" width="215" height="286" /></a>Ya, o gece kaçamaklarımız? Herkes uykudayken, gizlice bahçe kapınızdan içeriye süzülüşüm… Kapının arkasında, karanlıkta korkudan bir çocuk gibi titreyerek beklerdin beni.  Bir işiten olur diye nefes almaya korkarak sevişirdik. Ay ışığında gözüme bir başka güzel görünürdün. Güneş neden böyle erken doğuyor diye isyan ederdik her defasında. Bir gece şafak sökmeden az önce, tam bahçe kapınızdan çıkarken bekçilere yakalanmıştım, hani! Yalvar yakar zor kurtulmuştum ellerinden. Alt katın penceresinden, annenler işitecek diye korkarak, yüreğin ağzında dinlemiştin konuşmalarımızı. Hatırlıyorsun, değil mi? Bir başka gece de, herkes uyusun diye beklerken ben uyuyakalmıştım. Ertesi gün çiğ çiğ yiyecekmişsin gibi bakmıştın bana!  Ah! Ne güzel günlerdi o günler!</p>
<p>Ya şarkılarımız? Hani; çok sevdiğin, hicaz bir şarkı vardı; &#8221;Sevmiyorum seni artık, gözlerimi geri ver. Yalanmış yeminlerin hep, sözlerimi geri ver!&#8221; İçimi bir ayrılık korkusu sarardı ne zaman onu söylesen…  Durduk yerde dertlenir, yüreğime dayanılmaz bir hüzün çökerdi. Yalan yere bile olsa, senden ayrılmanın düşüncesine dayanamaz, kederlenir, ıstıraplar içinde kıvranırdım. Sana, ‘’Bizi ancak ölüm ayırır!’’ diye yeminler ettirmeden bir türlü eski neşeme kavuşamazdım. ’’Sen, ölünceye kadar kalbimin en gizli köşesinde yaşayacaksın!’’ dediğinde, dünyalar benim olur, yerlere göklere sığamazdım.</p>
<p>Benim de çok sevdiğim bir şarkı vardı, hani!  ‘’Akşam oldu, hüzünlendim ben yine, hasret kaldım gözlerinin rengine. ’’… Ahh! Bize her geldiğinde, ne yapar ne eder mutlaka söyletirdin bu şarkıyı bana.  İkide bir lades tutuşalım der, her seferinde beni kandırmayı başarırdın. Nasıl da utanarak söylerdim, değil mi? Sesim titrer, yanaklarım kıpkırmızı olurdu.. Şarkı her bittiğinde; ‘’Ne zaman bu şarkıyı dinlesem, hep seni anacağım’’ der, o baygın bakışlarınla gülümserdin bana. Bu aşkın, bir gün gelip de, yarım kalacağını hayal bile edemezdim o vakitler.</p>
<p>Oysa tıpkı, sevdalandığımız o soğuk nisan gününün yağmuru gibi, gelip geçiverdi o güzelim günler!</p>
<p>O kaçınılmaz sonumuz&#8230; O ölümlerden beter ayrılışımız. O meşum gün&#8230;  O paramparça olduğum ve her bir parçamın başka bir yere savrulduğu gün!</p>
<p> Sen, bir yıl aradan sonra ait olduğun yere dönmüştün. Arkanda, bir daha seni unutamayacak olan beni, yapayalnız bırakıp gitmiştin&#8230;  Hâlâ şaşarım, nasıl ayrılabilmiştim senden o gün, nasıl?</p>
<p>O kış günü üstelik benim doğum günümdü.  O günden sonra bir kez bile kutlamadım doğum günümü ben. Bir tek gün bile! Hayatımdan sildim attım o günü.</p>
<p>Gitmiştin! Sinemde açılan yaranın, ömrüm oldukça kanayacağını bilerek gitmiştin. Nasıl yıkılmıştım hatırlıyor musun?  O gündür, bu gündür hâlâ için için kanarım ben. Tek sen gitmeyesin diye, gözümü kırpmadan hayatımı verebilirdim, isteselerdi eğer.</p>
<p>O, ilk ve son vedalaşmamız!</p>
<p>Birbirimizi bir daha asla göremeyeceğimizi bilmenin acısıyla içimiz yanarken, son defa gizlice bakışmamız&#8230;</p>
<p>Son bir kez olsun baş başa kalıp da sarılamamıştık birbirimize. Sırrımız; o büyük ve gizli sevdamız ortaya çıkmasın diye, ağlayamamıştık bile!  Hâlâ yanarım buna. Hayatının ilk sevgilisini bir daha asla göremeyecek olan gözlerimdeki nem, ruhumu saran o koyu matem, o içimi paralayan, ruhumu yerle bir eden deprem&#8230; Neden bu kadar kısa sürmüştü mutluluğumuz bizim, neden?</p>
<p>Yıllar sonra, aşkımızın nişanını taşıyan o ağacı gidip bulduğumu biliyor musun? Harflerimizin izi eskimiş, tozlanmış öylece, bıraktığımız gibi duruyordu. Sen diye sarıldım o ağaca! Senmişsin gibi okşayıp sevdim onu. Gözlerin düştü aklıma, gözlerim yaşla doldu.</p>
<p>Biliyor musun?</p>
<p>Bunca yıl sonra bile, her şeyi sanki bugünmüş gibi hatırlıyorum. Hiç unutmadım seni. Unutamadım. Her şeyi; yaşadıklarımızı, anılarımızı, şarkılarımızı… Ve o sonu hazin biten maceramızı…</p>
<p>Evet, bunca yıldır, hiçbirini unutamadım. Hayalin, seni her hatırladığımda, mahzunlaşıp uzaklara dalan gözlerimde öylece asılı kaldı. Dudaklarımda hâlâ senden kalan o incecik, tatlı sızı var.  Kulaklarımda hâlâ o çok sevdiğimiz şarkılar…</p>
<p>Ya sen? Sen de unutmadın değil mi? İstesen de unutamazsın ki&#8230;  Böyle, rüya gibi bir aşk masalı unutulur mu hiç?</p>
<p>Yıllar sonra… Şimdi!</p>
<p>Söylesene! Yüreğinde duyuyor musun beni? </p>
<p>Hâlâ anılarında yaşıyor mu, o boynu bükük, yarım kalan gizli sevdamız?</p>
<p>Aklına düşüyor mu bazen, o ilk heyecanımız,</p>
<p> O kutsal ve yasak aşkımız!</p>
<p>Hâlâ hissediyor musun, kalbinin en gizli köşesinde beni?</p>
<p>Söylesene n’olur,  sen de, hatırlıyor musun beni?</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong><em>taner yılmaz, 30 mayıs 2007, istanbul</em></strong></p>
<p><a href="http://blog.milliyet.com.tr/Arsiv.aspx?UyeNo=1117008&amp;SayfaNo=2"><em><strong>http://blog.milliyet.com.tr/hazandaguzeldir</strong></em></a></p>
<p> </p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="253" height="199" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="bgcolor" value="#000000" /><param name="align" value="middle" /><param name="src" value="http://embed.video75.com/embedy/Zl8yWnJ0cUtsWHRpaDhubjA" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="253" height="199" src="http://embed.video75.com/embedy/Zl8yWnJ0cUtsWHRpaDhubjA" allowfullscreen="true" bgcolor="#000000" align="middle" wmode="transparent"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukisler.com/2010/03/01/ilk-ask%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>12</slash:comments>
<enclosure url="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/hazann.mp3" length="3688592" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Sevgiye çağrı</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/02/27/sevgiye-cagri-3/</link>
		<comments>http://www.kucukisler.com/2010/02/27/sevgiye-cagri-3/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 20:08:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zelin artuğ</dc:creator>
				<category><![CDATA[ebrulî]]></category>
		<category><![CDATA[gümüşî]]></category>
		<category><![CDATA[kızıl]]></category>
		<category><![CDATA[şarabî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=5970</guid>
		<description><![CDATA[
Sevgideğer Şerife&#8217;nin kendi sesinden&#8230;
 
 

 

 
 Şiir: Şerife Mutlu
Seslendiren: Şerife Mutlu
 
Görsel: Şerife Mutlu&#8217;nun bir rölyef çalışması
 
                                                                   
 





 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Şerife Karaçayır Mutlu, 25/Ocak/1989 İzmit
http://blog.milliyet.com.tr/evrenindilisevgi





]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/pb10m796.jpg"></a></em></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><em>Sevgideğer Şerife&#8217;nin kendi sesinden&#8230;</em></strong></p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;"><strong><em> <a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/untitled4.bmp"><img class="size-full wp-image-6256 aligncenter" title="untitled" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/untitled4.bmp" alt="untitled" /></a></em></strong><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/94-DUYULARIMIZ.jpg"></a><strong><em><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/şeri.jpg"></a><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/şeri.jpg"></a></em></strong></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/ŞerifeMutlu.jpg"></a></p>
<p> <br />
<em><br />
</em><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="200" height="35" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="flashvars" value="valid_sample_rate=true&amp;external_url=http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/seri.mp3" /><param name="src" value="http://www.odeo.com/flash/audio_player_standard_gray.swf" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="quality" value="high" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="200" height="35" src="http://www.odeo.com/flash/audio_player_standard_gray.swf" quality="high" wmode="transparent" flashvars="valid_sample_rate=true&amp;external_url=http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/seri.mp3"> </embed></object></p>
<p><em> Şiir: Şerife Mutlu<br />
Seslendiren: Şerife Mutlu</em></p>
<p> </p>
<p><em>Görsel: Şerife Mutlu&#8217;nun bir rölyef çalışması</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><em><span id="more-5970"></span></em><em>                                                                   </em></p>
<p> <a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/pb10m796.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-6251" title="pb10m796" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/pb10m796.jpg" alt="pb10m796" width="384" height="288" /></a></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/94-DUYULARIMIZ.jpg"></a><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/ŞerifeMutlu.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/ŞerifeMutlu.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/ŞerifeMutlu.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/ŞerifeMutlu.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/ŞerifeMutlu.jpg"></a></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Şerife Karaçayır Mutlu, 25/Ocak/1989 İzmit</strong></p>
<p><a href="http://blog.milliyet.com.tr/evrenindilisevgi"><em><strong>http://blog.milliyet.com.tr/evrenindilisevgi</strong></em></a></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/ŞerifeMutlu.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/ŞerifeMutlu.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/ŞerifeMutlu.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/ŞerifeMutlu.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/ŞerifeMutlu.jpg"></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukisler.com/2010/02/27/sevgiye-cagri-3/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>18</slash:comments>
<enclosure url="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/seri.mp3" length="3920970" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Düşüyoruz&#8230;</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/02/27/dusuyoruz/</link>
		<comments>http://www.kucukisler.com/2010/02/27/dusuyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 18:15:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zelin artuğ</dc:creator>
				<category><![CDATA[ebrulî]]></category>
		<category><![CDATA[kurşunî]]></category>
		<category><![CDATA[kızıl]]></category>
		<category><![CDATA[limonî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=6127</guid>
		<description><![CDATA[
Düşüyoruz…
Çevik bir sperm,
şanslı yumurta isek,
Ana rahmine..
Oradan ana kucağına..
Büyüdükçe;
Bir kalbe..
Akla..
Aşk’a.
Gurbete..
Sokaklara..

Yollara..
Hayrete.
Hasrete..
Yalnızlığa..
Umutsuzluğa..
Kanayan yaralarımızı acilen sarıp, yeni yaralara yer açıyoruz..
Garip bir haz alıyoruz düşmekten..
Bazılarından çabuk kalkıyoruz, çocuk umursamazlığıyla,
Anne öpünce geçenlerden..
Kiminde, yıllarca yere yapışık kalıyoruz..
Kim öpse geçmeyenlerden..
Alışıyoruz!!
Uzun zaman düşmemişsek, bu kez, ıssız bir adaya düşmek istiyoruz.
Düştüğümüzde, ne yitirmişsek, yanımıza hiç değilse üçünü alma hayali kuruyoruz.
Artık her düştüğümüzde bir şeyimiz kayboluyor, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/chute.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-6128" title="chute" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/chute.jpg" alt="chute" width="275" height="238" /></a><br />
Düşüyoruz…</p>
<p>Çevik bir sperm,</p>
<p>şanslı yumurta isek,</p>
<p>Ana rahmine..</p>
<p>Oradan ana kucağına..</p>
<p>Büyüdükçe;</p>
<p>Bir kalbe..</p>
<p>Akla..</p>
<p>Aşk’a.</p>
<p><span id="more-6127"></span>Gurbete..</p>
<p>Sokaklara..<br />
<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/DaedalusIcaros.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-6129" title="DaedalusIcaros" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/DaedalusIcaros-200x166.jpg" alt="DaedalusIcaros" width="160" height="133" /></a><br />
Yollara..</p>
<p>Hayrete.</p>
<p>Hasrete..</p>
<p>Yalnızlığa..</p>
<p>Umutsuzluğa..</p>
<p>Kanayan yaralarımızı acilen sarıp, yeni yaralara yer açıyoruz..</p>
<p>Garip bir haz alıyoruz düşmekten..</p>
<p>Bazılarından çabuk kalkıyoruz, çocuk umursamazlığıyla,</p>
<p>Anne öpünce geçenlerden..</p>
<p>Kiminde, yıllarca yere yapışık kalıyoruz..</p>
<p>Kim öpse geçmeyenlerden..</p>
<p>Alışıyoruz!!</p>
<p>Uzun zaman düşmemişsek, bu kez, ıssız bir adaya düşmek istiyoruz.</p>
<p>Düştüğümüzde, ne yitirmişsek, yanımıza hiç değilse üçünü alma hayali kuruyoruz.</p>
<p>Artık her düştüğümüzde bir şeyimiz kayboluyor, eksilmiş kalkıyoruz.</p>
<p>Çok düşmekten kafa travması geçirip, gündüz düş kuruyoruz;</p>
<p>İyi eğitim alan, gripten ölmeyen çocuklar&#8230;</p>
<p>Etini satmak zorunda kalmayan kadınlar&#8230;</p>
<p>Hayvanlarıyla aynı mekanda yaşamayan köylüler&#8230;</p>
<p>Güneşi, düşüneni bol, silahı kıt günler&#8230;</p>
<p>Kirletilmemiş;</p>
<p>Su..<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/largeimage_f7.jpg"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-6133" title="largeimage_f7" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/largeimage_f7-150x122.jpg" alt="largeimage_f7" width="120" height="98" /></a></p>
<p>Hava..</p>
<p>Deniz..</p>
<p>Beyin..</p>
<p>Düşün, böyle düşlerin peşine!.. Bakmayın kanayan dizlerinize, gözlerinize&#8230; Düşeni gören merhametli tanrıları vardır birilerinizin&#8230; Sadece karda düşene gülen, aşk’a düşene merhamet eden..</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Nazan Kutlu, Şubat 2010, İstanbul </strong></p>
<p><strong>(güzaltı) Yazın “DÜNYA”sı</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><em>ZeybebikoAndTsifteteliDance<br />
</em><strong><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="200" height="35" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="flashvars" value="valid_sample_rate=true&amp;external_url=http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/10-Zeybebiko-and-Tsifteteli-Dance.mp3" /><param name="src" value="http://www.odeo.com/flash/audio_player_standard_gray.swf" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="quality" value="high" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="200" height="35" src="http://www.odeo.com/flash/audio_player_standard_gray.swf" quality="high" wmode="transparent" flashvars="valid_sample_rate=true&amp;external_url=http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/10-Zeybebiko-and-Tsifteteli-Dance.mp3"></embed></object></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p>Ikaros-Maroc<br />
<object id="main" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="255" height="210" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="name" value="main" /><param name="bgcolor" value="#000000" /><param name="src" value="http://www.ucusvideo.com/player/vPlayer.swf?f=http://www.ucusvideo.com/player/vConfig_embed.php?vkey=5ff68e3e25b9114205d4" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><param name="quality" value="high" /><embed id="main" type="application/x-shockwave-flash" width="255" height="210" src="http://www.ucusvideo.com/player/vPlayer.swf?f=http://www.ucusvideo.com/player/vConfig_embed.php?vkey=5ff68e3e25b9114205d4" bgcolor="#000000" allowfullscreen="true" quality="high" name="main"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukisler.com/2010/02/27/dusuyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
<enclosure url="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/10-Zeybebiko-and-Tsifteteli-Dance.mp3" length="3170788" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Bir uçuş dersi</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/02/27/bir-ucus-dersi/</link>
		<comments>http://www.kucukisler.com/2010/02/27/bir-ucus-dersi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 27 Feb 2010 15:00:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zelin artuğ</dc:creator>
				<category><![CDATA[ebrulî]]></category>
		<category><![CDATA[gümüşî]]></category>
		<category><![CDATA[kızıl]]></category>
		<category><![CDATA[şarabî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=6113</guid>
		<description><![CDATA[ 

 
Hiç unutamadığım olaylardan birini tesadüfen izlemiştim. Sigara içmek için çalıştığım işyerinin balkonuna çıkmıştım bir gün. Otuz sene kadar önce… İlkin, bir şey anlamadım! Üç tane serçe, karşıdaki alçak toprak damın üstünde, tam kenarda oynaşıyor gibiydiler. İçlerinden biri damın hemen kenarından aşağı uçuyor, az sonra geri geliyordu.
Bu uçuş defalarca tekrarlanınca daha dikkatle izlemeye başladım. İçlerinden biri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/oiseaux-1.jpg"><img class="size-full wp-image-6114 aligncenter" title="oiseaux-1" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/oiseaux-1.jpg" alt="oiseaux-1" width="419" height="407" /></a></p>
<p> </p>
<p>Hiç unutamadığım olaylardan birini tesadüfen izlemiştim. Sigara içmek için çalıştığım işyerinin balkonuna çıkmıştım bir gün. Otuz sene kadar önce… İlkin, bir şey anlamadım! Üç tane serçe, karşıdaki alçak toprak damın üstünde, tam kenarda oynaşıyor gibiydiler. İçlerinden biri damın hemen kenarından aşağı uçuyor, az sonra geri geliyordu.<br />
Bu uçuş defalarca tekrarlanınca daha dikkatle izlemeye başladım. İçlerinden biri diğerlerinden daha küçüktü. Büyük olanlardan biri kenardan aşağı uçarken diğeri, küçük olan kuşu kanatlarını kullanarak damın kenarına doğru sürüyor, ama küçük serçe her seferinde korkup geriye kaçıyordu!<br />
<span id="more-6113"></span>Anlamıştım. Bir serçe ailesiydi bu! Anne, baba ve yavru serçe…</p>
<p>O gün yavruya ilk uçuş dersi veriliyordu. Ona nasıl uçacağı, kanatlarını nasıl kullanacağı öğretiliyordu. Ebeveynler bıkmadan usanmadan yavruyu cesaretlendirmeye çalışıyorlardı. Ama, damın yüksek oluşundan mı, her ne ise minik yavru damın kenarına kadar geliyor, ama son anda geriye kaçıyor, bir türlü uçmaya yanaşmıyordu.<br />
 İşi gücü unutmuş onları izlemeye dalmıştım. Derken, ebeveynlerden biri olduğu yerde bir metre kadar havalanıp tekrar yere inmeye başladı. Bunu beş on kez yapınca yavruya biraz cesaret geldi. O da aynı hareketleri yapmaya başladı. Sonra anneyle baba kuş, minik yavruyu damda yalnız bırakıp aşağı uçtular. Yalnız kalan yavru kuş, kenara gelip telaşla çırpınmaya başladı. Ve sonra birden kendisini boşluğu bıraktı! Yüreğim ağzıma gelmişti&#8230; Ya uçamayıp yere düştüyse?</p>
<p>Ya orada bir kedi varsa?</p>
<p>Eyvah!</p>
<p>Ne yapsam, ne etsem derken, üçü birden karşıda görünüverdiler. Gelip aynı yere kondular. O, az önceki telaşlı cıvıltıların makamı değişmişti sanırım, artık neşeli bir şarkı tutturmuşlardı.</p>
<p>Belki de bana öyle geldi bir an.</p>
<p>Onlar yeni uçuşlara devam ededursun,  ben artık içim rahat, balkondan içeriye girdim.</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Taner Yılmaz  03.01.2008 İstanbul</em></strong><br />
<strong><em><strong><em><br />
<a href="http://blog.milliyet.com.tr/Arsiv.aspx?UyeNo=1117008&amp;SayfaNo=2"><em><strong>http://blog.milliyet.com.tr/hazandaguzeldir</strong></em></a></em></strong></em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p>sandy possey-All hung up your green eyes<br />
<strong><em> <object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="200" height="35" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="flashvars" value="valid_sample_rate=true&amp;external_url=http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/058.sandy-posey-All-hung-up-in-your-green-eyes.mp3" /><param name="src" value="http://www.odeo.com/flash/audio_player_standard_gray.swf" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="quality" value="high" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="200" height="35" src="http://www.odeo.com/flash/audio_player_standard_gray.swf" quality="high" wmode="transparent" flashvars="valid_sample_rate=true&amp;external_url=http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/058.sandy-posey-All-hung-up-in-your-green-eyes.mp3"></embed></object></em></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.dailymotion.com/video/x1oz61_edith-piaf-la-foule_creation"></a></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukisler.com/2010/02/27/bir-ucus-dersi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Delidumrul 9</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/02/26/delidumrul-9/</link>
		<comments>http://www.kucukisler.com/2010/02/26/delidumrul-9/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Feb 2010 17:38:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zelin artuğ</dc:creator>
				<category><![CDATA[ebrulî]]></category>
		<category><![CDATA[fıstıkî]]></category>
		<category><![CDATA[gümüşî]]></category>
		<category><![CDATA[kurşunî]]></category>
		<category><![CDATA[kızıl]]></category>
		<category><![CDATA[şarabî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=6101</guid>
		<description><![CDATA[ (Lütfen önce 10 okunsun..)

Nemrut, bir sinek yüzünden öldüğünde attı beni eteklerinden..

Ondan beri;
Her gün başka yerde uyanırım..
Bakmışsın Urfa’da balık olmuşum, göldeyim..
Hz.İbrahim’i yaktıkları ateşe düşerim..
 
Mardin’de, manastırda, başım gökte,
Sultanahmet’te, alnım yerde,
Tövbe ederim..
Hayale, bilet kesilmez.. gönlümü gezdirmeye hazır bulutlarım var cepte..
Kızıl Meydan&#8217;da yar dudağına ateş koymak isterim..
Afrika’da simsiyah halay çekerim..
Kendime gülmekten katılırım,
Bektaşi fıkralarından çıkarım..

Derli toplu bir şey çıkmaz benden..
Her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> (<em>Lütfen önce 10 okunsun..)</em></strong></p>
<p><strong><em><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/feu%2011.gif"></a></em></strong><br />
Nemrut, bir sinek yüzünden öldüğünde attı beni eteklerinden..<br />
<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/18.gif"><img class="alignright size-full wp-image-6104" title="18" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/18.gif" alt="18" width="160" height="120" /></a><br />
Ondan beri;</p>
<p>Her gün başka yerde uyanırım..</p>
<p>Bakmışsın Urfa’da balık olmuşum, göldeyim..</p>
<p>Hz.İbrahim’i yaktıkları ateşe düşerim..</p>
<p> </p>
<p><span id="more-6101"></span>Mardin’de, manastırda, başım gökte,</p>
<p>Sultanahmet’te, alnım yerde,</p>
<p>Tövbe ederim..</p>
<p>Hayale, bilet kesilmez.. gönlümü gezdirmeye hazır bulutlarım var cepte..</p>
<p>Kızıl Meydan&#8217;da yar dudağına ateş koymak isterim..</p>
<p>Afrika’da simsiyah halay çekerim..</p>
<p>Kendime gülmekten katılırım,</p>
<p>Bektaşi fıkralarından çıkarım..<br />
<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Tommiks.jpg"></a><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Tommiks.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-6106" title="Tommiks" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Tommiks.jpg" alt="Tommiks" width="111" height="160" /></a><br />
Derli toplu bir şey çıkmaz benden..</p>
<p>Her telden çalar, her daldan atlarım..</p>
<p>Alçıda o yüzden kanatlarım..</p>
<p>Arada yüksek topuk giyer, yüksek volüm ağlarım..</p>
<p>Penisi olup, gerisi olmayan adamı,</p>
<p>Bozuk para diye harcarım..</p>
<p>Hala , öğle arası Tom Miks’e</p>
<p>Gece “Konyakçı” ya misafirliğe gidip, sabaha kadar gülerim..<br />
<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/yelken.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-6107" title="yelken" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/yelken-200x142.jpg" alt="yelken" width="200" height="142" /></a><br />
İçim kanadığında, Burgaz ada, kalpazan kayaya çıkar..</p>
<p>Ustanın mangalında, yürek ızgara yaparım..</p>
<p>Sonra durulur, ellerimden gemi, saçlarımdan yelken yapar..</p>
<p>&#8220;Ay &#8220;indiririm ağlarıma..</p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Nazan Kutlu, Şubat 2010, İstanbul </strong></p>
<p><strong>(güzaltı) Yazın “DÜNYA”sı</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Ebruli-Ezginin günlüğü<br />
<strong><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="200" height="35" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="flashvars" value="valid_sample_rate=true&amp;external_url=http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/ezginin-gunlugu-ebruli.mp3" /><param name="src" value="http://www.odeo.com/flash/audio_player_standard_gray.swf" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="quality" value="high" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="200" height="35" src="http://www.odeo.com/flash/audio_player_standard_gray.swf" quality="high" wmode="transparent" flashvars="valid_sample_rate=true&amp;external_url=http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/ezginin-gunlugu-ebruli.mp3"></embed></object></strong></p>
<p><strong><img title="&quot;flashvars&quot;:&quot;valid_sample_rate=true&amp;external_url=http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/ezginin-gunlugu-ebruli.mp3&quot;,&quot;src&quot;:&quot;http://www.odeo.com/flash/audio_player_standard_gray.swf&quot;,&quot;wmode&quot;:&quot;transparent&quot;,&quot;quality&quot;:&quot;high&quot;" src="http://www.kucukisler.com/wp-includes/js/tinymce/plugins/media/img/trans.gif" alt="" width="200" height="35" /></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukisler.com/2010/02/26/delidumrul-9/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
<enclosure url="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/ezginin-gunlugu-ebruli.mp3" length="3306766" type="audio/mpeg" />
		</item>
		<item>
		<title>Bir kuşun intiharı</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/02/26/bir-kusun-intihari/</link>
		<comments>http://www.kucukisler.com/2010/02/26/bir-kusun-intihari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Feb 2010 22:30:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zelin artuğ</dc:creator>
				<category><![CDATA[ebrulî]]></category>
		<category><![CDATA[kurşunî]]></category>
		<category><![CDATA[zifirî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=6087</guid>
		<description><![CDATA[ 
Henüz ilkokula bile gitmiyordum. Oturduğumuz evin dış sıvasını yapan bi usta saçağın altındaki bi kuş yuvasını göz göre göre sıvayla kapladı. Hem de içindeki yavrularla! Ne yavruların cıvıltısı, ne bizim ağlamalarımız fayda etmedi. Anne kuş geldiğinde yuvasının girişi de, yavruları da artık yoktu! Zavallı nasıl da acı acı ötüp, yuvanın etrafında uçuşmuştu! Bu olayın acısını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/fouras19192008-61.JPG"><img class="alignleft size-full wp-image-6088" title="fouras19192008 (61)" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/fouras19192008-61.JPG" alt="fouras19192008 (61)" width="192" height="144" /></a>Henüz ilkokula bile gitmiyordum. Oturduğumuz evin dış sıvasını yapan bi usta saçağın altındaki bi kuş yuvasını göz göre göre sıvayla kapladı. Hem de içindeki yavrularla! Ne yavruların cıvıltısı, ne bizim ağlamalarımız fayda etmedi. Anne kuş geldiğinde yuvasının girişi de, yavruları da artık yoktu! Zavallı nasıl da acı acı ötüp, yuvanın etrafında uçuşmuştu! Bu olayın acısını bugün bile hatırlarım. İlkokul birinci sınıfa başladığımızda okuma kitabımızda resimli bir öykü vardı: Yuvalarında, açık gagalarıyla annelerinin gelmesini bekleyen üç kuş yavrusu&#8230; Ama heyhat, akşam olmuş, anne kuş hala görünmüyor, çünkü bir avcı tarafından vurulmuş&#8230; O günkü okuma dersinde bütün sınıf hüngür hüngür ağlamıştık.</p>
<p> </p>
<p><span id="more-6087"></span></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Etourneau-sansonnet2.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-6089" title="Etourneau sansonnet2" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Etourneau-sansonnet2.jpg" alt="Etourneau sansonnet2" width="230" height="183" /></a>İşte bu iki olayın etkisinden olsa gerek, kuşları hem sever, hem de onlara hep acırdım. Üçüncü sınıfta ise Türkçe kitabımızda bi şiir vardı. Şiirin bi dizesi şöyleydi: &#8221; Sana selam vermeyen kuşun yuvasını bozacağım&#8221;  Nasıl  da korkmuştum! Hafta sonu tatili o zaman cumartesi günü öğlende başlardı. O günden sonra cumartesi ve pazar günleri hep bayrak direğindeki bayrağı görmeyip de selam vermeden uçan kuşların yuvalarının  birileri tarafından bozulacağını düşünüp üzülürdüm. İşte kuşları bu denli sevip, onlar için kaygılanan ben; gün gelip de bi kuşun ölümüne, hatta intiharına sebep olacağımı aklımın ucundan bile geçiremezdim o zamanlar.<br />
 <br />
Lisedeydik. Güneşli bir kış günü arkadaşlarla bahçede oynarken üstümüzden bi kuş sürüsü geçti. Bi arkadaşımız; &#8221;-Bunların adı Sığırcık Kuşu&#8221; dedi. Köylerinde at kuyruğu kılından yapılan tuzaklarla bunları avladıklarını anlatınca, biraz meraktan, biraz da iş olsun diye biz de denemeye karar verdik. Aklımızca kuşları tutup kafeste besleyecektik. Tuzakları hazırladık. Sonra yerdeki karı küreyip taze toprağa tuzakları yerleştirdik. Geriye bitek yere yem serpmek kalmıştı. Onu da yapınca saklanmak için eve girdik. Biz daha pencere kenarına geçmeden şaşırtıcı bişey oldu! Yüzlerce kuş taze toprağın üstüne döktüğümüz yemlerin üstüne üşüştü! Yemler bitip, kuşlar havalanınca geride tuzaklara yakalanmış kuşlar kalmıştı. Hepsini bi kutuya koyduk. Sonra birini incelemek için elimize aldık. Nasıl olduysa kalbi çılgınca çarpan kuş elimizden kurtuluverdi! Kurtulunca da bir zıpkın gibi uçup karşı duvara çarptı. Biz daha ne olduğunu anlayamadan, kendisini duvardan duvara çarpmaya devam etti. En sonunda yere düştüğünde koşup elime aldım. Az önce çılgın gibi atan kalbi durmuştu. Onun cansız bedenine bakarak olduğumuz yerde kalakaldık! Kuşun neden böyle davrandığını hiçbirimiz anlayamamıştık. Kutunun içinde çırpınıp duran diğer kuşları bahçeye götürüp salıverdim. Uçup gittiler. Ölen kuşu da az önce kazdığımız yere gömdüm. Hepimiz yaptığımıza pişman olmuştuk.<br />
 <br />
<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Etourneau-sansonnet1.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-6090" title="Etourneau sansonnet1" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Etourneau-sansonnet1.jpg" alt="Etourneau sansonnet1" width="259" height="198" /></a></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Yıllar sonra kuşlar hakkında sohbet ederken bu olayı anlattığım yaşlı biri; sığırcık kuşlarının özgürlüklerine çok düşkün olduğunu, asla esarete dayanamadığını ve yakalanınca böyle yaparak kendilerini öldürdüğünü söyleyince geç de olsa yaptığımız hatayı anladım. Yalnız hatayı değil, özgürlüğün ne demek olduğunu da!</p>
<p><strong><em> <br />
.</em></strong><strong><em>..</em></strong></p>
<p><strong><em>taner  yılmaz 17.01.2008 istanbul</em></strong></p>
<p><strong><em><strong><em><a href="http://blog.milliyet.com.tr/Arsiv.aspx?UyeNo=1117008&amp;SayfaNo=2"><em><strong>http://blog.milliyet.com.tr/hazandaguzeldir</strong></em></a></em></strong></em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em> <object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="248" height="192" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="bgcolor" value="#000000" /><param name="align" value="middle" /><param name="src" value="http://embed.video75.com/embedy/aFFPbUtXcUtsWHRpZUlrbWs" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="248" height="192" src="http://embed.video75.com/embedy/aFFPbUtXcUtsWHRpZUlrbWs" allowfullscreen="true" bgcolor="#000000" wmode="transparent" align="middle"></embed></object></em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukisler.com/2010/02/26/bir-kusun-intihari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
