Anasayfa Anasayfa

Sayfa 9 / 18« İlk...«7891011»...Son »

‘limonî’ Kategorisi için Arşiv

Seyyah


Elif Eser

I

 “Bütün aşkların, bütün yangınların toplamıdır yürek…
yürek ağlar yurdundaki karanlığa…
açın kapıları açın!… çıkmak istiyor aydınlığa…”

22bAğlıyorum. Niye ağladığımı bilmiyorum. Yollar çekti beni yine. Yollara düştüm. Akşam, gün batarken çıktım. Bu kez arabanın direksiyonunda oturan benim, ilk defa bunca yol, tek başıma. Otobüslerle gitmeye benzemez ki.. Korkuyorum. Korkularıma, açmazlarıma rağmen gideceğim o dağ köyüne. Gözümde büyümüyor aslında, sabaha kalmaz yakınlarım. Korktuğum yol değil; kendimim. İçimde büyüyen çakırdikenlerim. Kolumun yeniyle yüzümü siliyorum, öbür elimle tutuyorum direksiyonu. Camları açtım, geceye avaz avaz ağlıyorum. Kamyon farları gözlerimi daha bir alıyor… Yaşlar sicim gibi çeneme, oradan göğsüme dek akıyor… Kumru, içimin susmayan sesi… Canım çok yanıyor.

Yazının tamamını okuyun »

Alıştırırlar.. düşünmezsen!…


Yucel Evren

cf-19912

Slogan gibi, öyle mi!?..
Yaşamdan istedikleri.. kabaca hemde!..
Oysa!..
Söz et şimdi, hemen…
Dileksizliklerini!..
Başardıklarını sananlardansın ya!…
Kültürleri, halklarının değil unutmadan…
Bir yumuşak koltukta…
Sattıklarını izlerken öğrendiler… Yavaşça!..
Şimdi sen! Zamanı dediler… Sen! zamanı…
Dileksizlikleri dilek….

Yazının tamamını okuyun »

Ey sömürgen! Yeni nesil senin “eser”in oldu!


Zelin Artuğ


2010 Kpss Skandalı – Nihat Genç Yorumu

 

Sen, ey sömürgen! Öğretmeni elinin tersiyle ittin, öğretmeNi, öğretmeMe; okulu taşa çakıla, yöneticiyi çakala çevirdin; gençliğin beynini dumura uğratıp, eğitimin kafasına da “dershane” diye bir çuval geçirdin, saldın çayıra, zebaniler kayıra!

Her kim hangi hesaplarla ve hangi yollardan neyi nasıl sömürüyorsa, sözüm onadır!

Eğitime ticareti, çirkin siyaseti ve dogmayı bulaştırarak, bir ulusun gençliğini top yekun uçuruma itenlerin, toplu katliam yapanlardan farkı yoktur.

Türkiye’de eğitim, gerici ve çıkarcı çevrelerin marifetiyle çökmüştür.

 

Yazının tamamını okuyun »

Hayat:2×2=5


Cafer Demirtaş

pierrot4pommes
 

Yazının tamamını okuyun »

Çok mütehakkim hareketler bunlar…


Zelin Artuğ

 

2917Çadır tiyatroları, yerini Orta oyununa bırakmış! Biletler bedava! Az önce TV’de izledim birini daha… Haber spikeri kılığında Meddah! O ne sevimlilik, o ne yapmacıklı cilve öyle! Eskiden haber spikerleri büyük bir ciddiyetle ve tarafsızlık içinde okurlardı haberlerini. Akşam ezanı okununca, “Allah kabul etsin!” falan demezlerdi. O görevi din adamları yerine getirirlerdi. Bir din adamının duasıyla iftar açılırdı. Tiyatro da olsa, alışmamışız ya şaştım da kaldım!

Çadır tiyatrolarının iç dekorunu hiç görmedim. Başkaca görmeyenler de pek azımsanacak sayıda olmasa gerek. Daha dün denecek kadar yakın bir tarihte, kocaman kocaman çadırlar kuruluyordu, panayır çadırı gibi. İbadet gizlidir ya, oruç açma da ibadetin bir parçası olduğuna göre, boy boy ilan verilse de o çadırların içinde, az çok gizli sayılıyordu “yoksul”un iftar açması… “Yoksul”a iftar açtıran “dindar”lar!

Yazının tamamını okuyun »

İnanırsan gerçek olur


Elif Eser

foules-rues-istanbul-turquie-8426629901-888794

           Işık…

Sana; kaosu bol, ekonomisi çalkantılı, siyasetçileri dalavereci, gelir düzeyi dengesiz, hakları eşitsiz insanları yorgun ama yine de umutlu bir ülkenin en gürültülü şehrinden yazıyorum…

 

Yazının tamamını okuyun »

Yirminci yüzyıl


Şerife Karaçayır Mutlu

 

Yazının tamamını okuyun »

Kaçıncı Mevsim


Elif Eser

 214-351-large

“bu kaçıncı mevsim
ben neredeyim
ömrümün hangi yılı
bu kaçıncı hazanım?”

(Gaipten bir anons duyuluyor kadının kulak zarından içre):
—“Lütfen parçayı hızlı ve yüksek sesle önce okuyunuz, sonra da oynayınız!”

(Yanıt veriyor kadın gayri ihtiyari avuçlarıyla kulaklarını kapatıp):
— Hı? Kim var orada?! Kim konuşuyor beynimin hava kabarcığı boşluklarında?

(Sorularına cevap alamayınca pencereye doğru seyir ediyor ve başlıyor kendi yazgısını dillendirmeye)

 

Yazının tamamını okuyun »

“Terorist”in babası…


Zelin Artuğ

palestine
“Bir kutu boyam vardı / Parlak, güzel, göz alıcı / Bir kutu boya / Soğuk renkler, sıcak renkler / Yaralıların kanını boyamaya kırmızım yok / Öksüzün yasını belirtmeye siyah /Sarı yok ezilmiş kumları renklendirmeye / Yaşamın güzelliklerini, sevinçlerini çizmeye portakal rengi boyam var / Yapraklar, tomurcuklar için yeşilim var / Düşler için pembem var / Oturdum çizdim ben de ‘BARIŞ’ın resmini.” 


Tali SOREK (Filistin)

Yıl 1987. David Grossman… İsrailli genç bir romancı. İsrail’de çıkan haftalık dergi “Koteret Rashit” İsrail-Arap savaşının 20. yıldönümü nedeniyle Grossman’dan Filistin’le ilgili bir söyleşi yapmasını ister. Savaşın başlangıcında, 1967′de henüz 13 yaşında olan Grossman, 1987′de karısı ve iki çocuğuyla Kudüs’te yaşamaktadır. Gözünü budaktan esirgemeden ve yansız bir gözlemcilikle hemen işe girişir. “Koteret Rashit”in “İşgalde yolculuk” başlığıyla 29 Nisan 1987′de eksiksiz yayımladığı bu söyleşinin ardından Grossman’ın “Sarıyel” adlı kitabı, İbranice’den Fransızca’ya çevrilmiş olarak adını duyurur. Yalnızca bir yılda 50.000 adet satan bu kitap, İsrail’de gerçek bir şok yaratır.
 

Yazının tamamını okuyun »

Dünyanın en acımasız hayvanı insandır!..


Hatice Atalay

Sabah işe gelirken, arabada yine gazete haberlerini dinliyorum. Duyduklarım karşısında; ne yapsam, ne yazsam, ne659815-805855 söylesem bilemedim…

Nietzsche’nin sözü dilime dolandı yeniden….

“Dünyanın en acımasız hayvanı insandır”.

Yaşadıklarımız, gördüklerimiz, duyduklarımız ve bunlar karşısında her geçen gün artan duyarsızlığımız, tepkisizliğimiz bu cümleyi haklı kılıyor ne yazık ki.

Ne dersiniz ? Nietzsche haksız mı “dünyanın en acımasız hayvanı insandır” derken…

Yazının tamamını okuyun »