kafanı kırarlar çocuk!.. kafanı senin..
Yucel Evren
“Bizanslılar 1000 yıl önce benim insanlarıma athinganoi adını verdiler. Bu dokunulmaz demekti.. Bundan sonra her gittiğimiz ülkede insanlar bizi böyle çağırdı. Zigeuner, cigani veya çingene… Bizlere dokunulmaz dediler… Korktular bizden. Farklıydık. Daha yoksulduk. Daha özgürdük. Ama insandık. Tıpkı onlar gibi. Onlar bunun farkında değildi. Bizimle çalışmak, bizimle yaşamak, bizimle konuşmak istemediler. Atalarım, bu haksızlıklardan kurtulmak için her yolu denediler… Haykırarak baktılar insanların gözlerine; “biz çingene değiliz insanız.” Çingenelerin konuştuğu dillerden birinde insan Rom demekti. Onlar da insanlara biz romanız dediler, yani sizden bir farkımız yok. Bizi kabul edin. Lütfen! Bugüne kadar kimse onları dinlemedi. Ben atalarım gibi umutsuzca yalvarmayacağım. Biliyorum ki gerçekten de biz farklıyız! Özgür, hırçın, dayanıklı, güçlü, insancıl, ve yaratıcıyız. Tarihin en barışçı insanlarıyız. Bu yüzden utanmam gerekmiyor. Ben olduğum şeyle gurur duyuyorum. Herkes bilsin! Ben bir ÇİNGENEYİM! “
ÖNSÖZ: (www.cingeneyiz.org)
Görsel: Yucel Evren
The Song of the Gypsies
Kimi zaman ;
kara tahta başında Elif öğretmen,
Kimi zaman;
el işinde yer silmekte Hatçe kadın,
Sırtında bebesi çapa yapmakta Ayşe bacı…
On üçünde ! Elinde gelin kınası. Kadın olmuş küçük Meryem…
İstanbul’da üç gündür yağmur yağıyor
Akan su değil sadece rögar kapaklarından
“Cesetlerin” “ruhu” da akıyor
İşte öyle,
Akıp gidiyor
Havalı bir cam
İnfilak ettin yüreğimde
Kırıkların kanıyor hücrelerimde
Kriz… Herkesin dilinde bu sözcük. İşçiler, küçük esnaf, pazarcı, küçük ya da büyük işletme sahipleri.. pazara giden, kocalarından harçlıklı ev kadınları.. babasından harçlıklı öğrenciler.. en çok da kışın ortasında işinden atılan işsizler… herkes krizde! Ne olacak peki ? İnsanlar ne yiyip içecek? Nasıl sürdürecekler hayatlarını? Çocuklar nasıl gidecekler okullarına? Nasıl çorba kaynayacak evlerde? Kredi kartı borçları nasıl ödenecek? Nasıl avukat tutacaklar hukuksal işlerini çözmek için?
İşsiz… Nereye kadar sokakları arşınlayacak? Ne zamana kadar eş dost onu tanıdığını unutacak, onu gördüğünde hafıza kaybına uğrayacak?
İnsanlık tarihi boyunca dünyanın yörüngesini değiştirip, güneşi batırmak isteyen zorbalar oldu, olmaya da devam ediyor. Son yüzyıl, insanlığın yüz karası olarak duruyor tarih sayfalarında. Dünün Dünyası , bu utanç çağının belgelerle verilmiş öyküsü. Avusturyalı yazar Stefan Zweig , biyografisinde “Kudurmuş Avrupa ” diye niteliyor ikinci dünya savaşını. Savaş öncesi Avrupa insanının dünya görüşünü, burjuva düzeninin durmuş, oturmuş zevk anlayışına uygun kalıplara sıkıştırılmasının ardındaki “ikiyüzlü toplum ahlakını” gizli tutulmuş bilinçaltı arzuların er geç ortaya nasıl çıktığını anlatıyor bize. Yazının tamamını okuyun »