Anasayfa Anasayfa

Sayfa 23 / 37« İlk...«2122232425»...Son »

‘şarabî’ Kategorisi için Arşiv

İçime oturdum!….


Nazan Kutlu (güzaltı)

 
Bitkindim!…guz
Hani uzaktan gördüğünüz, sizi yetişeceğinize inandıran yalancı  duruşuyla, bir trene delice koşarsınız da, ciğerleriniz yanar ya…Son anda kalkar gider… Kaçırırsınız… Onun ateşi bu, iki yanımda yanıp duran.
Sen gitmiştin!…
Kıyıda hasır bir tabureye çöktü bedenim. İçime oturur gibi oturdum. Karşımda ,  gece mavisi,  satenden bir çarşaf …Bostancı’da, bana doğru gelen ada vapuru, yırtıyordu onu orta yerinden. Biraz önce yırtılan ciğerlerimi, zehirli bir denizanasının kucağında  gördüm … Sanırım öpüyordu şeffaf dudaklarıyla.
Güneş,  bakire  kanı gibi aktı maviye. Mavinin oldu kızıl…Denizin zifaf gecesi bugün…
Su gibi inledim…Ahhhh dedim…ahhh… Şimdi gök ağlayacak… Ve tanrı, karakuru  ruhumu  ıslatacak.

Yazının tamamını okuyun »

Kasımda açan çiçektir aşk


Olgun Ekinci

İki yağmur damlası arasındaautomne
Göz kırpan güneştir aşk umuttur
Umut vurulmadan.
Siyah renkli çığlıklar
Gebeyken geceye
Gece sessiz ses vedalarda
Dağların ardı yol bitmeyen
Kara borana tutulmadan
Yollarda sessiz gündüz çığlıkları
Geceye halay durmakta zaman.

Yazının tamamını okuyun »

İki dil bir bavul


Nazan Kutlu (güzaltı)

guzalti

Sevgideğer Güzaltı MilliyetBlog’da İki dil bir bavul  filmini yorumlamış bizlere. Böylesi güzel bir yorumun yorumu nasıl olur bilemedim, onun yorumunu Tharıkof sofrasına getirdim, dostlarla paylaşmak ve okuyan herkese önermek için.

Bacı evinden turşu araklayıp sofraya getirmek gibi oldu ama, sevgideğer Güz de sofraya oturunca ve tanıdık yüzler görünce umarım, bağışlayacaktır beni..

Hoş geldin Güz. Şerife’yle Hatice de burada. Ve diğer dostlar… Hazan biraz rahatsız bu sıralar.. Bir iyileşsin, o da çok sevinir seni görünce. Tekrar hoş geldin. (ZelinArtuğ)

Yazının tamamını okuyun »

Bir Ustanın Portresi Leonardo Da Vinci Bruno Nardi


Hakan Şahin

bir_ustanin_portresiBir insan nasıl sanatçı olabilir diye her zaman merak etmişimdir. Sanatçılık doğuştan gelen bir yetenek midir yoksa eğitim, düzenli ve titiz çalışmalar sonucunda kazanılan deneyimlerin ürünü müdür? Sanırım sanatçılık, bir kişilik özelliği olmasının yanında, düşünsel bir öğretinin özgürce uygulanabilmesi yöntemidir de. Ayrıca sanatçılar da o yöntemi nasıl olduysa özümseyebilen kişilerden var oluşmuşlardır. Yazının tamamını okuyun »

YERYÜZÜNÜN ORTADOĞ(R)USU


Cafer Demirtaş

apocalypse20fleuve20de20sang

Birebir hasat… bereket tanrısından
Sunaklara garkedilmiş kan ırmakları…

Turuncu bir sevdanın koynundasın
Damarında ırmak ırmak Hurridir akan
Lime lime Diclenin öfkesinde
Mezopotamyanın yakut bereketi
İçinde mağrur ve mahzun küheylan…

Yazının tamamını okuyun »

Cahit Sıtkı ve Haydi Abbas!…


Zelin Artuğ

 
iek_im1Cahit Sıtkı askerliğini yedeksubay olarak yapmak üzere birliğine gider.
O yıllarda yedeksubay sayısı az olduğundan her yedeksubaya emir eri verilmektedir.
Birliğine gittiğinde bölük yazıcısından künye defterini ister.
Sırayla isimlere bakmaktadır bir isim dikkatini çeker. Abbas oğlu Abbas..
Sakat, çolak eli yüzünden çürüğe ayrılmış biridir Abbas..
Talim bitiminde askerin yanına gönderilmesini ister.
Öğle saatlerinde kapı çalınır.Karşısında civan, mert biri selam çakıp;
-Abbas oğlu Abbas! Emret komutan!.. der..

 

Yazının tamamını okuyun »

Latin alfabesinin kökeni ve dilbilimsel bir çalışma


Muzaffer Tokmak

Son yıllarda olağanüstü bilimsel gelişmelere tanık oluyoruz. Bu gelişmelerin başında langues_enlumgenetik biliminin gelişimi yer alıyor. Genetik biliminden yararlanarak yapılan bilimsel inceleme ve çalışmalar, var olan bilgilerimizi değiştiriyor. Anlıyoruz ki doğru ve gerçek kabul ettiğimiz bilgiler meğer varsayımlardan oluşmuş.

Günümüzde Latin alfabesinin kaynağının Fenike-Biblos uygarlığı olduğu bütün dünyada kabul edilmiştir. Batı Anadolu’dan Güney Avrupa’ya (Yunanistan ve İtalyanın Kuzeyi) göç eden Fenikeliler tarafından taşındığı ve alfabenin orada geliştirildiği bilgisi mevcuttur.

 

Yazının tamamını okuyun »

Parmaksız Hatsu


Muzaffer Tokmak

 

Tsoka, güzelliği ve zerafeti ile adını duyurmuş genç bir kızdır. Soyludur. Pek çok prensportrait-de-femme-orientale-clement
oğluna ister. Kim isterse istesin, kendisine evlenme teklif edenleri geri çevirir. Tsoka, onları beğenmediğinden değil, aklına koyduğu bir işten dolayı tüm adaylara olmaz der. Kararlıdır.

Günlerden bir gün, köyde bir evde ‘yün tarama günü’ düzenlenir. Yün tarama işini kızlar yapar. Yün taratacak aile, köyün tüm genç kızlarını çağırır. Köyün genç kızları ailenin belirlediği gün taraklarını yanlarına alarak toplanırlar. Tsoka da gelir, köyün gençlerine gün doğmuştur. Kızlar akşama kadar yün tarayacaklar, gece de eğlence düzenlenecektir. Köyden, bazı gençler yakın köylerdeki arkadaşlarına haber verirler. Yakın köylerdeki gençler yanlarına kız kardeşlerini veya komşu kızlarını da alarak katıldılar.

Yazının tamamını okuyun »

Dört bin yıl önce ve zulüm


Cafer Demirtaş

 

habilkabil

 

Ve sen, tanrının kelamıyla
Habil’i Kabil’le yok eden nefret;
Yırtılır gülistanda
Barışın taç yaprakları
Ekilir tohum tohum
Kin ve acı.
Bugüne gelinsin diye,
Ve bir kefen sallanır
Mendirekte sevgi görünür m’ola?

Yazının tamamını okuyun »

Halkların “boşanmasını” savunmak..


Yucel Evren

marx1
Çok sözleri söyleyecekler var!..

sıraları gelmedi!.. “henüz”

Sosyoloji bir tarafsız bilim!..

Gri sakallı söz etti kanıtlanmış..

Sonra bir kitap yazdı…

Emekçi gururu, Vladimiryiç ön adlı Lenin..

Ulusların kaderlerini tayin hakkı adıyla…

Yazının tamamını okuyun »