üç vakte kadar…
Hatice Atalay

v a p u r d a y ı m…
yanımda yüreğim, karşımda martılar ve deniz…
elimde orta şekerli, bol köpüklü bir fincan kahve
kahve bitene kadar ikimizin de ağzını bıçak açmıyor…
biten fincanımı ters çeviriyorum alışkanlıktan.

v a p u r d a y ı m…
yanımda yüreğim, karşımda martılar ve deniz…
elimde orta şekerli, bol köpüklü bir fincan kahve
kahve bitene kadar ikimizin de ağzını bıçak açmıyor…
biten fincanımı ters çeviriyorum alışkanlıktan.
Bir yazımda dünyada saf bir dilin, ırkın ve kültürün olmadığını, olmayacağını söylemiştim. Hala bu inançtayım. Mitolojiler ait olduğu halkın ortak aklının ürünüdür. Halkları birbirinden farklı kılan ise dilleridir. Halkın kendi dili ile anlattığının adına ister mitoloji, epope, söylence; ister masal deyin, bunların hepsi de halkın ortak aklını, yaşam felsefesini, tarihini yansıtır.
Pıce ve Pızğeş
Nartların bir altın elma ağacı vardı. Her yıl tek bir elma verirdi ağaç. Elmanın yarısı kıpkırmızı, diğer yarısı apaktı. Elmanın olgunlaştığı gün elma yok olurdu. Elma nereye gider, elmayı kim koparıp alır bir türlü bilemezlerdi. Bunun üzerine Nartlar elma ağacının etrafını surlarla çevirdiler, bekçiler korumalar koydular. Elmayı bir türlü koruyamadılar. Sonunda Boşboğaz Werserij’e gidip danıştılar Werserij, Nartlara adları Pıce ve Pızğeş olan ikiz kardeşlerden başkası elma ağacını koruyamaz, diye öğüt verdi.
Sağanak yağmurlara yakalanır bazen yüreğin. Hele de şemsiyesizsen o sıra, yüreğinin iliklerine kadar işler soğuk damlalar. Her doğa olayının bir nedeni olduğu gibi, bu apansız bastıran sağanak da esaslı bir nedene dayanıyordur. Ne kadar esaslı olursa olsun bu neden, yine de boşunadır onca soğuğu yemen. Çünkü sen ağrıdan, sancıdan kıvranırken, esaslı neden her neyse, ıslık çalarak, keyifle yoluna devam ediyordur. Bir tas sıcak çorba verip, bir iki cümleyle seni yatıştıracak kimsen de yoksa yanında -ki böyle durumlarda herkesin çok önemli işleri çıkar – koyu bir karanlığa yumup gözlerini, sağanağın dinmesini beklersin. Yine de kimse görmesin istersin yüreğinin sırılsıklam, buz gibi ıslandığını. Dost bildiklerini gözden geçirirsin birer birer. Bir omuz ararsın, bir insan sıcağı ararsın. Çölde bir yudum su arar gibi…
Tlhepş Nart mitolojisinde demircilerin piridir. Atölyesi bir tepededir. Nartların başka bir demircisi de Khudımıj’dır. onun da atölyesi karşıdaki tepededir. İkisinin bir çekici vardır. Gerek olduğunda çekici birbirlerine fırlatırlar. Tlhepş döveceği demiri ateşe sokar. Demir kızıncaya kadar çekiç Khudımıj’de kalır sonra geri ister. İkisi de işlerini böyle yaparlar.
Nart mitolojisinde Nesren, Nartlar’ın en yaşlısı Thamade’si olarak anlatılır. Bilgedir. Akıllıdır. Jak’e sıfatını göbeğine kadar uzanan beyaz gür sakalından (jak’e) almıştır.
Nesren Tanrılar tanrısı Tha’ya zaman zaman kafa tutar, Tha’nın sözlerini dinlemez, uymaz.
Bir gün Tha’nın oturduğu Oşhamaho(Elbruz)’a karları küreyerek buzları kırarak çıkmaya yeltenir. Tha, Nesren’nin bu hareketine öfkelenir. O güne kadar davet edilmeden hiçbir ölümlü Nart’ın, davetsiz Oşhamahua’ya çıkmasına izin verilmemiştir.
Yıl 1988. Çeşitli edebiyat dergilerine aboneyim. Postadan dergilerimi aldığımda bambaşka bir dünyanın kapıları açılıyor; yazın dünyasının birbirinden renkli, birbirinden güzel sokaklarında uzun yürüyüşlere çıkıyorum. Bu gezilerde sık sık bir güzel insana, damarlarından insan sevgisi akan bir ihtiyar delikanlıya, Vedat Günyol hocama rastlıyorum. Okudukça öyle yakınımdan geçiyor ki, iki adım daha atsam yetişeceğim sanki. Ona ulaşmak hiç de zor değil. Büyüklüğü de buradan geliyor zaten. O, tam bir halk adamı, halkın aydını.
Bir gün adresini gördüm bir dergide. Bayram tebriği yazıyordum eşe dosta. Bir kart da ona yolladım. Kartların en güzelini seçip yollamıştım. Bugün gerçekten de anımsamıyorum kartın üzerinde ne olduğunu. Nasıl hatırlarım? Karşılığında öyle bir kart geldi ki Vedat hocadan, dünyada kimse güzel kartpostal yaptığını iddia etmesin. Günlerce elimden düşürmedim bu ‘anlamlı sanat eseri’ni. Sonunda söylemek istediklerimi küçük bir kağıda not edip yolladım kendisine. Bir anlamda teşekkür etmek istedim.
Önce,
Dolanırsın yaşamının
Dünyanın vitrinlerinde,
Şekillerinde,
Her yıl
Son modeline
Uymalıdır arabanın markası,