<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>küçük işler &#187; şarabî</title>
	<atom:link href="http://www.kucukisler.com/category/sarabi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kucukisler.com</link>
	<description>sen unut geçmişini, ben aklımda tutarım...</description>
	<lastBuildDate>Sat, 24 Jul 2010 11:54:05 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Aşk&#8230;</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/06/21/ask/</link>
		<comments>http://www.kucukisler.com/2010/06/21/ask/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Jun 2010 19:02:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zelin artuğ</dc:creator>
				<category><![CDATA[ebrulî]]></category>
		<category><![CDATA[fıstıkî]]></category>
		<category><![CDATA[şarabî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=8513</guid>
		<description><![CDATA[ 

 
Aşk; deniz üzerinde salınan bir geminin dümeninin ucunda sallanmak iken, sevgi aynı geminin dümenini otomatik kaptana bırakıp güvertede güneşlenmektir  :)&#8230;
 
Salınırken; her an, düşeriz korkusu, rotayı bulamayız endişeleri ile dümene hakimiyet duyguları ile gerilir, gerer, heyecan yaratır yaşarız. Elleriniz dümene, gözleriniz denize yumuşak yumuşak dokunurken, güneşte hafiften gezinirken tende, elleriniz dümenden, gözleriniz denizden yana düşüpte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/affection.jpg"><img class="size-full wp-image-8514 aligncenter" title="affection" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/affection.jpg" alt="affection" width="405" height="212" /></a></p>
<p> </p>
<p style="text-align: left;">Aşk; deniz üzerinde salınan bir geminin dümeninin ucunda sallanmak iken, sevgi aynı geminin dümenini otomatik kaptana bırakıp güvertede güneşlenmektir <img src='http://www.kucukisler.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> :)&#8230;<br />
 </p>
<p style="text-align: left;"><span id="more-8513"></span>Salınırken; her an, düşeriz korkusu, rotayı bulamayız endişeleri ile dümene hakimiyet duyguları ile gerilir, gerer, heyecan yaratır yaşarız. Elleriniz dümene, gözleriniz denize yumuşak yumuşak dokunurken, güneşte hafiften gezinirken tende, elleriniz dümenden, gözleriniz denizden yana düşüpte rota belli oluncaya kadar aşk çarpar.</p>
<p style="text-align: left;">Güneş ; güvertede sizi yakarken, gemi sıcak kumlardan serin sulara doğru yol almaya başlamış olduğundan, rota da belli olduğundan, deniz durulur, masmavi olur, gökyüzü gözlerde hapsolur, güneş tende yol alır bu da aşkın sevgiye yolu olur:):)..</p>
<p style="text-align: left;">***<br />
 <br />
Bir dip not; benim aşık olma sürem çok uzundur, kolay aşık olmam, olmuşsam da dümenin ucunda sallanmam <img src='http://www.kucukisler.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> ama bir güzelleşirim, yüzüm gözüm bir açılır <img src='http://www.kucukisler.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> &#8230;</p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p style="text-align: left;">Gözlerimin taaa içi bir güler, bir güler <img src='http://www.kucukisler.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> ..</p>
<p style="text-align: left;">***<br />
 <br />
<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Djahida-Houadef.jpg"></a><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Djahida-Houadef.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-8515" title="Djahida Houadef" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Djahida-Houadef.jpg" alt="Djahida Houadef" width="221" height="293" /></a>Aşk ; belki sürekli olarak hareket hali, işte üst-başa daha özen göstermeler, dolaptan ne bulduysam giymelerin yerini, yarın ne giyinsem telaşının alması, biraraya gelinince zamanın hızlı akması, konuşulanlardan çok daha fazla zevk alınılması, başkası söylese &#8221; hadi be amma saçmalamış diyebileceğiniz şeylerin &#8221; aşık olduğunuz biri söylediğinde &#8221; hımm doğru söylemiş &#8221; diyebilme halleri, ellerini-kollarını nerede tutacağını bilememe durumu, sürekli belki bir sakarlık hali, başkalarının yanında bülbülken, aşık olduğun kişinin yanında dilsiz olma halleri.<br />
 <br />
 <br />
Sürekli konuşsa da dinlesem durumu, elele -gözgöze-dizdize olma halleri için halden hale girme durumları,akılda, yürekte, ayaklarda havada olma durumu. Kendini çıplak hissetme durumu, ya da üzerindeki tüm eklentili savunma, gardını alma, kendini koruma gizleme hallerinin istensede istenmesede üzerinden kalkması hali, eldivensiz olma durumu, balıklara birlikte yem atma, yaşlıları daha çok sevme, çocukları daha fazla koruma durumu vs vs..</p>
<p style="text-align: left;"> <br />
Aşk aslında kendine karşı olma durumu olduğu kadar,  kendine başkaldırma halleridir  ve eğer bu başkaldırı yine kendiniz tarafından bastırılmazsa, kendinde , benliğinde,  bedeninde duru devrimler yaratma hali&#8230;.</p>
<p style="text-align: left;"> <br />
Değişim ve gelişim kısmına gelince ; istensede istenmese de dışarıda bizi çevreleyen bir hayat var, gün içinde farklı alanlarda farklı olay ve olgular, insanlar ile iletişiyor, etkileşiyoruz, dolaysıyle birşekilde değişiyor, gelişiyor, etkiliyoruz ( bu birey olma anlamındadır , bireyin gelişimi anlamıda ) ve o malum kişi aşkınız da keza öyle.</p>
<p style="text-align: left;"> <br />
Bir araya gelindiğinde birşeyler paylaşılıyorken , taraflar birbirlerinin çevrelerinden nasıl etkilendiği, etkileştiğini bunu birbirlerine aktarırlarken, birbirlerini dinlemezlerse DUYMAZLARSA hep kendi tellerinden çalar , empati kuramazlarsa, sonraki paylaşımlarda DUYMAMA üzerine kurulu olacağından, birsüre sonra birbirlerine karşı sağır ve dilsiz olacaklardır.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Sadik-Toma-1-affection.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-8517" title="Sadik-Toma-1-affection" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Sadik-Toma-1-affection.jpg" alt="Sadik-Toma-1-affection" width="271" height="315" /></a><br />
 <br />
Çünkü gerçekte o gün fark ettikleri “duymamazlık “üzerine gidebilmiş olsalar, sonrakilerde birbirlerini &#8221; duyabilmek<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/flanerie1.jpg"></a> &#8220;üzere düşünmüş olunacak, dolayısıyle ya birbirlerini daha iyi dinleyebilen iki birey olduklarını farketmiş olacaklar ya da yine tüm çabalara rağmen &#8220;dinleme&#8221;nin de ötesinde kişisel, fikirsel, kültürel farklılıkların olduğunu görüp, ya yine yolları ayıracaklar ya da birbirlerini dinlediklerinde görecekler ki zihinsel, fikirsel,duygusal, kültürel çok ortak noktaları var ve birarada kalacaklar.</p>
<p style="text-align: left;"> <br />
Bu &#8220;dinleme&#8221; ve &#8220;dinletebilme&#8221; durumu önemlidir. Bir ikinci önemli mevzuu daha başlarken ortak zevklerin olması, ne bileyim mesela aynı müzikleri dinlemekten zevk almak, aynı yerlere birlikte gitmekten zevk almak, aynı yemeklerden zevk almak, aynı konuşmalardan zevk alabilmek, hiç değil ise asgaride bu anlamda ortak paydalarda olabilmek&#8230; Bunlar önemli &#8230;</p>
<p style="text-align: left;"> <br />
Ama ne yapıyor insanoğlu şöyle yaşıyor ve düşünüyor ;</p>
<p style="text-align: left;">1- Çevrenin öğrettiği, çevreden öğrenip kendini koşulladığı istek ve talepler, özlem ve arzular var .<br />
2- Kendi içinde gerçekte istedikleri, özlem ve arzuları var.</p>
<p style="text-align: left;"> <br />
Ve bu ikisi arasında çok ciddi uçurumlar yaşayan insanlar var , böyle olunca da birincisine göre tercih yapınca ikincisini mutlu edemiyor. İkincisinden yana tercih yapınca birincisini ikna edemiyor. Kendisinin iki tarafıyla çatışıyor sürekli ve mutlu olamıyor&#8230;</p>
<p style="text-align: left;"> <br />
Özette bu birinci  ve ikincisini belirleyen de sonuçta sizi siz yapan değerleriniz ve kültürel birikiminiz ve bunlarla ilişkileri kurma ve algılama şekliniz ile orantılı&#8230;</p>
<p style="text-align: left;"> <br />
Benim bu anlamdaki iki duygum arasında bir çatışma yok mesela, ben ne istediğimi, ne ile mutlu, ne ile mutsuz olacağımı bilirim.</p>
<p style="text-align: left;">Zor biriyim özette ve standart hiçbirşey benim istek ve arzularım içinde olmadı ve sanırım bundan da sonra olmaz.</p>
<p style="text-align: left;"> <br />
Yaa aşk ne biliyor musun ; aşkının kaşık tutuşundan, kravatını bağlayış şekline, saçındaki her bir ak telin nerede, ne zaman açıldığına varıncaya kadar olan bir sürü gereksiz ayrıntıyı o kişide sevme ve karışma halidir . O zaman taraflar birbirlerini dinliyor ve dönüştürüyorlar <img src='http://www.kucukisler.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p> </p>
<p><strong>Aynur Akkaya, Haziran 2010, İstanbul</strong></p>
<p><a onclick="javascript:pageTracker._trackPageview('/outbound/article/blog.milliyet.com.tr');" href="http://blog.milliyet.com.tr/aynurdeniz2001">http://blog.milliyet.com.tr/aynurdeniz2001</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Ezginin günlüğü-Aşk güzel(Eski arkadaş)<br />
<object id="divplaylist" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="335" height="28" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11772850-30f" /><param name="name" value="divplaylist" /><embed id="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" width="335" height="28" src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11772850-30f" name="divplaylist"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukisler.com/2010/06/21/ask/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnanırsan gerçek olur</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/06/17/inanirsan-gercek-olur/</link>
		<comments>http://www.kucukisler.com/2010/06/17/inanirsan-gercek-olur/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2010 20:37:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zelin artuğ</dc:creator>
				<category><![CDATA[ebrulî]]></category>
		<category><![CDATA[gümüşî]]></category>
		<category><![CDATA[kurşunî]]></category>
		<category><![CDATA[kızıl]]></category>
		<category><![CDATA[limonî]]></category>
		<category><![CDATA[zifirî]]></category>
		<category><![CDATA[şarabî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=8500</guid>
		<description><![CDATA[
           Işık&#8230;
Sana; kaosu bol, ekonomisi çalkantılı, siyasetçileri dalavereci, gelir düzeyi dengesiz, hakları eşitsiz insanları yorgun ama yine de umutlu bir ülkenin en gürültülü şehrinden yazıyorum&#8230;
 

Burada yaşam zor. Sen, bu ülkenin küçük bir kentinden yıllar önce arkana bakmadan çekip gittiğinden beri daha da zor. Değişen değerler, kaybolan gelenekler, Avrupa ve Asya&#8217;nın arasında sıkışmış kültürüyle dengesini bulamayan, bocalayan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/foules-rues-istanbul-turquie-8426629901-888794.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-8502" title="foules-rues-istanbul-turquie-8426629901-888794" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/foules-rues-istanbul-turquie-8426629901-888794.jpg" alt="foules-rues-istanbul-turquie-8426629901-888794" width="440" height="292" /></a></p>
<p style="text-align: left;">           Işık&#8230;</p>
<p style="text-align: left;">Sana; kaosu bol, ekonomisi çalkantılı, siyasetçileri dalavereci, gelir düzeyi dengesiz, hakları eşitsiz insanları yorgun ama yine de umutlu bir ülkenin en gürültülü şehrinden yazıyorum&#8230;</p>
<p style="text-align: left;"> </p>
<p style="text-align: left;"><span id="more-8500"></span></p>
<p style="text-align: left;">Burada yaşam zor. Sen, bu ülkenin küçük bir kentinden yıllar önce arkana bakmadan çekip gittiğinden beri daha da zor. Değişen değerler, kaybolan gelenekler, Avrupa ve Asya&#8217;nın arasında sıkışmış kültürüyle dengesini bulamayan, bocalayan halkı ne kadar suçlayabilirim? Ya da illâ birilerini suçlamam mı gerekiyor, artık emin değilim.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/med-moulins-en-hollande-visoterra-11423.jpg"></a></p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/med-moulins-en-hollande-visoterra-11423.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-8501" title="med-moulins-en-hollande-visoterra-11423" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/med-moulins-en-hollande-visoterra-11423.jpg" alt="med-moulins-en-hollande-visoterra-11423" width="274" height="206" /></a>Senin yaşadığın ülkeyi hiç görmedim. Avrupa&#8217;nın her yerine sinmiş steril yaşamlarınızı ancak uzaktan; dergilerden, kitaplardan, filmlerden takip edebiliyorum. Bir de buraya gelen turistlerden. Empati kuramasam da anlamaya çalışıyor, lisanını hiç bilmediğim insanlarıyla kendi insanım arasında küçük de olsa ortak yön bulmaya çabalıyorum. Gurbetliğin ne demek olduğunu senin gibi bilmem mümkün değil. Aileye, toprağa, dostlara, sevdiğin bir sürü şeye hasretlik nasıldır, yaşamadığım bir duyguyu tanımlamam imkânsız. Hani hep deriz ya “kendini benim yerime koy&#8230;” İşte burada kendimi senin yerine koyamıyorum, bağışla. Çünkü ben kuralsızlıkların, yasakların, direnişlerin, kayıpların, darbelerin orta yerine gözlerimi açtım. İçimin asi çocuğu bu yüzden hiç uslanmadı, dik başını eğmeyi bilemedi.</p>
<p style="text-align: left;">Yıllarca birbirimizi hiç görmeden, seslerimizi duymadan, dokunmadan, göz göze bakmadan mektuplaştık. Hiç kimseye anlatamadıklarımızı, içimizde çürümüş kalmış, kurumuş ezilmiş, mutlu olmuş gülmüş ne varsa geçmişlerimizde, şimdimizde, gelecek hayallerimizde; kana kana içmek istercesine parmaklarımız ağrıyana, ellerimiz uyuşana dek yazdık, paylaştık. Birbirimizin kalbi olduk, kalbimizin derinliklerinden duyumsamaya çalıştık. Bana kalırsa başardık da.</p>
<p style="text-align: left;">Başardık ki; mesafelerin ve zamanın bizi örselemesine izin vermedik. Başardık ki; birbirimize olan sevgimiz ve inancımız koşulsuz devam ediyor.</p>
<p style="text-align: left;">Birbirimizi görmeye çok da gereksinim duymuyorduk. Çünkü önce yüreklerimiz tanıştı, buluştu, beyinlerimiz aynı anda düşündü, anladı, hissetti insana dair ne varsa.</p>
<p style="text-align: left;">Sonra sen geldin. Dokunuşum oldun. Kurumaya yüz tutmuş içimin pınarına çağlayan oldun.  Galata Kule&#8217;de gün<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/galata_kulesi4.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-8503" title="galata_kulesi4" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/galata_kulesi4.jpg" alt="galata_kulesi4" width="273" height="320" /></a> batımının, şehrin üzerine çöken akşamın alacasının seyrine daldığımız sıra, tam da o  esnada ezan sesini duyup irkildin. Derin bir soluk alıp şehrin her yerinden yankılanan ezanı tüm hücrelerinle hasretle dinleyişin, dudağının kenarındaki o titrek kıvrım, gözlerinin buğusuyla hayretim oldun. İşte o zaman gördüm; karanlıkların ardına sakladığın, kimselere açmadığın kalbindeki sonsuz ışığı&#8230; O zaman anladım, köklerinden sökülüp başka topraklarda gövdesini kalkan yapan çınarın tarifsiz hüznünü&#8230; Ve bana çok benzeyen asi ruhunun inatçı gücünü.</p>
<p style="text-align: left;">Geldiğin ülkeye geri döndüğünde; her daim ensende küçük bir kuyruk yaptığın açık kumral saçların, hüzünlendiğinde neftileşen, mutlu olduğunda ise berraklaşan yeşil-elâ gözlerin, sarı pırıltılarla şavkıyan sakalın, bana göre dünyanın en şahane gülümsemesine sahip biçimli dudakların gözümün önünden bir an olsun silinmedi.</p>
<p style="text-align: left;">Geçenlerde, “bir şey oldu! Burada bir kaza geçirdim, ayaklarım tutmuyor! Kulaklarımda korkunç bir uğultu var, hiçbir şeyi net duyamıyorum. Sen yine de korkma, iyi olacağım” dediğinde titreyen puslu sesinle, önce sendeledim. Kızdım sonra sana. Çok sevdiklerine kötü şeyleri konduramayan, yakıştıramayan insanların çocuksu öfkesiyle kızdım. “Güçlü ol. Sen güçlüsün. Çok güçlü. Unutma bunu.” diyebildim sanırım.</p>
<p style="text-align: left;">Sonra yine arayıp iyi olduğunu, telaşlanmamı söyledin. Hala hastanede yattığını, belki ameliyat olacağını, henüz hiçbir şeyin netlik kazanmadığını en sakin ve kısık sesinle anlatmaya çalıştın. Bense avaz avaz bağırıyordum sesimi duy diye&#8230;</p>
<p style="text-align: left;">Sen iyiyim diyorsun ama ben inanamıyorum. Dün akşam servisle değil de dolmuşla eve dönüyorum. Kulağıma radyonun kulaklıklarını takıp, frekansı bozup cızırtıyı son ses açıyorum. Korna sesi, dışarının gürültüsünü duymamak için. Altı yol ağzı bir ana caddeden geçmem gerekiyor. Gözüm trafik ışıklarında, bana yeşil yanarsa geçeceğim. Kulağımı yırtan o cızırtıdan başka hiçbir şey duymuyorum. Önümden geçen araçları anlamsız izliyorum.  &#8220;Korna çalıyorlar mı? Sen de böyle mi hissediyorsun? Bak üzülme, bu gürültüyü duymuyorsun diye bir şey kaybetmiyorsun inan.. Sadece biraz şaşkın olduğunu söylüyorsun. Şükret ki gözlerin görüyor, ellerin tutuyor, yediğin yemeğin tadını alabiliyorsun. Yakında yürüyeceksin yine, bana koşarak geleceksin. Sımsıkı sarılacağız. Bak, bende duymayacağım senin uğultun düzelene kadar, hep böyle kulaklarımı kapatacağım dışarının seslerine, içimin seslerine kulak vereceğim bir tek&#8230; Çünkü onlar daha güzel şarkılar söylüyor&#8230;&#8221;</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/antalya%20dolmus.jpg"></a><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/94798432.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-8505" title="94798432" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/94798432-200x150.jpg" alt="94798432" width="200" height="150" /></a>Dolmuştan indikten sonra yürüyorum, yürüyorum, yürüyorum&#8230; Seslerin daha az duyulacağı, sessizliğin hakimiyet kazandığı yere geldiğimde duruyorum. Kulağımdan kulaklıkları, ayağımdan ayakkabılarımı çıkarıyorum. Toprağa basıyor ayaklarım. Onlar sen iyileşene dek ikimizin ayakları. Ellerimi iki yana açıyorum. Gözlerimi kapatıyorum. Bedenimi bırakıyorum salınsın, karışsın, kaybolsun. Hafif bir rüzgâr esiyor. Parmaklarımın, saçlarımın arasından geçiyor, yüzümü okşuyor. Rüzgârın ninnisini duyuyorum. Arının mor salkıma aşk şarkısını duyuyorum. Kelebeğin papatyaya masalını ve benimle “bir tek Periler masal anlatmaz ya” diye alay edişini duyuyor, gülümsüyorum. Kulağımla değil, içimin ücrasınla duyuyorum. Bir yağmur boşalıyor aniden. Yağmurun yanağımdan boynuma doğru süzülüşündeki nihavent ezgiyi duyuyorum&#8230; Yüreğimin ortasında sıcacık, şefkatli elin&#8230; İşte buradasın. Hoş geldin ışığım, seni kucaklıyorum. Bu an hiç bitmesin istiyorum.</p>
<p style="text-align: left;">Aşkın tek bir çeşidi olmadığını defalarca konuşmuştuk. Aşkın her türlüsünü saç diplerime dek hissedebildiğim için nasıl mutluyum&#8230;<br />
&#8230;</p>
<p style="text-align: left;">Sana; her bir yerinden mantar gibi alış veriş merkezi türeyen, insanları tüketim çılgını haline gelmiş, trafiği, egzoz dumanı, insanın üzerine yapışan ağdalı sıcağı, düşüncenin değil, yapay zekânın klonlandığı ve beyinleri anti-virüs<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/sendikahakki.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-8506" title="sendikahakki" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/sendikahakki.jpg" alt="sendikahakki" width="235" height="176" /></a> programı olmadan işlevselliğini koruyamayan; aşkı, sevgiyi ayaküstü yiyecekler gibi çabucak yenilip yutulan bir şey zanneden yeni nesil ile; gelenekçi, baskıcı eski nesil arasında sıkışıp kalmış, kültür karmaşası yaşayan bir dev kentten yazıyorum.</p>
<p style="text-align: left;">Bizim buralar, senin oralara hiç benzemiyor biliyorum. Ve her şeye rağmen, tüm zıtlıklara rağmen, gözlerimi kapadığımda nasıl ki seni görebiliyorsam, senin de beni duyabildiğini biliyorum.</p>
<p style="text-align: left;">Her şey iyi olacak. İnan. Yeter ki inan&#8230; Ben inanıyorum.</p>
<p><strong>Haziran / 2010</strong></p>
<p><strong>elif eser</strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>SezenAksu-Ah İstanbul, İstanbul olalı&#8230;<br />
<object id="divplaylist" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="335" height="28" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11734672-431" /><param name="name" value="divplaylist" /><embed id="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" width="335" height="28" src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11734672-431" name="divplaylist"> </embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukisler.com/2010/06/17/inanirsan-gercek-olur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yirminci yüzyıl</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/06/17/yirminci-yuzyil/</link>
		<comments>http://www.kucukisler.com/2010/06/17/yirminci-yuzyil/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2010 17:19:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zelin artuğ</dc:creator>
				<category><![CDATA[ebrulî]]></category>
		<category><![CDATA[kurşunî]]></category>
		<category><![CDATA[limonî]]></category>
		<category><![CDATA[zifirî]]></category>
		<category><![CDATA[şarabî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=8416</guid>
		<description><![CDATA[
 

YİRMİNCİ YÜZYILIN İLK YARISI
Yirminci yüzyılın ilk yarısı
Ölüm çağı oldu
Zulüm çağı oldu
Yalan çağı oldu.
Yirminci yüzyıl insanları
Asıp kestiler
Kesip biçtiler
Tepeler gibi ölü yığıp
Deryalar gibi kan içtiler.
Çocukları ağlattılar
Kadınların ırzına geçtiler.
Yirminci yüzyılın insanları
Ağlamasın da kimler ağlasın!
Cahit Külebi
***
CAHİT KÜLEBİ&#8217;YE
Ağlasınlar, ağlasınlar da
Cahit Külebi,
Kim aldırır, kim duyar onları
Kaybolur sesleri
Yankı vermez kör kuyularda,
Duyulmaz hıçkırıkları,
Boğulur kabuslu rüyalarda
20. Yüzyılda,
Vahşet dehşete,
Dehşet, nefrete çare oldu,
Kim duyar, kim koşar,
Kim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object id="divflv" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="446" height="345" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="src" value="http://www.divshare.com/flash/video2?myId=11712431-818&amp;new_design=true" /><param name="name" value="divflv" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed id="divflv" type="application/x-shockwave-flash" width="446" height="345" src="http://www.divshare.com/flash/video2?myId=11712431-818&amp;new_design=true" allowfullscreen="true" name="divflv"></embed></object></p>
<p> </p>
<p><span id="more-8416"></span></p>
<p><em><strong>YİRMİNCİ YÜZYILIN İLK YARISI</strong></em></p>
<p><em>Yirminci yüzyılın ilk yarısı<br />
Ölüm çağı oldu<br />
Zulüm çağı oldu<br />
Yalan çağı oldu.</em></p>
<p><em>Yirminci yüzyıl insanları<br />
Asıp kestiler<br />
Kesip biçtiler<br />
Tepeler gibi ölü yığıp<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/untitled9.bmp"><img class="alignright size-full wp-image-8424" title="untitled" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/untitled9.bmp" alt="untitled" /></a><br />
Deryalar gibi kan içtiler.<br />
Çocukları ağlattılar<br />
Kadınların ırzına geçtiler.<br />
Yirminci yüzyılın insanları<br />
</em><em>Ağlamasın da kimler ağlasın!</em></p>
<p><strong><em>Cahit Külebi</em></strong></p>
<p><em>***</em></p>
<p><em><strong>CAHİT KÜLEBİ&#8217;YE</strong></em></p>
<p><em>Ağlasınlar, ağlasınlar da</em></p>
<p><em>Cahit Külebi,<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/iraq-war-soldiers.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-8427" title="iraq-war-soldiers" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/iraq-war-soldiers-160x200.jpg" alt="iraq-war-soldiers" width="160" height="200" /></a></em></p>
<p><em>Kim aldırır, kim duyar onları</em></p>
<p><em>Kaybolur sesleri</em></p>
<p><em>Yankı vermez kör kuyularda,</em></p>
<p><em>Duyulmaz hıçkırıkları,</em></p>
<p><em>Boğulur kabuslu rüyalarda</em></p>
<p><em>20. Yüzyılda,</em></p>
<p><em>Vahşet dehşete,</em></p>
<p><em>Dehşet, nefrete çare oldu,</em></p>
<p><em>Kim duyar, kim koşar,</em></p>
<p><em>Kim yetişir imdada?!<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/18953_1182041479971_1496245922_30408525_6409708_s.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-8426" title="18953_1182041479971_1496245922_30408525_6409708_s" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/18953_1182041479971_1496245922_30408525_6409708_s.jpg" alt="18953_1182041479971_1496245922_30408525_6409708_s" width="130" height="97" /></a></em><br />
<strong></strong></p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>Şerife Karaçayırmutlu, 18.06, 1997, İzmit</strong></p>
<p><em></em></p>
<p><a href="http://blog.milliyet.com.tr/Bir_Tharikof_sofrasi_yetisir_imdada/Blog/?BlogNo=174963">http://blog.milliyet.com.tr/Bir_Tharikof_sofrasi_yetisir_imdada/Blog/?BlogNo=174963</a></p>
<p>(19.04.2009)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukisler.com/2010/06/17/yirminci-yuzyil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>17 Haziran&#8230; Şeri (Cherie) doğdu!&#8230;</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/06/17/17-haziran-seri-cherie-dogdu/</link>
		<comments>http://www.kucukisler.com/2010/06/17/17-haziran-seri-cherie-dogdu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Jun 2010 21:15:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zelin artuğ</dc:creator>
				<category><![CDATA[ebrulî]]></category>
		<category><![CDATA[şarabî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=8357</guid>
		<description><![CDATA[ 
 

 



Şiir yazar
Elinde spatula, yontar hayatı
Rüzgar gibi eser
İçer, içirir, kana kana..
Felsefenin
En güzel pınarlarından!.. 
 
Mavi mürekkebini alır daAkdeniz&#8217;in
Usta parmaklarıyla
Tarihe notlar düşer
Limanlarında
Umutlarımızın!..
(ZA)
 


 
 
 
Zelin&#8217;den Şerife&#8217;ye&#8230; gençliğimizin altın çağından küçük bir doğum günü armağanı:
BEATLES!&#8230;.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-full wp-image-8358" title="18953_1182041479971_1496245922_30408525_6409708_n" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/18953_1182041479971_1496245922_30408525_6409708_n.jpg" alt="18953_1182041479971_1496245922_30408525_6409708_n" width="320" height="240" /> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.slaytcafe.com/components/com_remository_files/file_image_192/"></a></p>
<p style="text-align: center;"> </p>
<p style="text-align: center;"><span id="more-8357"></span></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/se5.bmp"><img class="alignleft size-full wp-image-8360" title="se5" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/se5.bmp" alt="se5" /></a></p>
<p><img style="width: 0px; height: 0px; visibility: hidden;" src="http://counters.gigya.com/wildfire/IMP/CXNID=2000002.0NXC/bT*xJmx*PTEyNzY1MTQxMTExNzEmcHQ9MTI3NjUxNDEyNzU5MyZwPTExOTMxJmQ9c3RhbmRhcmQmZz*xJm89NWQ4OWNlZDk1NWIx/NDVkM2EwYWU*NzcyOWQ5MTY2YjE=.gif" border="0" alt="" width="0" height="0" /></p>
<p style="text-align: left;"><strong><span style="color: #ff0000;">Ş</span></strong>iir yazar<br />
<strong><span style="color: #ff0000;">E</span></strong>linde spatula, yontar hayatı<br />
<strong><span style="color: #ff0000;">R</span></strong>üzgar gibi eser<br />
<span style="color: #ff0000;"><span style="color: #000000;"><strong><span style="color: #ff0000;">İ</span></strong>çer, içirir, kana kana..</span><br />
</span><strong><span style="color: #ff0000;">F</span></strong>elsefenin<br />
<strong><span style="color: #ff0000;">E</span></strong>n güzel pınarlarından!.. </p>
<p style="text-align: left;"><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong><span style="color: #ff0000;">M</span></strong>avi mürekkebini alır daAkdeniz&#8217;in<br />
<strong><span style="color: #ff0000;">U</span></strong>sta parmaklarıyla<br />
<strong><span style="color: #ff0000;">T</span></strong>arihe notlar düşer<br />
<strong><span style="color: #ff0000;">L</span></strong>imanlarında<br />
<strong><span style="color: #ff0000;">U</span></strong>mutlarımızın!..</p>
<p style="text-align: left;">(ZA)</p>
<p> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/4664_1057609249243_1496245922_30122245_7363382_n.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-8364" title="4664_1057609249243_1496245922_30122245_7363382_n" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/4664_1057609249243_1496245922_30122245_7363382_n.jpg" alt="4664_1057609249243_1496245922_30122245_7363382_n" width="154" height="199" /></a><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/se3.bmp"><img class="aligncenter size-full wp-image-8365" title="se3" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/se3.bmp" alt="se3" width="163" height="245" /></a></p>
<p><img style="width: 0px; height: 0px; visibility: hidden;" src="http://counters.gigya.com/wildfire/IMP/CXNID=2000002.0NXC/bT*xJmx*PTEyNzY1MjI1MjMxMjUmcHQ9MTI3NjUyMjUzMzMxMiZwPTExOTMxJmQ9YmxlbmRlcnRoZW1lJmc9MSZvPTVkODljZWQ5/NTViMTQ1ZDNhMGFlNDc3MjlkOTE2NmIx.gif" border="0" alt="" width="0" height="0" /><object style="width: 252px; height: 258px;" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="252" height="258" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="quality" value="high" /><param name="scale" value="showall" /><param name="salign" value="b" /><param name="wmode" value="window" /><param name="flashvars" value="varTheme=cherry&amp;myVar1=http://cdn-users1.imagechef.com/ic/stored/2/100614/samp0ddbc2011f1b015b.jpg&amp;myVar2=http://cdn-users1.imagechef.com/ic/stored/2/100614/swf56507629d78bd699.swf" /><param name="name" value="flower-animated" /><param name="src" value="http://cdn-users1.imagechef.com/ic/images/blender-fireworks4.swf" /><param name="align" value="top" /><param name="bgcolor" value="#ffffff" /><embed style="width: 252px; height: 258px;" type="application/x-shockwave-flash" width="252" height="258" src="http://cdn-users1.imagechef.com/ic/images/blender-fireworks4.swf" salign="b" quality="high" bgcolor="#ffffff" align="top" flashvars="varTheme=cherry&amp;myVar1=http://cdn-users1.imagechef.com/ic/stored/2/100614/samp0ddbc2011f1b015b.jpg&amp;myVar2=http://cdn-users1.imagechef.com/ic/stored/2/100614/swf56507629d78bd699.swf" wmode="window" scale="showall" name="flower-animated"></embed></object></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Zelin&#8217;den Şerife&#8217;ye&#8230; gençliğimizin altın çağından küçük bir doğum günü armağanı:</p>
<p>BEATLES!&#8230;.</p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="480" height="360" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.dailymotion.com/swf/video/xaszts_the-beatles-happy-birthday-to-tou_people" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="480" height="360" src="http://www.dailymotion.com/swf/video/xaszts_the-beatles-happy-birthday-to-tou_people" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukisler.com/2010/06/17/17-haziran-seri-cherie-dogdu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SAKİ</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/06/15/saki/</link>
		<comments>http://www.kucukisler.com/2010/06/15/saki/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 08:32:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zelin artuğ</dc:creator>
				<category><![CDATA[ebrulî]]></category>
		<category><![CDATA[gümüşî]]></category>
		<category><![CDATA[şarabî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=8382</guid>
		<description><![CDATA[ Mesut Güner’e,
 

Başını ellerinin arasına almış, şilteye oturmuş, karışıklığın içinden görebildiği kadarıyla zemindeki karoya dalgın dalgın bakıyordu. Bütün kitaplar yerdeydi. Kitaplar gibi kendi düşünceleri de alt-üst olmuştu. Hiçbirini hiçbir rafa yerleştirmek içinden gelmediği gibi, hiçbir düşüncesini de değiştirmek, kendine teselli vermek istemiyordu.
 
Olan olmuştu&#8230; Bundan sonrası için yapılacaklar onun kontrolünün dışında gelişecekti. Tek bildiği buydu. Mutlaka küçük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Mesut Güner’e,</p>
<p> </p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="210-347-large" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/210-347-large.jpg" alt="210-347-large" width="300" height="300" /></p>
<p>Başını ellerinin arasına almış, şilteye oturmuş, karışıklığın içinden görebildiği kadarıyla zemindeki karoya dalgın dalgın bakıyordu. Bütün kitaplar yerdeydi. Kitaplar gibi kendi düşünceleri de alt-üst olmuştu. Hiçbirini hiçbir rafa yerleştirmek içinden gelmediği gibi, hiçbir düşüncesini de değiştirmek, kendine teselli vermek istemiyordu.</p>
<p> </p>
<p><span id="more-8382"></span>Olan olmuştu&#8230; Bundan sonrası için yapılacaklar onun kontrolünün dışında gelişecekti. Tek bildiği buydu. Mutlaka küçük kara delikten onun yaptıklarını izleyen bir çift göz, sesini duyan yan duvarlar durumu birilerine bildirecekti. Ve bu noktada yaşadıklarına birileri tarafından müdahale edilecekti.</p>
<p>Ellerini başından çekti, rafları tamamen boşalmış sağ ve solundaki kitaplığa baktı. Derin bir iç çekti. Sonra bakışları yerde sayfaları açılmış, kapakları düşmenin etkisiyle katlanmış, ciltlerinden bağımsız destlere dönüşmüş, sayfaları dağılmış kitaplarına kaydı&#8230; Dört yıl öncesine gitti&#8230; Dört yıl önce yine böyle bir gece&#8230; Şimdiki kadar soğukkanlı ve duygusuzdu&#8230;</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Hepi topu ona kalan dört metre kare alan&#8230; Dikdörtgen şeklindeki bu alanın karşılıklı iki uzun duvarı köşelerden birer metre boşluklarla tavandan zemine kadar raflı kitaplık. Diğer karşılıklı iki kısa duvarın birinde zincirlerle duvara bağlı, bir insan boyu uzunluğunda lata somyanın üzerinde şilte. Tam karşısında ise soğuk demir kapı. Kapıdan girişte hemen sağda, içinde temiz bir klozetin, duş armatürünün ve ufak bir lavabonun bulunduğu kabin. Tavandan sarkan ve de aslında çok da aydınlatmayan bir ampul.</p>
<p>Dört yıldır içinde yaşadığı sekiz metre kare alanın daralacağını umursamadan bu hale getirebilmek için epey kavga etmişti. Bir hücre mahkûmu için gereğinden fazla konfor talep ediyordu. Fakat müdüriyetle, gardiyanlar ve yan komşuları ile yapılan uzun görüşmeler neticesinde; öbür hücrelerdeki suçluların fikir uyuşmazlığına rağmen başarmıştı. Öyle veya böyle savaşmaktan yılmamış, kazandığı zaman ise sağ elini yumruk yapıp havaya sıçrayarak &#8220;Başardım!&#8221; diye zafer naraları atmıştı.</p>
<p>Onun kendine zarar vermeyeceğine, kaçmaya yeltenmeyeceğine, üstelik kâğıttan uçaklar yapıp herhangi bir küçük delikten küçülüp kaçmasının imkânsız olduğuna onları ikna etmeyi sonunda başarmıştı. Yüzüne tuhaf bakan gözlerin, arkasını dönünce &#8220;bunu yanlış yere getirmişler, tımarhanelik bu herif&#8221; dediklerini duymuş, yine de sesini çıkartmamıştı.</p>
<p>Otuz dört yaşına girmişti bugün. Dört yıldır bu tek göz hücredeydi. Gerçek adını müdür bile unutmuştu. Herkes ona &#8216;Saki&#8217; derdi. Müebbetti&#8230; Çok fazla konuşmayı sevmez, sorarlarsa cevap verir, verdiği cevaplarla karşısındakini düşündürmeyi severdi. En çok gardiyanlar arasında merak uyandırırdı onun mizacı; &#8220;böylesine sakin görünüşlü bir adam&#8230; Nasıl olur?&#8230; Hayret doğrusu?!&#8221;</p>
<p>O şu an bunların hiçbirini düşünmüyordu. Düşündüklerini gerçekleştirmesi için özgürlüğe de ihtiyaç duymuyordu artık. Kendi durumunu çoktan kanıksamıştı. Birçokları gibi yeni çıkan kanunlar, af söylentilerine kulak asmıyordu. O kendi özgürlüğünü kendisi yaratmıştı zaten. Gecenin ve gündüzün ayırt edilemediği daralanda kendi kendinin efendisi olmayı başarmıştı&#8230; Meselâ Shaekspear&#8217;in bütün tragedyalarını ezberlemiş, tiratlarını kendi kendine oynuyordu. Oysaki oyunculukla ilgili daha önce hiçbir tecrübesi yoktu. Kurguyu kendi hazırlıyor, sonra yönetiyor, yönetirken oynuyor ve sonunda kendine dışarıdan bakmayı deneyip, oynadığını izliyordu&#8230; Böylece diğerleri gibi zamanı öldürmüyor, zamanı yaşıyor ve kendine yaşatıyordu. Çok da eğleniyordu. Aslında düşündüğünde başka türlüsü de mümkün değildi. Eğer kitaplarını yanına aldıramasaydı &#8216;kesin tırlatırdı!&#8217; Aynen böyle düşünüyordu.</p>
<p>Kitapları gelene kadarki geçen sürede delirmek üzereydi. Oysa kitapları geldikten sonra öyle miydi ya? Dört metre kare alan kalmıştı ona volta atacak ama olsundu. &#8220;Çok bile&#8230; Çok bile&#8221; diyordu.</p>
<p>Ta ki dört gün öncesine kadar&#8230;</p>
<p>Dört gün evvelinde; kitaplar raflarında, Saki hücresinde bir önceki günün benzerini takip ederek yaşayıp gidiyordu. Düzenli ve titiz bir adamdı. Pasak ve dağınıklığa tahammül edemezdi. Gün aşırı mutlaka hücresine berber gelir, tıraş ederdi. Her sabah kahvaltıdan sonra ve akşam yatmadan önce dişlerini fırçalar, duşunu alırdı. Dışarıda günlük hayatında nasılsa, burada da düzenini değiştirmemişti. İllâ birilerinin görmesi, fark etmesi değildi ki olay; kendini böyle iyi hissediyordu. Önemli olanda buydu. Artık yasaklarının çoğunun kalkmasına rağmen, odasından pek fazla dışarı çıkmıyordu. Hatta müdür bey, dilerse onu diğer mahkûmlarla beraber yaşayacağı bir koğuşa bile &#8220;iyi niyet halinden&#8221; aldırabileceğini söylemiş, Saki kabul etmemişti. Daha vardı&#8230; Daha vardı&#8230; Her şeyin mutlaka bir zamanı vardı. Zamanından önce yapılan işleri hep yüzüne gözüne bulaştıran kendisi değil miydi? Handiyse, savcı karşısına geçip; &#8220;oğlum, senin cezan doldu, af çıktı, artık özgürsün&#8221; dese dahi o burada kalmayı isteyecek durumdaydı. Önemli olan devletin adalet sisteminin verdiği ceza değil, kendisinin verdiği cezanın süresinin dolmasıydı&#8230;</p>
<p>O gece&#8230; o gece&#8230; O geceye döndü yine&#8230;</p>
<p>&#8220;Tam ayrımsayamıyorum&#8230; Büyük olasılık geceydi&#8230; Hah! Tamam, hatırladım&#8230; Akşam yemeği sonrasıydı. Demek ki gecenin ilk saatleri&#8230; Fahişelerle ilgili bir kitap okuyordum. Neden mi? Çünkü onları merak ediyordum. Sokak veya genel ev kadınlarıyla karıştırmayınız lütfen.&#8217;Fahişe&#8217; diyorum! Onlar başkadır. Adamı delirtirler, tutsakları ederler. Gılgameş&#8217;in Engidu&#8217;sunu ormanların efendisiyken insanların arasına karışmaya hazırlayan o değil midir? İlk çağdan bu zamana dişil olanın eril olana karşı kullandığı cazibenin en büyük göstergesi ve de eril olanın dişil olana karşı duyduğu en büyük zaafı değil midir? Fahişeliği kutsamayan ruhlara lanet ederim! Onlar ki Tanrıça Kibele&#8217;nin evlâtlarına da ihanet etmişlerdir. Yani aslında kendi soylarına. Severim ruhlarındaki fahişeyi azat eden kadınları. Her önüne gelene değil, kendileri için özel olarak seçtikleri er kişiye sunar onlar bedenlerini. Aslında korkmalı onlardan; tek bir geceyi sabaha erdirmek değildir niyetleri. Onlar çırılçıplak severler ve yılkı atlarına benzerler&#8230; Esir alır, lâkin esir olmazlar. &#8221;</p>
<p>Saki bunu zaman zaman yapar&#8230; Kendi kendine iç sesiyle konuşur. Şimdi de hazırlık yapıyordu. Ola ki biri gelir onu sorguya çekerse bunları anlatacaktı. Oturduğu somyadan ayağa kalktı. İncitmekten korkarcasına ayağına takılan kitapları sakince sağa ve sola diğer kitapların üzerine bıraktı. Şimdi sağında ve solunda iki küme halinde kitap yığını vardı. Ellerini arkasında birleştirip volta atmaya başladı. Adımlarını saymıyordu. Düşüncelerini toparlamaya, o geceyi detaylarıyla hatırlamaya çalışıyordu.</p>
<p>&#8220;En son duygularımı dört yıl önce onun kapısından çıkarken, onun odasında bırakmıştım&#8230; Hayır! Tanrım! Hatırlamak istemiyorum! Acı veriyor! Çok acı veriyor! Anlatmalıyım ama öyle değil mi? Anlatamazsam iyi edemem ki, kabuk tutmuş yaralarımı kökünden kazıyamam ki&#8230;&#8221;</p>
<p>Yere oturdu, bağdaş kurdu, ellerini apış arasına aldı. Onu en çok inciten mevzu, onu buraya getiren sebepti. Öne-arkaya sallanmaya başladı. Gözlerini sımsıkı kapadı&#8230; Ağzından tuhaf iniltiler çıkıyordu. &#8220;IIII&#8230;. Iıııı&#8230; Aahhhh! Aaahhhh&#8230;&#8221; Yine başlamıştı acı. Dört gecedir buraya kadar geliyor, bu kısmı bir türlü geçemiyordu. İç sesini, içteki acıyı bastırmak dayanılmaz hale geliyor, tüm direncini yitiriyordu. Kanı çekiliyor, bedeni boş bir çuval gibi olduğu yere yığılıp kalıyordu.</p>
<p>Onu bu hale getiren&#8230; Dört gece öncesindeki rüyaydı.</p>
<p>Fahişelerle ilgili kitabı okurken uyuya kalmıştı. Erken bir saatti. Rüyasında bir iskemlede oturuyordu. Karanlık bir mekândı. Fakat sorgu odalarına da benzemiyordu. Daha geniş, iç rahatlatan bir karanlıktı. Sadece Saki&#8217;yi aydınlatan projektör, gözlerini alıyordu. Işığa bakamıyordu. Karanlığın içinden bilgece, öğretici bir ses; sakin, munis, insanı dinginleştiren bir erkek sesi onunla konuşuyordu. Yalandan hiç hoşlanmadığını, yalan söyleyen insanların yaşamın hiçbir alanında var olamayacaklarını anlatıyordu. Adam konuştukça, Saki içinden kendisiyle muhakeme yapıyordu &#8220;bende yalan söylemeyi sevmem. Gerekmedikçe söylemem. Peki, ne zaman gerekir ki yalan? Mecbur kaldığımızda, beyaz, küçük yalanlar söyleriz ya bazen?&#8221;</p>
<p>Öğretici Saki&#8217;ye;<br />
— Sen duygusal biri misin?, diye sordu. Hiç düşünmeden yanıt verdi Saki;<br />
— Evet, oldukça duygusal bir insanım.</p>
<p>Öğreticinin gözüne girmek, onun tarafından saygın olmak için söylemişti. Fakat düşününce son dört yıldır hiç de duygusal bir insan olmadığını fark etti. Evet, evet! Eskiden olsa&#8230; Eskiden bambaşka bir adamdı Saki&#8230; Yaşama karşı sevgi dolu bir yüreği, hep gülümseyen bir yüzü, onu seven insanları ve de sevdikleri vardı&#8230; Ama şimdi öyle değildi. Öğreticiye yalan söylemişti&#8230; Utandı. Çok utandı. Ya da kendine kendini inandırmak için &#8220;iyi de, ben yine duygusal biriyim. Sadece, eskisi gibi duygularımı belli edemiyorum&#8230; Tamam, saçmaladım&#8230; Duygularımı orada, o evin kapısında bıraktım.&#8221;</p>
<p>Uykusundaydı. İlk sanrıyı o an yaşadı. Deprem oluyordu! Deprem! Deprem içinde oluyordu! Deprem içinde olurken, bir an kendisini hücresinde gördü. Uyanmamıştı, uykusunda öğreticinin yanından ayrılmış, hücresine ışınlanmıştı. Raflarındaki kitaplar sarsıntıyla yerlere dökülüyordu. Gümbür gümbür gümbür! Kitapları tutmak istedikçe kitaplar üzerine devriliyordu. Kalbinden midesine, midesinden bağırsaklarına bütün organları yer değiştiriyordu. Bulantı, baş dönmesi, ani ter basmaları&#8230; İyi değildi.</p>
<p>Aniden tekrar öğreticinin yanında, aynı göz kamaştıran ışığın altında, iskemlede otururken buldu kendini. Hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalışıyordu. Öğreticiye bir şey belli etmek istemiyordu.O yine bilge sesiyle duygusal insanların âşık olabileceklerinden bahsediyordu o sırada. Çok olağanmış gibi gayet safiyane;</p>
<p>— Sen hiç âşık oldun mu?, diye sordu bu kez.</p>
<p>İkinci büyük darbe! Saki, gözleri karanlığa alıştıkça öğreticinin karaltı halindeki siluetini seçebiliyordu. Biraz daha dikkatli baktığında, bir kaç adım ötesinde, başka bir iskemlede oturan öğreticinin güleç yüzünü iyice ayrımsamaya başladı. Kırlaşmış saçları, çenesindeki sakalı ve bıyığıyla, orta yaşlı ama yaşından oldukça genç görünen bir adamdı. Zayıf, uzun boylu bir adamdı. İnce uzun parmaklı ellerinden birini çenesinden şakağına doğru dayamış, diğerini de çenesindeki eline destek yapmış konuşuyordu. O konuşurken hem huzur buluyor hem de yıllardır ağlamadığı kadar çok katılırcasına ağlamak geçiyordu içinden Saki&#8217;nin. Öğretici, karşısındaki insanın üzerinde yarattığı etkiden, sorularının onu ne denli harap ettiğinden habersiz konuşuyordu.</p>
<p>Saki yutkundu. Tam cevap vermek üzereydi ve bu kez doğruyu söyleyecekti ki, öğreticinin arkasında başka bir karaltının varlığını sezinledi. Asla, asla güvenmediği kişilerin yanında duygularından söz etmekten hazzetmezdi! İkinci karaltının kim olduğunu zerre kadar merak etmiyordu da; nedense içgüdüleri o bir çift gözün Saki&#8217;yi ziyadesiyle merak ettiğini söylüyordu. Öğretici öyle değildi. O meraktan çok, karşısındakini rahatlatmak için soruyor gibiydi sorularını. Sesi bile uzun zamandır unuttuğu huzuru hissettiriyordu Saki&#8217;ye. İşte bu yüzden güven veren bakışlara çekincesiz hayatının her evresini anlatabilirdi. Sanki öğretici, yıllardır, bu dört metre karelik hücrede onunla birlikte yaşıyordu. Oysa hayat gereğinden fazla acımasızdı ve insanlara güvenmemesi gerektiğini öğretmişti ona. Yine de, tedirgin edici, meraklı bakışlarla, içten samimi olanları ayırt edecek kadar tanırdı insanları&#8230; Bu yüzden ilk gördüğü kişilerle az konuşur, az laf ederdi.</p>
<p>Bu düşüncelerle, içi burkularak, allak bullak bir halde;</p>
<p>— Hayır! Hiç âşık olmadım, deyiverdi. Buz gibi çıkmıştı sesi.<br />
— Ya? Aşk çok güzel bir duygudur. Bir insanın hangi yaşta olursa olsun tatması gereken bir duygu&#8230; Acı çekersin, çok canın yanar, yüreğinde kor ateş taşırsın. Fakat aynı zamanda korkunç mutluluklarda yıkanırsın&#8230; Bir gün mutlaka âşık olmasın&#8230;, diye yanıt verdi bilge ses aynı içtenlikle.</p>
<p>Sesi titredi Saki&#8217;nin, gülmeye çalıştı, ağzı abuk bir şekilde çarpıldı;<br />
— Dua mı ediyorsunuz, beddua mı?, dedi güçlükle.<br />
— Beddua olur mu canım? Dilerim, dilerim bir gün yaşarsın&#8230;</p>
<p>İşte tam bu esnada uyandı Saki. Sırılsıklamdı. Rüyasındaki öğreticiye yalan söylediği için pişmanlık duyuyordu. Keza,<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/218-355-large.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-8384" title="218-355-large" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/218-355-large.jpg" alt="218-355-large" width="300" height="300" /></a> onun ölü sandığı duyarlıklarını harekete geçirdiği için kızıyordu da. Sonra hemen affediyordu &#8220;onun ne suçu var ki? O bende yarattıklarını bilmeden konuştu.&#8221; Sanki bütün o beş-on dakikalık gibi gelen -fakat aslında belki de en fazla beş saniye süren- rüya; rüya değil de gerçekti. Saki, anlık da olsa gerçekle düşü birbirine karıştırmış, düşü gerçek, gerçeği düş yapmıştı havsalasında. Şoktaydı. İç organları şiddetle ve hızlı devinimleriyle yer değiştirmeye devam ediyordu. Kitapları en üstten en alta kadar yerlere atmaya başladı&#8230; Hırsla, öfkeyle, acıyla, kanayarak, içi kan kusarak, haykırarak alaşağı etti raflarda ne varsa&#8230;</p>
<p>Keşke şu an rüyasındaki öğretici yanında olsaydı ve söylemek zorunda kaldığı yalanlar adına ondan özür dileseydi.</p>
<p>— Evet, âşık oldum! Delicesine sevdim. Öyle çok sevdim ki; sevgim, aşkım beni aştı. Öldürdüm onu! Duygularıma karşılık bulamadım. Söyle bana; aşk sevdiğin kadar sevilmek midir? Yoksa sevdiğin kadar sevilmemek mi? Sevdiğin kadar sevilip kavuşamamak mıdır aşk? Yoksa duyguların, kendi kendinin duvarına çarpıp geri döndüğünde mi hissedersin aşkı can evinde? Ah bilemezsin, sapır sapır dökülüyor ciğerim&#8230; Affet beni yalan söyledim. Keşke o yaşasaydı ve ben yine burada cezamı çekseydim&#8230;</p>
<p>Sonunda olmuştu! Çektiği sancılardan konuşarak kurtuluyordu! Dağıttığı kitapların arasında yer açmaya çalıştığı küçücük alana çöktü. Dört gün, dört gecedir aynı soluk kesen işkenceyi yaşamıştı. Hezeyanlar, nefes daralmaları, terleme nöbetleri, yorgun uykular, kâbuslar&#8230; Yıllardır düşünmekten kaçtığı, unuttu sandığı ne varsa geri geliyordu. Ruhunu her gece ayrı bir işkence aletinde tımar ediyor, bir türlü başaramıyordu&#8230; Bu gece, tazyikli su etkisi yaratmıştı onda düşünceleri. Görünmez biri, hücrenin kapısını açmış ve o daha ne olduğunu anlamadan bedenine hortumla tazyikli suyu vermişti. İşte o an, çamurun içinde yatan ne kadar ikircikli, sahte, gamsız, nihilistliğini pekiştiren kötücül düşünce varsa hepsi açığa çıkmaya başlamıştı. Su, gerek kırbaç etkisi yaratıyor, gerekse tarifsiz acılar veriyor ama işe yarıyordu.</p>
<p>Oturduğu yerde öne-arkaya sallanırken apış arasında sıktığı yumruklarıyla yeri dövmeye başladı. Uluya uluya, kendine ilene ilene ağlıyordu Saki&#8230; Ruhunda koca koca gedikler açılmış, açılan gediklerden oluk oluk kan boşalıyordu&#8230;</p>
<p>— Güzeldi&#8230; Çok güzeldi&#8230;, diye inledi. Sevdiği kadın karşısındaymış gibi bir elini ışığa doğru uzattı. Bakışlarından acısı, yüzünde beliren çizgilerden acısının şiddetini görmek mümkündü.</p>
<p>— O benim balamdı&#8230; Esmer tenine hep kırmızı entariler giyerdi&#8230; Salınarak her yürüdüğünde eteklerinde savrulur erirdim&#8230;</p>
<p>Başını öne eğdi, utanır gibi;<br />
— Fahişeydi&#8230;, diye mırıldandı.<br />
— Ben onu çok sevdim. Çok ama çok sevdim. O gece&#8230; Onu evinde, odasında&#8230; Giyinmiş, süslenmiş öylecine görünce&#8230; Aklım başımdan gitti. Beni aldattığını düşünüyordum&#8230; Odanın içinde elinde şarap kadehiyle dolanıp, kendi kendine konuşuyordu. Birini bekler gibi bir hali vardı. Benim anahtarla kapıyı açıp girdiğimi duymamıştı bile&#8230; Uzun süre onu seyrettim&#8230; &#8220;Sayın yargıç&#8221; diyordu… &#8220;Mevsimler&#8221; diyordu&#8230; &#8220;Hayır, ben öldürmedim&#8221; diyordu&#8230; &#8220;Son mevsimim&#8221; diyordu&#8230; Anlamıyordum.  Sonra? Sonrasını hatırlamıyorum&#8230; Elinde kadehi, bileklerinden sızan kanla yerde öylece yatıyordu&#8230; Ben yapmıştım! Nasıl yapmıştım peki? Hatırlamıyorum&#8230;</p>
<p>Saki oturduğu yerden ağır ağır kalktı. Demir kapıya doğru yürüdü. Kapıyı yumrukladı;<br />
— Gardiyan! Gardiyan!</p>
<p>Dışarıdan yere sürterek yürüyen bir ayak sesi duyuldu. Kapının sürgülü penceresi gıcırtı ve pas kokularıyla açıldı;<br />
— Bıyır Saki gardaş, bi diyeceğin mi var?<br />
— Gardiyan, bi cigaran var mıdır?</p>
<p>Gardiyan pos bıyıklarını aşağı sarkıtarak, ağzını açmış, gözleri fer fecir yuvalarından fırlamış bakıyordu;<br />
— Buluruz gurban&#8230; Yeter ki sen iste&#8230;</p>
<p>Saki&#8217;nin dört yıldır kimseden bir şey istediği görülmüş şey değildi. Hücresine tüm masraflarını karşılayarak, yalvar yakar yaptırdığı kitaplığın dışında. Bankada, çalıştığı dönemlerden faize yatırdığı epeyce birikmiş parasının olduğu söylentileri kulaktan kulağa dolanıyordu. Ne bir yakını vardı, ne gelen bir mektubu, ne de onu arayıp soran birileri&#8230; Kendi halinde bir adamdı&#8230; Adı sanı unutulmuş&#8230; Saki&#8230;</p>
<p>Cebindeki sigara paketinden bir dal sigara çıkartıp yaktı gardiyan, sürgülü pencereden uzattı.<br />
— Sağ olasın gardiyan&#8230; Bütün acılarımın üstüne ilaç niyetine içeceğim cigarayı&#8230; Sağ olasın&#8230;</p>
<p>Pencerenin sürgüsü kapandı&#8230; Derin bir nefes çekti sigarasından&#8230; Sönük ışıklı ampule doğru üfledi&#8230; Gülümsedi&#8230;<br />
— Sağ ol öğretmen&#8230; Sağ ol&#8230; Sayende yıllardır ertelediğim, yok saydığım, görmezden geldiğim acılarım geri tepti&#8230;</p>
<p>&#8220;Gün gelir bir gün<br />
başka bir mevsim, başka bir takvim, başka bir ilişkide<br />
o eski ağrı geri teper.<br />
dilerim geri teper.<br />
yoksa gerçekten<br />
bitmişsinizdir&#8230;&#8221; (*) der şair dizelerinde. Belki o eski ağrıyı yaratacak kalbe dokunmadım henüz. Gene de sen o ağrıların kapısına anahtar oldun. İnsan, müebbet bile olsa umudunu yitirmemeli değil mi öğretmen? Bir gün, gün ışığına kavuşacağının, yeniden sevebileceğinin, yeniden yaşama sevincine kavuşacağının umudunu yitirmemeli. Kim bilir? Belki bir gün buradan çıkar, bulurum seni&#8230; Karşılıklı Efe Rakısı içeriz&#8230; Söz öğretmen, içki masamızın hesapları da benden, sakiliği de&#8230; Ant olsun, buradan çıkma şansım olursa, bulacağım seni ve beni bir yerlerde hâlâ bekliyorsa şayet, bekleyen yâri&#8230;</p>
<p>Sabaha dek özenle, isim sırası ve bölümlere ayırarak yerdeki kitapları birer birer raflarına yerleştirdi.</p>
<p>Gün doğarken, hücredeki ilk umut dolu güne &#8220;merhaba&#8221; dedi.</p>
<p>(*) Yalnız Bir Opera / Murathan Mungan<br />
<strong>Nisan/2005</strong></p>
<p><strong>elif eser</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Ezginin Günlüğü-ver elini (eski arkadaş)<br />
<object id="divplaylist" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="335" height="28" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11707991-622" /><param name="name" value="divplaylist" /><embed id="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" width="335" height="28" src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11707991-622" name="divplaylist"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukisler.com/2010/06/15/saki/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaçıncı Mevsim</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/06/13/kacinci-mevsim/</link>
		<comments>http://www.kucukisler.com/2010/06/13/kacinci-mevsim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Jun 2010 17:49:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zelin artuğ</dc:creator>
				<category><![CDATA[ebrulî]]></category>
		<category><![CDATA[kurşunî]]></category>
		<category><![CDATA[kızıl]]></category>
		<category><![CDATA[limonî]]></category>
		<category><![CDATA[şarabî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=8348</guid>
		<description><![CDATA[ 
&#8220;bu kaçıncı mevsim
ben neredeyim
ömrümün hangi yılı
bu kaçıncı hazanım?&#8221;
(Gaipten bir anons duyuluyor kadının kulak zarından içre):
—“Lütfen parçayı hızlı ve yüksek sesle önce okuyunuz, sonra da oynayınız!&#8221;
(Yanıt veriyor kadın gayri ihtiyari avuçlarıyla kulaklarını kapatıp):
— Hı? Kim var orada?! Kim konuşuyor beynimin hava kabarcığı boşluklarında?
(Sorularına cevap alamayınca pencereye doğru seyir ediyor ve başlıyor kendi yazgısını dillendirmeye)
 

— Camdan dışarı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/214-351-large.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-8349" title="214-351-large" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/214-351-large.jpg" alt="214-351-large" width="270" height="270" /></a></p>
<p><em>&#8220;bu kaçıncı mevsim<br />
ben neredeyim<br />
ömrümün hangi yılı<br />
bu kaçıncı hazanım?&#8221;</em></p>
<p>(Gaipten bir anons duyuluyor kadının kulak zarından içre):<br />
—“Lütfen parçayı hızlı ve yüksek sesle önce okuyunuz, sonra da oynayınız!&#8221;</p>
<p>(Yanıt veriyor kadın gayri ihtiyari avuçlarıyla kulaklarını kapatıp):<br />
— Hı? Kim var orada?! Kim konuşuyor beynimin hava kabarcığı boşluklarında?</p>
<p>(Sorularına cevap alamayınca pencereye doğru seyir ediyor ve başlıyor kendi yazgısını dillendirmeye)</p>
<p> </p>
<p><span id="more-8348"></span></p>
<p>— Camdan dışarı bakıyorum&#8230; Kocaman kocaman kar yağıyor&#8230; Hızlı hızlı&#8230; Gecenin karası dahi yutamıyor karın aklığını. Sessiz ve de lütufkâr bir bekleyiş mi bu yaptığım? Avuçlarıma konsun istiyorum kar kristali fakat içimden camı açmak gelmiyor. Dedemden kalma radyonun cızırtılı titreşimleri arasından harika bir şarkının çaldığını duyuyorum şimdi de&#8230; Eskilerden&#8230; Çok eskilerden;</p>
<p>&#8220;böyle bir kara sevda<br />
ayrılıklarla biter&#8230;&#8221;</p>
<p>(Odanın ortasında bir elinle etekliğini hafifçe kaldırarak, başını bir omzuna doğru eğmiş yavaş ve aheste dönüyor dönüyor kadın);</p>
<p>— Sonra sen geliyorsun aklıma&#8230; Kim bilir neredesin? Sen kaçıncı mevsimindesin yaşamının? Ne güzel günlerdi değil mi? Aklıma geldikçe gülümsüyorum hâlâ. Peki ya sen; gözlerini kısarak ve biraz da acıyarak mı bakıyorsun geçmiş günlerine? Bozuk para gibi harcadığını mı düşünüyorsun yıllarını? Boşa geçirdiğin onca zamanı gerekli ıvır zıvırla dolduramadın mı? Ah benim canım, haklısın; zamanın ehemmiyetini ve aslında paha biçilmez bir mücevher gibi kıymetli oluşunu, ancak üzerinden mevsimler; takvim yaprakları misali buruşturulup atıldığında fark ediyor insan değil mi? Meşguliyetlerinin bile sadece, yüreğindeki boşlukları doldurmak amacıyla gayri ihtiyari hayatına karıştığını ve bunu, senin ayrımsayamadığın reflekslerle yaptığını çok sonra anlıyorsun. Hayat ne kadar kısa ve zaman aslında ne kadar değerli sevgilim? Ah mevsimim&#8230; Son mevsimim&#8230;</p>
<p>— Uzun zaman oldu görüşmeyeli. Gün olup yeniden kesişir mi yolumuz? Hangi güzergâha doğru seyir halindesin şimdi? İnsan, biraz durur dinlenir. Hep yol almakla, şehir şehir dolaşmakla ömür mü tükenir? Merak ediyorum&#8230; Aç mısın, susuz musun? Var mısın iki gözüm, yok musun?</p>
<p>(Durur ve bekler, pencereye yönelir tekrar, gökyüzüne çevirir başını);<br />
— Tamam, istersen sen gelme yorulursun&#8230; Ben geliversem, sen uzağımdayken üşüyorum çok, yoksun, yoksunluğumsun&#8230;</p>
<p>— Gelmeyenlerin ardından gitmek yok artık kadın! Hâlâ akıllanmadın!</p>
<p>(Duymak istemezmişçesine başını iki yana sallıyor bu kez, kaldığı yerden devam ediyor aynı ağırlıkta konuşmasına); </p>
<p>— Yarım kalmış satır araları&#8230; Uzun suskunluklar&#8230; Pencereden izlediğim kar, ölüm melekleri gibi önce havalanıp sonra düşüyor yere&#8230; Sessizce&#8230; Upuzun bir yalnızlık akşamı yaşatacağım bu gece kendime&#8230; “Şimdiden hazırlan kadın; bu akşam senin akşamın!”</p>
<p>(Az evvelki ağır devinimlerine tezat çılgınca bir koşturmaca başlıyor odanın içerisinde. Şimdiye dek köşe bucakta gizlenmiş mumlar saman alevi misali parıldamaya başlıyorlar yerde, masada, duvar diplerinde. Aydınlanıyor oda, oradan oraya koşturan gölgesi bir uzayıp bir kısalıyor. Avaz avaz haykırıyor kadın, gecenin sessizliğine );<br />
— BÜTÜN MUMLARI YAKACAĞIM, İÇİMİ ISITSINLAR DİYE!  BİP PANAYIR KURACAĞIM ODANIN ORTA YERİNE! KIRMIZI GİYECEĞİM EENN CAN ALICISINDAN&#8230; SİYAH SÜRME ÇEKECEĞİM GÖZLERİME VE DUDAKLARIM ATEŞ KIRMIZI&#8230; BİR ŞİŞE ŞARAP ARKADAŞIM VE DAHA DA YÜKSELECEK SESİM : “RAKKASE, DANS ET! AKŞAM SENİN AKŞAMIN!”</p>
<p>(Tüm bu hazırlıklar yapılırken ve tamamlarken makyajını, sonunda elinde şarap kadehi tiz ve müstehzi bir kahkaha boğazından acı acı sızıyor, kadeh kalkıyor, raks başlıyor deli divane);</p>
<p>&#8220;gül, şal ve gül&#8230;<br />
bu bahçede raksın bütün hızı&#8230;&#8221;</p>
<p>— Tek kişilik bir tango yaşadığım&#8230; Elimde şarap sunağı&#8230; Bu gece&#8230; Bütün yalnızlık akşamlarıma, kimsesizliğime içiyorum&#8230; İşte, mumlarım yanıyor, içimdeki koyu karanlığı aydınlatsın diye&#8230; Bütün geçmiş mevsimlerim, sözüm biraz da size, ne çabuk unuttunuz beni böyle bir köşede? Hele sen son mevsim,  gittin amma, kokun ve hatıran kaldı geride…</p>
<p>“şarap, mum ve kadın…<br />
bir şarkının kırılgan ezgisinde<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/207-344-large.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-8351" title="207-344-large" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/207-344-large-200x200.jpg" alt="207-344-large" width="200" height="200" /></a><br />
gezinirken yüreği<br />
bir martının kanatları ağladı<br />
sonsuzmuş gibi gözüken bozkırda<br />
sayıklarken aheste adımları<br />
görünmez umutlara bel bağladı.</p>
<p>Şarap, mum ve kadın…<br />
Önce damla damla şarap,<br />
Sonra huzme huzme mum<br />
Ardından yorgun yorgun kadın<br />
Tane tane dağıldı.”</p>
<p>(Ve kendi yazdığı şiirde yazgısını anlatıp,  tragedyasını oynar&#8230; Seyircisi: yalnızlık&#8230;) ;</p>
<p>— Güçlüyü oynamak mıdır zor olan, yoksa gerçekten güçlü olmak mı? Başım dönüyor, bu yalnızlık illeti beni fena çarptı.</p>
<p>— Hayalini kurduğun gecen başladı kadın, peki neden şimdi bu bıkkınlığın? Odanın her köşesi şenlik yeri, müzik senin için çalıyor ve kendin için dans ediyorsun. İnsanlardan uzak münzevi gecene kimseyi davet etmeme fikri de senindi. Ve giden onlar değildi, mevsimlerin hepsi senindi, onları birer birer sen yok ettin!</p>
<p>—Gece benim doğru&#8230; Gelin görün ki, kendime verdiğim armağanlardan sıkıldım&#8230; Güçlü olmaktan da&#8230;</p>
<p>— Sen, sana verilenle yetinmeyi bilmedin kadın!</p>
<p>—Yok! Beni yanlış anladınız sayın yargıç! Ben aslında pek de mutsuz sayılmam&#8230; Gerçi mutlu olduğumu da üzülerek söyleyemiyciiim&#8230; Ne deseniz haklısınız&#8230; Ama inanın onları ben öldürmedim!</p>
<p>— İtirafların bilânçosunu tutmaya kalksan; altında ezilirsin&#8230; Ne çok yalan,  ne çok dolan&#8230; Kendine gel, be hey cahil kadın!</p>
<p>—Rica ederim, ithamlarınızı başkalarına yöneltiniz. Bu şekilde sıkıştırmayınız beni sayın yargıç. Lakin sizin tanımadığınız mizacımın baskıya ve yaptırımlara allerjisi vardır! Biraz daha üzerime gelmeye devam ederseniz, billahi kurdeşen dökmem işten değil&#8230;</p>
<p>— Her şeyi biliyoruz kadın! Boşuna kaçmaya kalkışma. Buradaki mevzu bahis; seri cinayetlerin faili olan sizsiniz! Topladığımız deliller ve takiplerimiz neticesi gösteriyor ki…</p>
<p>—Yeter! Susunuz! Sözleriniz kati surette ızdırap vericidir.</p>
<p>(Biraz durur, düşünür. Kulağının içinde yankılanan sesin acıması yoktur.)<br />
—Pekâlâ, itiraf ediyorum sayın yargıç! Eğer duymak istediğiniz buysa; evet, ben öldürdüm!</p>
<p>(Kısa bir sessizlik. Usulca koltuğun kenarına ilişir. Ellerine bakarak konuşmasını sürdürür)<br />
— Mevsimlerin katil zanlısı benim! Her birini sırası gelmeden öldürüyorum. Hah hahh hahahh! Çok affedersiniz sayın yargıç gülmem geldi, tutamadım&#8230; Velhasıl, asap bozukluğu. Pardon, ne diyordum? Ha, bütün mevsimlerimi öldürüyorum&#8230; Vücutlarında darp izleri bulamazsınız. Çünkü onlara kimyası henüz bulunmamış bir zehri yavaş yavaş zerk ediyorum ki, acı çekmenin tadına varsınlar&#8230; Biri hariç&#8230; O benim son mevsimimdi&#8230; Kıyamadım&#8230; Son anda elimden kaçmasına izin verdim&#8230; Yaralı bir aslan gibi kükreyerek gitti&#8230; Kim bilir nerede şimdi?</p>
<p>— Oturduğun yerde ileri geri sallanıp durma kadın! Nasıl böylesine küstah ve acımasız olabiliyorsun? Yazık değil mi onca mevsimin çektiği naçar sancıya? Burnun Kaf Dağında, sen kendini ne sanıyorsun?</p>
<p>(Sinirlenir. Oturduğu yerden el kol hareketleriyle kalkar)<br />
—Bana bu üslûpla hitap etmeniz hiç hoş değil sayın yargıç. Bilakis, mevsimlerin her biriyle olan münasebetimde aciz <a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/212-349-large.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-8352" title="212-349-large" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/212-349-large-200x200.jpg" alt="212-349-large" width="200" height="200" /></a>olan bendim efenim. Bana yaşattıkları kırgınlıkları tahayyül dahi edemezsiniz. Her sabrın bir ödülü, her kötülüğün de cezası vardır&#8230; Onlar, hak ettikleri cezaya çarptırıldılar ama ben hâlâ ödüllendirilmedim? Bu nasıl bir adalet, hak ve hukuk sistemidir sayın yargıç! Sorarım size? İstediğim tek şey&#8230; bilirsiniz&#8230; Bilmelisiniz&#8230;</p>
<p>— Her mevsimde ben&#8230; Yeniden dirildim. Bazen kardelenler gibi zamansızdı dirilişim; yine de ayaza ve tipiye karşı durabildim. Bazen de geç&#8230; Bilemedi hiçbir mevsim; bu kadın topraktan, havadan ve sudan ne bekler? Her mevsim ben… Yenilendim. Fakat onlar benim için bir kuru dalı yeşertemediler&#8230; Sonucu görüyorsunuz işte; tek başınayım. Üstelik hiç hak etmediğim biçimde&#8230; Öyleyse şimdi izin verin de bu son gecemde; Çigan müziğinin buğulu ezgileri eşliğinde, son dansımı meşk edeyim&#8230; Kimseye değil&#8230; Yalnızca kendime&#8230; Madem siz de mevsimlerin cezasına çarpacaksınız beni, izin verin hiç değilse ben ödüllendireyim kendimi&#8230;</p>
<p>&#8230;.</p>
<p>kan, ateş ve kadın&#8230;.</p>
<p>ve mevsimleri&#8230;</p>
<p>kendi yalazlarında yandılar&#8230;</p>
<p>Müzik sustu, raks son buldu, kadın bir elinde şarap kadehi, diğerinde kırmızı bir gül&#8230; Bileklerinden sızan ince kanla mum aydınlığı puslu bir sabahta; küçük bir odanın dört duvara hâkim manzarası arasında, ateş kırmızı dudaklarında hoş bir gülümseme, yerde ölü bulundu&#8230;<br />
<strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Şubat / 2005</strong></p>
<p><strong>elif eser</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>&#8230;</p>
<p>Hani benim gençliğim nerde &#8211; ŞükriyeTutkunAhmetKaya<br />
<object id="divplaylist" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="335" height="28" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11691629-bd6" /><param name="name" value="divplaylist" /><embed id="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" width="335" height="28" src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11691629-bd6" name="divplaylist"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukisler.com/2010/06/13/kacinci-mevsim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küçük İşler&#8217;de düğün var!&#8230;</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/06/11/kucuk-islerde-dugun-var/</link>
		<comments>http://www.kucukisler.com/2010/06/11/kucuk-islerde-dugun-var/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Jun 2010 10:16:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zelin artuğ</dc:creator>
				<category><![CDATA[ebrulî]]></category>
		<category><![CDATA[fıstıkî]]></category>
		<category><![CDATA[gümüşî]]></category>
		<category><![CDATA[kızıl]]></category>
		<category><![CDATA[şarabî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=8321</guid>
		<description><![CDATA[

 

 
 



 
 
 

 

 
 

 
 
 
 
 

 
 
 
  
 

  
 

 
 
 
 
 
 

  

  
 
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img style="width: 0px; height: 0px; visibility: hidden;" src="http://counters.gigya.com/wildfire/IMP/CXNID=2000002.0NXC/bT*xJmx*PTEyNzYyNDM2MzEyODEmcHQ9MTI3NjI*MzYzNzc4MSZwPTExOTMxJmQ9c3RhbmRhcmQmZz*xJm89NWQ4OWNlZDk1NWIx/NDVkM2EwYWU*NzcyOWQ5MTY2YjE=.gif" border="0" alt="" width="0" height="0" /></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Untitled-1.jpg"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-8331" title="Untitled-1" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Untitled-1-150x124.jpg" alt="Untitled-1" width="175" height="149" /></a><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Untitled-1.jpg"></a></p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="240" height="194" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="name" value="imagechef" /><param name="flashvars" value="myVar1=http://cdn-img1.imagechef.com/w/100611/samp31bb20b4780dcaad.jpg" /><param name="src" value="http://i.imagechef.com/ic/images/newspaper3.swf" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="quality" value="high" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="240" height="194" src="http://i.imagechef.com/ic/images/newspaper3.swf" quality="high" flashvars="myVar1=http://cdn-img1.imagechef.com/w/100611/samp31bb20b4780dcaad.jpg" wmode="transparent" name="imagechef"> </embed></object></p>
<p><a href="http://www.imagechef.com/" target="_blank"><img src="http://cdn-i.imagechef.com/ic/images/video-box-c.gif" border="0" alt="personalized greetings" width="240" height="25" /></a></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><span id="more-8321"></span></p>
<p><object classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="450" height="405" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="WMode" value="Transparent" /><param name="allowFullscreen" value="true" /><param name="scale" value="exactfit" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.timsah.com/getswf/v2/NTdMPrYGFbs" /><param name="name" value="player" /><param name="wmode" value="transparent" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed type="application/x-shockwave-flash" width="450" height="405" src="http://www.timsah.com/getswf/v2/NTdMPrYGFbs" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" wmode="transparent" scale="exactfit" name="player"></embed></object><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/dsc_3182.jpg"></a></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/dsc_1357.jpg"></a></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/dsc_3182.jpg"><img class="size-medium wp-image-8324 alignright" title="dsc_3182" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/dsc_3182-200x168.jpg" alt="dsc_3182" width="200" height="168" /></a><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/dsc_3182.jpg"></a></p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/dsc_1357.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-8326" title="dsc_1357" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/dsc_1357-152x200.jpg" alt="dsc_1357" width="152" height="200" /></a></p>
<p> </p>
<p> <object id="divplaylist" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="335" height="28" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11671289-43a" /><param name="name" value="divplaylist" /><embed id="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" width="335" height="28" src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11671289-43a" name="divplaylist"></embed></object></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/dsc_3182.jpg"></a></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Untitled-11.jpg"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-8333" title="Untitled-1" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Untitled-11-150x124.jpg" alt="Untitled-1" width="135" height="112" /></a><img class="aligncenter" src="http://cdn-img1.imagechef.com/w/100611/sampa4bfcd63ef68b4f8.jpg" alt="Beach custom comment codes for MySpace, Hi5, Friendster and more - ImageChef.com" /></p>
<p> </p>
<p><img style="width: 0px; height: 0px; visibility: hidden;" src="http://counters.gigya.com/wildfire/IMP/CXNID=2000002.0NXC/bT*xJmx*PTEyNzYyNDUyMzM1MzEmcHQ9MTI3NjI*NTI*NDQwNiZwPTExOTMxJmQ9c3RhbmRhcmQmZz*xJm89NWQ4OWNlZDk1NWIx/NDVkM2EwYWU*NzcyOWQ5MTY2YjE=.gif" border="0" alt="" width="0" height="0" /><img style="width: 0px; height: 0px; visibility: hidden;" src="http://counters.gigya.com/wildfire/IMP/CXNID=2000002.0NXC/bT*xJmx*PTEyNzYyNDU1NTI4NDMmcHQ9MTI3NjI*NTU2NTUwMCZwPTExOTMxJmQ9c3RhbmRhcmQmZz*xJm89NWQ4OWNlZDk1NWIx/NDVkM2EwYWU*NzcyOWQ5MTY2YjE=.gif" border="0" alt="" width="0" height="0" /><a href="http://www.imagechef.com/" target="_blank"> </a></p>
<p> </p>
<p><img style="width: 0px; height: 0px; visibility: hidden;" src="http://counters.gigya.com/wildfire/IMP/CXNID=2000002.0NXC/bT*xJmx*PTEyNzYyNDU4OTk*NjgmcHQ9MTI3NjI*NTkwNDk2OCZwPTExOTMxJmQ9c3RhbmRhcmQmZz*xJm89NWQ4OWNlZDk1NWIx/NDVkM2EwYWU*NzcyOWQ5MTY2YjE=.gif" border="0" alt="" width="0" height="0" /><a href="http://www.imagechef.com/" target="_blank"> <img src="http://cdn-users1.imagechef.com/ic/stored/2/100611/samp0e949373a834327b.jpg" alt="ImageChef.com - Custom comment codes for MySpace, Hi5, Friendster and more" /> </a></p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/dsc_3182.jpg"></a></p>
<p><img style="width: 0px; height: 0px; visibility: hidden;" src="http://counters.gigya.com/wildfire/IMP/CXNID=2000002.0NXC/bT*xJmx*PTEyNzYyNDY*OTM3ODEmcHQ9MTI3NjI*NjQ5OTEwOSZwPTExOTMxJmQ9c3RhbmRhcmQmZz*xJm89NWQ4OWNlZDk1NWIx/NDVkM2EwYWU*NzcyOWQ5MTY2YjE=.gif" border="0" alt="" width="0" height="0" /><a href="http://www.imagechef.com/" target="_blank">  </a><object id="divplaylist" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="335" height="28" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11671433-32a" /><param name="name" value="divplaylist" /><embed id="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" width="335" height="28" src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11671433-32a" name="divplaylist"></embed></object></p>
<p> </p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Untitled-12.jpg"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-8334" title="Untitled-1" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Untitled-12-150x124.jpg" alt="Untitled-1" width="120" height="99" /></a></p>
<p><img style="width: 0px; height: 0px; visibility: hidden;" src="http://counters.gigya.com/wildfire/IMP/CXNID=2000002.0NXC/bT*xJmx*PTEyNzYyNDY2MjgzMTImcHQ9MTI3NjI*NjYzNDAwMCZwPTExOTMxJmQ9c3RhbmRhcmQmZz*xJm89NWQ4OWNlZDk1NWIx/NDVkM2EwYWU*NzcyOWQ5MTY2YjE=.gif" border="0" alt="" width="0" height="0" /><a href="http://www.imagechef.com/" target="_blank"> <img src="http://cdn-users1.imagechef.com/ic/stored/2/100611/samp3ea2f898b7a2307b.jpg" alt="ImageChef.com - Custom comment codes for MySpace, Hi5, Friendster and more" /></a></p>
<p> </p>
<p> <a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Untitled-13.jpg"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-8335" title="Untitled-1" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Untitled-13-150x124.jpg" alt="Untitled-1" width="90" height="74" /></a></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/champagne.jpg"><img class="size-full wp-image-8345 aligncenter" title="champagne" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/champagne.jpg" alt="champagne" width="526" height="436" /></a></p>
<p><img style="width: 0px; height: 0px; visibility: hidden;" src="http://counters.gigya.com/wildfire/IMP/CXNID=2000002.0NXC/bT*xJmx*PTEyNzYyNDcxODAxNTYmcHQ9MTI3NjI*NzE4Mjc2NSZwPTExOTMxJmQ9c3RhbmRhcmQmZz*xJm89NWQ4OWNlZDk1NWIx/NDVkM2EwYWU*NzcyOWQ5MTY2YjE=.gif" border="0" alt="" width="0" height="0" /><a href="http://www.imagechef.com/" target="_blank"> <img src="http://cdn-users1.imagechef.com/ic/stored/2/100611/samp901b00d2d3530224.jpg" alt="ImageChef.com - Custom comment codes for MySpace, Hi5, Friendster and more" /> </a></p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/dsc_3182.jpg"></a></p>
<p><img style="width: 0px; height: 0px; visibility: hidden;" src="http://counters.gigya.com/wildfire/IMP/CXNID=2000002.0NXC/bT*xJmx*PTEyNzYyNDcxODAxNTYmcHQ9MTI3NjI*NzE4Mjc2NSZwPTExOTMxJmQ9c3RhbmRhcmQmZz*xJm89NWQ4OWNlZDk1NWIx/NDVkM2EwYWU*NzcyOWQ5MTY2YjE=.gif" border="0" alt="" width="0" height="0" /><a href="http://www.imagechef.com/" target="_blank">  </a><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Untitled-14.jpg"><img class="alignright size-thumbnail wp-image-8336" title="Untitled-1" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Untitled-14-150x124.jpg" alt="Untitled-1" width="72" height="59" /></a></p>
<p> <object id="divplaylist" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="335" height="28" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11671525-200" /><param name="name" value="divplaylist" /><embed id="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" width="335" height="28" src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11671525-200" name="divplaylist"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukisler.com/2010/06/11/kucuk-islerde-dugun-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ruhumun medeni halini değiştirdim.</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/06/10/ruhumun-medeni-halini-degistirdim/</link>
		<comments>http://www.kucukisler.com/2010/06/10/ruhumun-medeni-halini-degistirdim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Jun 2010 21:32:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zelin artuğ</dc:creator>
				<category><![CDATA[ebrulî]]></category>
		<category><![CDATA[gümüşî]]></category>
		<category><![CDATA[şarabî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=8308</guid>
		<description><![CDATA[ 

 
Bakmayın Anadolu&#8217;nun içinde, ülkenin tam ortasında olduğuna… Tıpkı doğunun öksüz şehirleri gibi kalbi kırıktır Ankara&#8217;nın. Ne vakit uğrasam, acıyla büyüyen bir çocuk gibi gelir bana bu gariban şehir. Hep “keşke daha fazla büyümese acısı” diye geçiririm içimden, o gri çehresine bakıp.
İşte yine, hüznümün başkentindeyim. Ortak bir dilimiz var bu şehirle, artık eminim. Kalbimizin kırıklığının yarattığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/1720612_12185_S5003308.jpg"></a></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/dsc_2388.jpg"></a><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/dsc_2388.jpg"><img class="aligncenter size-large wp-image-8318" title="dsc_2388" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/dsc_2388-1024x680.jpg" alt="dsc_2388" width="448" height="304" /></a> </p>
<p>Bakmayın Anadolu&#8217;nun içinde, ülkenin tam ortasında olduğuna… Tıpkı doğunun öksüz şehirleri gibi kalbi kırıktır Ankara&#8217;nın. Ne vakit uğrasam, acıyla büyüyen bir çocuk gibi gelir bana bu gariban şehir. Hep “keşke daha fazla büyümese acısı” diye geçiririm içimden, o gri çehresine bakıp.</p>
<p><span id="more-8308"></span>İşte yine, hüznümün başkentindeyim. Ortak bir dilimiz var bu şehirle, artık eminim. Kalbimizin kırıklığının yarattığı dil!&#8230; Ve ben büyüdükçe tıpkı onun gibi, acının yüzölçümünü büyüttüm bunca zaman. Şair diyor ya, “insan yaşadığı şehre benzer”, artık burada yaşamıyor görünüyorum ama, ruhum hala Ankara&#8217;da sokakta dolaşan, küçük, kirli suratlı kız çocuğu galiba.<br />
 <br />
<img class="size-medium wp-image-8310 alignleft" title="1185581530papyo8ty5" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/1185581530papyo8ty5-200x150.jpg" alt="1185581530papyo8ty5" width="200" height="150" /></p>
<p>Gün Pazartesi, ay Mayıs… Hiçbir zaman iliklerinize kadar hissedemediğiniz bir bahar uğramış yine Ankara&#8217;ya.  Gururlu ama yorgun bir devrimci gibi adımlıyorum Sakarya&#8217;yı,  kepenklerini yeni açmaya başlayan çiçekçilerin sokağında. Bir gülümseme kırılıyor dudaklarımın kenarında, tezgaha çıkan ilk papatya demetine baktığımda. “Böyledir sanırım, devrimciler hep yorgundur değil mi dostum!” diyorum papatyaya. Ölü olduğunu unutmuş, O da bana gülümsüyor aynı kırıklıkla.<br />
 <br />
Gideceğim adresi bildiğim halde, köşedeki simitçiye soruyorum yolu. Kendim ve papatya sesinden başka bir sese ihtiyaç duyuyorum. Bezgin bir sesle tarif ediyor simitçi adresi. Belki de,  günlerden beri içimde tuttuğum o cümleyi ilk simitçiye söylemeliyim. “DOSTUM!..RUHUMUN MEDENİ HALİNİ DEĞİŞTİRDİM. YALNIZLIĞIMI SİLDİM.  “<br />
Vazgeçiyorum… Biraz daha tutmak istiyorum kelimelerimi içimde.<br />
 <br />
Evet… Uğramaktan hiç hoşlanmadığım, buz gibi duvarları, içinde mutsuz yüzlerle hayata kızgın memurların doluştuğu devlet kurumunun kapısından girerken, kederden yüzü siyaha dönmüş, orta yaşlı, esmerliğine inat sarıya boyadığı saçlarla bana bakan o kadına söylemek istiyorum o sihirli cümlemi! Sanki onu da mutlu eder, yüzünün siyahlığı seyrelir belki diye düşünüyorum.<br />
 <br />
Sıra bana geldiğinde, kimliğim değişiyor!…Hayat değişiyor!…Sanırım Ankara değişiyor!&#8230; Öksüzlerin şenliği başlıyor Anakara&#8217;nın karnında…<br />
Ama kadının siyahlığı açılmıyor beklediğim gibi. Ona “iyi bir gün” yerine “iyi  bir hayat diliyorum size” deyip,  kaçar gibi çıkıyorum soğuk duvarlı binadan…<br />
 <br />
Hemen eve dönmek istemiyorum. Biraz yürümek, dinlenmek ve kendime şiir yazmak istiyorum. Evet evet! Yanlış duymadınız,  kendime şiir yazmak istiyorum!&#8230;<br />
 <br />
Şimdiye kadar sakladığım, zümrüt rengi birkaç kelime arıyorum içimde. Dünyanın en güzel mısralarını  hediye etmek istiyorum kendime. Birden hiç olmadığı kadar yakın ve sırdaş hissediyorum tanrıyı kendime. Sıcak bir el gibi değiyor omuzlarıma rüzgar. Sanırım şiirimi tanrıyla konuştuktan sonra yazacağım.<br />
 <br />
“Biliyorsundur tanrım ama, ben yine de söyleyeyim. Çok korkuyorum… Hiç korkmadığım kadar korkuyorum kalbimin kırılmasından, canımın yanmasından. Lütfen! Bu kez barışık ol benimle… Hayatını birine emanet eder gibi, sana aşkımı emanet etmek istiyorum. Ona sahip çık, koruyup kolla, büyüt olur mu? Aniden geldiği gibi, aniden gitmesine izin verme! Ya da gidecekse birgün , mutlaka bir bağbozumu zamanı gitmesini sağla ne olur!&#8230; Ancak o mevsimde biten bir aşka dayanabilir küçük kalbim.  Tıpkı dalından kopan üzüm salkımları gibi, ancak o zaman bereketli ağlayabilirim. Ancak o zaman canımın acısı baş edilebilir olur. Söz ver bana!…Aşk benden gidecekse, şiir gibi bir Eylül de, bağbozumu zamanı gitsin!”…<br />
 <br />
<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Alyans.jpg"><img class="size-medium wp-image-8311 alignleft" title="Alyans" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Alyans-175x200.jpg" alt="Alyans" width="175" height="200" /></a></p>
<p>Güvenli bir eve, çocuğunu bırakmış anne gibi dönüyorum, ruhu ruhuma eş olmuş kocamın yanına. Benim içimin coğrafyasını  bildiği için, anlıyor yüzümdeki dingin duruşu. Sanırım o da tanrıyla konuşmuş, benziyor yüzlerimiz, kalplerimiz gibi birbirine. Artık yoldaşız, hayat arkadaşıyız ve sevdalıyız.<br />
 <br />
Toprak yeşil, gök maviyi kızıla boyamış!&#8230; Ak bir denizdeyim. Gözlerimde bal rengi bir umut, aynaya bakar gibi ufka bakıyorum. Güzel bir film izler gibi izliyorum güneşin denize gömülüşünü. O filmin başrol oyuncusuyum artık. Ödülüm AŞK. Bu film, insan var oldukça bitmeyecek biliyorum.<br />
 </p>
<p> </p>
<p><em>Ey Sevgilim!<br />
Tüm renkleri unuttum, eflatun bir güneş yuttum!<br />
Nefesim ebruli…<br />
Naneli bir rüzgar öpüyor alnımdan…<br />
Hayat savaşının madalyasız kahramanları üşüşüyor elime,<br />
Elim yanıyor…<br />
Ak bir denize değiyor parmak uçlarım<br />
Akdeniz yanıyor…<br />
Havada buram buram aşk<br />
İçimde bir çocuk çığlık çığlığa saklambaç oynuyor<br />
Önüm arkam sağım solum SEN…</em></p>
<p> </p>
<p><strong>Nazan Kutlu Gülek (güzaltı), Haziran 2010</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Cumparsita-Milva<br />
 <object id="divplaylist" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="335" height="28" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11656832-ace" /><param name="name" value="divplaylist" /><embed id="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" width="335" height="28" src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11656832-ace" name="divplaylist"></embed></object></p>
<p><strong><br />
<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/mariage.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-8312" title="mariage" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/mariage-150x114.jpg" alt="mariage" width="150" height="114" /></a></strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukisler.com/2010/06/10/ruhumun-medeni-halini-degistirdim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>13</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Masal bu&#8230;</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/06/03/masal-bu/</link>
		<comments>http://www.kucukisler.com/2010/06/03/masal-bu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 03 Jun 2010 07:38:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zelin artuğ</dc:creator>
				<category><![CDATA[ebrulî]]></category>
		<category><![CDATA[fıstıkî]]></category>
		<category><![CDATA[gümüşî]]></category>
		<category><![CDATA[şarabî]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=8283</guid>
		<description><![CDATA[
Ev deyince gülümsüyorum. Ev dediğin bol ışıklı olmalı. Ahşap seviyorum ben. Bir de çatı katı. Deniz gören. Hele bir de mevsimlerden baharsa değme keyfime&#8230;
Merdiven altını ve hemen yanındaki duvarı kitaplık yaptığımız iyi oldu. Bir CD seçiyorum. En sevdiklerimden. Ilık bir esinti yayılıyor verandanın açık kapısından, müziğin sesi de eklenince&#8230;
“Su olsam, ateş olsam/ Göklerdeki güneş olsam&#8230;
Konuşmasam, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Outlook.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-8284" title="Outlook" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/Outlook.jpg" alt="Outlook" width="306" height="367" /></a></p>
<p style="text-align: left;">Ev deyince gülümsüyorum. Ev dediğin bol ışıklı olmalı. Ahşap seviyorum ben. Bir de çatı katı. Deniz gören. Hele bir de mevsimlerden baharsa değme keyfime&#8230;</p>
<p>Merdiven altını ve hemen yanındaki duvarı kitaplık yaptığımız iyi oldu. Bir CD seçiyorum. En sevdiklerimden. Ilık bir esinti yayılıyor verandanın açık kapısından, müziğin sesi de eklenince&#8230;</p>
<p>“Su olsam, ateş olsam/ Göklerdeki güneş olsam&#8230;<br />
Konuşmasam, taş olsam / Yine de oynar mısın benimle?” Ortaçgil&#8230; Ne güzel insansın&#8230;</p>
<p> </p>
<p><span id="more-8283"></span></p>
<p>Kırmızı rugan pabuçlarının içindeki minik ayaklarıyla koşarak yanıma geliyor;</p>
<p>- Ne yapıyoyşun buyda?<br />
- Hiç&#8230; Seni bekliyordum tatlım.<br />
- Hadi beni yukayıya çıkayt.</p>
<p>Önünde yarım bir reveransla eğilip;</p>
<p>- Elbette küçük hanım. Önden buyurunuz lütfen.<br />
- Şimdi buyası bizim mi?<br />
- Evet&#8230; Bizim.</p>
<p>Tek tek çıkıyor ahşap basamakları. Hep önce sağ adımını atarak. Tırabzana tutunuyor sol elinle. Minik, yumuk elleri, gamzeli tombul dirseklerine bakıp alt dudağımı ısırıyorum bu şahane sevimlilik karşısında. Bukleli kumral saçları neredeyse beline gelecek.</p>
<p>- Peki benim odam yukayda mı?<br />
- Evet tatlım yukarıda.<br />
- Ben hey gün nasıl çıkıcam bu meydivenleyi?<br />
- Sen iste, ben seni indirir, çıkarırım.<br />
- Olmaj! Ben kendim çıkmak istiyoyum ki.</p>
<p>O böyle biraz asabi söylenerek çıkarken, üst katın tavanı ahşap çatı katının holüne varıyoruz. Balkon kapısının tülleri uçuyor içeri doğru. Balkonda rengârenk balonları, her renk tül kurdeleleri görünce&#8230; Bir çığlık atıyor, minik ellerini çırparak;</p>
<p>- Hiiih!! İnanmıyoyum! Bunlay da neyden çıktı kiii Peyi?</p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/5.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-8289" title="5" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/5-200x195.jpg" alt="5" width="200" height="195" /></a>Adı Masal. Bana Peri der. Boncuk gibi iri iri cam mavi gözleri var. Minicik kiraz dudakları, pembe yanakları. Üç yaşında henüz. Dünyayı keşfediyor. Yeryüzünün renklerine her seferinde mucizevi ışıltılarla bakıyor. En çok kırmızı seviyor. Meyvelerden çilek. Masallardan “Polyanna.”  Yemek seçmiyor, insan ayırmıyor. Her yaşta insanla sohbet edebiliyor. Konu sıkıntısı çekmiyor. Onun, her zaman anlatacak bir şeyleri var.</p>
<p>Kırmızı fırfırlı elbisesinin eteklerini yanlardan tutarak dans edip şarkı söylüyor. Holün kanepesine ilişip ona gülümsediğimi fark edince koşarak yanıma geliyor. Ellerinin yardımıyla kanepeye, yanıma konuşlanıp başlıyor ayaklarını sallamaya;</p>
<p>- Bi şey mi vay bugün Peyi? Payti mi yapıyoyuz? Kimley geliyoy? Ablamın aykadaşı Keyem&#8217;de gelecek mi? O bana bayılıy ama bi sıy veyeyim sana&#8230; Ben onu seviyoyum ki&#8230; Madem payti vay ben neden bilmiyoyum peki?<br />
- Dur tatlım, sakin ol&#8230; Tüm sorularına cevap verebilmem için tek tek sormalısın, unuttun mu?<br />
- Haklışın tatlım, özüy dileyim. Ama&#8230; ama&#8230; çok heyecanlandım, ne yapabiliyim?</p>
<p>Bazen, onun bu kadar fazla bilmesi beni ürkütüyor. Bu yaşta bir çocuk için soruları, yanıtları, sorma biçimi, tepkileri şaşırtıcı! Fakat baktığımda, kendi neslimle, büyük kızımın nesliyle bile kıyaslayamayacağım bir farkındalığa sahip olduğunu görüyorum. Bazı çocuklar seçilmiş olarak dünyaya gözlerini açıyor, bu yadsınamaz. Masal&#8217;da bu çocuklardan biri ve ben her gün ondan yeni bir şeyler öğreniyorum.</p>
<p>Sorularını yanıtlıyorum. Yeni evimize taşınmamızın şerefine, dostlarımızla bir araya gelmek istediğimizi anlatıyorum.</p>
<p>- Sen bu evi çok sevdin.<br />
- Evet Masalcığım. Çünkü biz bu evi hak edebilmek için çok çalıştık.<br />
- Sen sevdiysen benim de seveyim. Yalnız şu meydiven işi biyaz canımı sıkacak gibi.<br />
- Merak etme, ben sana yardımcı olacağım. Hem benim odamda senin odanın hemen yanında biliyorsun.<br />
- Yıldızlaya ve denize bakacağız hey gece&#8230; Ne güzel. Hah haaa!</p>
<p>Bir çocuğun kahkahasını duyabilmek için neler feda edebileceğimi düşünüyorum.  Küçücük şeylerden böylesi büyük <a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/m-aujourd_hui_0421.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-8288" title="m-aujourd_hui_0421" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/m-aujourd_hui_0421-200x150.jpg" alt="m-aujourd_hui_0421" width="200" height="150" /></a>mutluluklar yaratan kaç yetişkin var? Olanların adını da “deli”ye çıkartmıyor mu, diğerleri? Onun gözünden bakabilmek için tüm algılarımı sonuna dek açıyorum ve aynı coşkuyu içimde duyumsamaya çalışıyorum.</p>
<p>- Babam neyde?</p>
<p>Daldığım düşüncelerimden sıyrılmam birkaç saniye alıyor. Anlamsız bakıyorum yüzüne:</p>
<p>- Efendim? Anlamadım?<br />
- Buyda ikimiz olduğuna ve duvaya konuşmadığıma göye, sana söylüyoyum Peyi, benim babam neyde?</p>
<p>İrkiliyorum. İncecik bir sızıyı, kalbimin düzensiz atışları takip ediyor. Bir anda buz gibi oluyorum. Oysa, bir gün bana bu soruyu soracağını ve zamansız ve böyle sapmasız soracağını biliyordum. Cevap vermemi beklemeden atılıyor;</p>
<p>- Bana doğyu söylemelişin Peyi. Yalan kötü bi şey. Heeyy jamaan, heeyy yeydee düyüst olmalıyız. Kelebekleye soydum geçen gün bahçede, “Peyi&#8217;ye soymalışın” dediley. Evet? Şeni dinliyoyum?<br />
- Masal&#8230; Bunu sana şu an izah etmem gerçekten çok güç. Şimdi ben sana bunu açıklamaya çalışacağım, sonra sen başka bir soru daha soracaksın.<br />
- Çok basit Peyicim şekey payem, tek soyu; baa-baam neee-yeee-dee?<br />
- Bilmiyorum.</p>
<p>Kaşlarını kaldırıp gür kirpiklerinin altındaki gözlerini daha da kocaman açıp, minik ağzını büzerek beklemediği bu cevap karşısında afallıyor.</p>
<p>- Ne demek bilmiyoyum?</p>
<p>Birazdan patlayacak&#8230; Bu ifadeyi çok iyi tanıyorum. Yüzümü buruşturup oturduğum kanepeden başımı suçlu gibi öne eğmiş yan gözle ona bakıyorum. Yanakları al al oluyor, bir eliyle omzuna gelen bukleyi hışımla arkasına itiyor. Masal bu&#8230; Büyüdüğünde ne cevval olacağı şimdiden belli. Tezimi kendime doğrularcasına yutkunuyorum, çünkü nefes almadan beni azarlamaya başlıyor;</p>
<p>- Peyi! Şen benim annem olduğuna göyee, benim biy de babam olmalı! Ablamın bi babası vay! Başka bi yeyde ama ablam onla telefonla konuşuyoy! Biy keye de ben konuşmak istemiştim, bana kıjdı! “Duy Masalcım, o şenin baban değil” dedi! O jaman benim babam neyde?<br />
- Senin baban&#8230; Çok uzakta bir tanem&#8230;<br />
- Ne kaday mesela? Yıldızlay kaday vay mı?<br />
- Hayır&#8230; O kadar değil ama yine de çok uzakta&#8230;<br />
- Neyde?<br />
- Bilmiyorum!</p>
<p><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/m-aujourd_hui_0351.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-8286" title="m-aujourd_hui_0351" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/m-aujourd_hui_0351-200x150.jpg" alt="m-aujourd_hui_0351" width="200" height="150" /></a>Meltem nerede kaldı? Masal&#8217;ın hakkından gelebilen, onun aklını başka şeylerle oyalayan tek insan Meltem. Meltem benim manevi kızım. Biz, dört kız, hepimiz aynı evde yaşıyoruz. Bir süre sonra, sırayla Meltem, Bahar ve Masal bu evden ayrılacaklar. Kendi düzenlerini kurmaları gerekecek. Masal benim son umudum. Hayatla aramızdaki yıpratıcı savaşta galip gelmemi sağlayan son kalem.</p>
<p>- Ben onu tanımak iştiyoyum anne!</p>
<p>Bana nadiren anne der. Çok istediği bir şey olduğunda, yanımda uyumak istediğinde, çok mutluysa&#8230;</p>
<p>- Bebeğim, bazı gerçekleri net olarak sana söyleyebilmem için zamana ihtiyacın var&#8230;<br />
- O dediğin ne ki? Yeniyoy mu?<br />
- Hayır, hayır&#8230; Büyümen gerekiyor.<br />
- Büyüdüm ki ben! Bak, elleyimi uzatınca kocaamaan oluyoyum ki hemen! Hadi anlat.</p>
<p>Bir de bu kadar sabırsız ve inatçı olmasa&#8230; Bir de bir şeyi sonuna kadar götürmese&#8230; Hani orada bıraksa&#8230; Yok&#8230; Olur mu? İkna olana dek böyle diretecek.</p>
<p>- Bak ne diyeceğim, Meltem gelecek birazdan. O geldiğinde çilekli dondurma yemek ister misin?<br />
- Tamam yeyiz ama önce soyuma yanıt veyiy misin yica etsem?</p>
<p>Aşağıdan rüzgâr çanının sesi duyuluyor. Meltem kapıyı açmadan önce ona elinin ucuyla sertçe vurur. Derin bir nefes alıyorum.</p>
<p>- Aa! Haydi aşağı inelim, bakalım Meltem bize neler getirmiş?<br />
- Sen git bak, ben seni buyda bekliyoyum.</p>
<p>Minik asilzademiz, bacak bacak üzerine atmış, üstteki bacağını sallayarak burnunu yukarı kaldırıp dudaklarını büzmüş, kollarını da göbeğinin üzerinde düğümlemiş ifadesiz karşı duvara bakıyor.</p>
<p>Hızla merdivenleri iniyorum. Panik bir ifadeyle kapıda eli kolu dolu Meltem&#8217;e bakıyorum. Elindekileri girişte bir kenara bırakıyor. Sessizce koluma giriyor.</p>
<p>- Canım, iyi misin ablacığım?<br />
- Ben&#8230; İyiyim&#8230; Sen nerede kaldın?<br />
- Alış veriş uzun sürdü. Masal&#8217;ı almışsın yine kucağına? Hayırdır?</p>
<p>Merdivenin başına çöküyorum. Elimden sarkan kırmızı elbiseli, mavi gözlü, uzun bukleli saçlı porselen oyuncak bebeği dizlerime koyuyorum. Gözlerimden süzülen yaşlar elbisesine damlıyor.</p>
<p>- Yaşasaydı&#8230; Bugün onun doğum günü olacaktı&#8230;<br />
- Tamam canım, ne olur ağlama&#8230; Bak birazdan Bahar gelecek, seni böyle görmesini istemezsin değil mi?</p>
<p>Elimle yüzümdeki yaşları siliyorum. Gülümsüyorum;</p>
<p>- Haklısın tatlım&#8230; Hazırlıklara başlasak iyi olur. Kızlara haber verdik&#8230; Bahar&#8217;ın arkadaşları gelecek&#8230; Bu gece Masal&#8217;ın şerefine her şey çok güzel, kusursuz olmalı&#8230; Fakat bunu bir tek ikimiz bilmeliyiz&#8230;<br />
- Elbette&#8230; Az şey mi yaşadık seninle? Canım Ablacığım, sakın üzülme&#8230; Hayatımızın geri kalanı hep mutlulukla dolu olacak, öyle söz verdik biz birbirimize.</p>
<p>Sarmaş dolaş mutfağın yolunu tutuyoruz&#8230; Ortaçgil devam ediyor fonda;</p>
<p>“Uzadıkça uzamakta dört kişilik düşüm<br />
İçimdeki sancım büyüdükçe büyümekte&#8230;”<br />
<em><strong> </strong></em></p>
<p><em><strong>&#8230;</strong></em></p>
<p><em><strong>Mayıs/2010</strong></em><br />
<em><strong>elif eser</strong></em></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p> </p>
<p>SertapErener &#8211; Yara<br />
<object id="divplaylist" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="335" height="28" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11577143-411" /><param name="name" value="divplaylist" /><embed id="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" width="335" height="28" src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11577143-411" name="divplaylist"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukisler.com/2010/06/03/masal-bu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ay balık burcunda</title>
		<link>http://www.kucukisler.com/2010/06/01/duygular/</link>
		<comments>http://www.kucukisler.com/2010/06/01/duygular/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Jun 2010 18:03:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zelin artuğ</dc:creator>
				<category><![CDATA[ebrulî]]></category>
		<category><![CDATA[gümüşî]]></category>
		<category><![CDATA[kızıl]]></category>
		<category><![CDATA[şarabî]]></category>
		<category><![CDATA[duygu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kucukisler.com/?p=8258</guid>
		<description><![CDATA[
 
Duygular duygular,
Duyu ile gelen
DuyGu ile içselleşen
Hem uçuran
Hem uçurtan
İki ucu keskin bıçak
 

DuyGular,
Yoğunlaşan yerlerimde
Fay hattı,
Kırılan bölgemde
Deprem olurlar
Atomlarım
Bu dili anlamalılar
Bu beni yeniden
Yaratmalılar&#8230;..
 &#8230;
Ay, balık burcunda
Dolunayda med-cezir
Olur duygularım
Denizlerle
Kabarır okyanuslarım
Tüm anılara o zaman
Büyüteçle bakarım.
 
Zamanın bıçak sırtına biner
Tehlikeli dagalarda
Sörf yaparım
 
Anılardan yana,
Mutluluğa dokunursam
Aya çıkarım
Acılara dokunursam
Dibe vurur
Kayalara çarparım
Parçalanır bedenim
Kanar her yerim,
Hesaplaşırım hayatla
Meydan okurum yaşama
Duygularda mastırımı
Yaparım dolunayda&#8230;
 &#8230;
 
Şerife Karaçayır Mutlu, 22, 10, 2002,  Çıralı


http://blog.milliyet.com.tr/Ay_balik_burcunda/Blog/?BlogNo=245885
 
Da troppo tempo- [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/tumblr_l33670ycqo1qb32dvo1_500.png"></a><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/tumblr_l33670ycqo1qb32dvo1_500.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-8259" title="tumblr_l33670ycqo1qb32dvo1_500" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/tumblr_l33670ycqo1qb32dvo1_500.png" alt="tumblr_l33670ycqo1qb32dvo1_500" width="475" height="318" /></a><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/zgj1.jpg"></a></p>
<p> </p>
<p>Duygular duygular,</p>
<p>Duyu ile gelen</p>
<p>DuyGu ile içselleşen</p>
<p>Hem uçuran</p>
<p>Hem uçurtan</p>
<p>İki ucu keskin bıçak</p>
<p> </p>
<p><span id="more-8258"></span><br />
DuyGular,</p>
<p>Yoğunlaşan yerlerimde</p>
<p>Fay hattı,</p>
<p>Kırılan bölgemde</p>
<p>Deprem olurlar</p>
<p>Atomlarım</p>
<p>Bu dili anlamalılar</p>
<p><strong>Bu beni yeniden</strong></p>
<p><strong>Yaratmalılar&#8230;..</strong></p>
<p><strong> &#8230;</strong></p>
<p><strong>Ay, balık burcunda</strong></p>
<p>Dolunayda med-cezir<br />
<img class="size-full wp-image-8275 alignright" title="zgj1" src="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/zgj1.jpg" alt="zgj1" width="270" height="157" />Olur duygularım<br />
Denizlerle<br />
Kabarır okyanuslarım<br />
Tüm anılara o zaman<br />
Büyüteçle bakarım.<br />
 <br />
Zamanın bıçak sırtına biner<br />
Tehlikeli dagalarda<br />
Sörf yaparım<br />
 <br />
Anılardan yana,<br />
Mutluluğa dokunursam<br />
<a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/tumblr_l2sfxfpecj1qzhdtio1_500.jpg"></a>Aya çıkarım<br />
Acılara dokunursam<br />
Dibe vurur<br />
Kayalara çarparım<br />
Parçalanır bedenim<br />
Kanar her yerim,<br />
Hesaplaşırım hayatla<br />
Meydan okurum yaşama<br />
<strong>Duygularda mastırımı<br />
Yaparım dolunayda&#8230;</strong><br />
 <strong>&#8230;</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Şerife Karaçayır Mutlu, <strong>22, 10, 2002,  Çıralı<br />
</strong></strong></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.kucukisler.com/wp-content/uploads/zgj1.jpg"></a></p>
<p><a href="http://blog.milliyet.com.tr/Ay_balik_burcunda/Blog/?BlogNo=245885">http://blog.milliyet.com.tr/Ay_balik_burcunda/Blog/?BlogNo=245885</a></p>
<p> </p>
<p>Da troppo tempo- Milva<br />
<object id="divplaylist" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" width="335" height="28" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="src" value="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11559973-abc" /><param name="name" value="divplaylist" /><embed id="divplaylist" type="application/x-shockwave-flash" width="335" height="28" src="http://www.divshare.com/flash/playlist?myId=11559973-abc" name="divplaylist"></embed></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kucukisler.com/2010/06/01/duygular/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
