Anasayfa Anasayfa

Sayfa 8 / 8« İlk...«45678

‘Öykü’ Kategorisi için Arşiv

Metek


Zelin Artuğ

Adım, Metek. Soyadım yok. Annemi ve babamı göç yolunda yitirdim. Anlayacağınız, anadan öksüz, babadan yetim bir kuşum.

Pasifiği aşmış, yorgun argın San Francisco kıyılarına çıkmak üzereydik ki insanlar tarafından yaylım ateşine tutulduk.

Önce adımın anlamını söyleyeyim size. Siyasal hakları olmayan yerleşik yabancılara eski Atina’da Metek derlermiş. Yazının tamamını okuyun »

Paris, Hilton


Zelin Artuğ

Uçak Paris semalarında… Takım elbiseli, sarışın, genç adam, yuvarlak uçak penceresinden bakıyor. Hiçbir şey göremiyor. Bembeyaz bulutlar var uçağın altında. Uçak, sanki pamuk yığınlarının üzerinde süzülüyor. Birazdan bir anons gelecek. Yolcular kemerlerini bağlayacaklar. Uçağın Orly’ye inmesi biraz daha sonra.. Hilton’daki toplantıya geç kalması söz konusu değil yine de.. Hava limanından alacaklar onu. Yazının tamamını okuyun »

Bu kapının arkasında inek mi var ?


Zelin Artuğ

Babam eve renkli, resimli bir kitap getirdi. İnek arkadaşlarım, kedi, köpek, tavuk arkadaşlarım, ördek ve civciv arkadaşlarım var kitapta.  Bu kitabın sayfalarını çevirmeye bayılıyorum. En çok sevdiğim de Aynalı inek. Ona Aynalı inek adını annem taktı. Çocukken annesiyle babası onu akraba ziyaretine götürmüşler. Yakınlarda bir orman varmış. Ormanda gezmeye çıkmışlar annemi de alıp. Bir kulübe görmüş annem. İçeriden “moo..” diye bir ses gelmiş. Sonra kulübenin penceresinden sevimli bir inek uzatmış başını. “Aaa bak, ne güzel inek! Başında da beyaz tüyleri var..” demişler. “Sakar inek..” demiş babası.

Tam o sırada, kucağında bir demet otla ineğin sahibesi gelmiş. Başında yaşmağı, ayağında şalvarıyla bir köylü kadın.. “Hoş geldiniz, Aynalı’yı görmeye mi geldiniz?” diye sormuş. İşte o zaman öğrenmişler ineğin adının “Aynalı” olduğunu. Yazının tamamını okuyun »

Eskiler alırım


Zelin Artuğ

Bu bir gaz ocağı. Kimbilir hangi kadının elinin altında bir ocaktı bu ? Kimbilir elinde bir huni, kaç kez gaz koymuştur ocağın haznesine. Üstteki küçük havuzcuğa kimbilir kaç kez ispirto döküp, ispirtoya kibrit alevi tutmuştur? Bu ocağın üstünde kaç kez un helvası kavurup, zeytinyağlı yaprak sarması pişirmiştir ? Gece yarısı sıcacık yatağından kalkıp, kaç çocuğa bebek maması ısıtmıştır ? Bu gaz ocağı, benim kuşağımdaki insanların analarının, teyzelerinin, halalarının mutfakta en büyük yardımcısı, bazen dert ortağı, bazen de can yoldaşıydı. Bu ocaklarla büyüttüler bizi; sabahları bizi okula uğurlamadan önce, bu ocaklarda yaptılar çayımızı. Yazının tamamını okuyun »

Balkonda çay keyfi


Zelin Artuğ

Bardaktan boşanırcasına yağmur yağdı iki gün önce. İstanbul yağmura susamış.
Mis gibi çay kokusu yayıldı evin içinde. Hayatlarımız acı çaya çevrilse de böyle yağmurlu havalarda, camekana vuran yağmur tanelerine bakarak balkonda çay içme keyfimizden vazgeçemeyiz. Yağmur, tozu toprağı yıkar da çatılar, ağaçlar, yollar dupduru bir görüntü alır ya, yağmurlu havada çay da bir başka berrak görünüyor bardakta. İçtikçe içesi geliyor insanın. Yok. Çayın markasını sormayın, bu kadarı reklama girer.

Yazının tamamını okuyun »

Lale devri çocukları


Zelin Artuğ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazının tamamını okuyun »