Çok sözlerin gereksizliği sessizliği
Yucel Evren
En çok bir araya geldiklerinde ve oyunlar oynarken seviyorum çocukları. Ama şu günlerde, bunu bile görmeye tahammülüm yok.
Aralarından üç-beş ot başını uzatmış, bir de ortasında küçük, mahzun, tek bir ağaç bulunan, sitenin iki apartmanı arasındaki kare biçimli otoparkında, oynamaya çalıştıklarını gördükçe üzülüyorum.
Koca tatillerinin çoğu zaten gitti. Onların en yaratıcı hallerinin bile, içinden birşey çıkaramadığı bütün gün boyunca, gölge peşinde şaşkın sokak kedileri dolanıp durduklarını görüyorum ve canım sıkılıyor.
Birgün Bedın’ın Konuk odasına Bir Nart konuk olur. Bedın’ın eşi Bedınoke’ye hamiledir. Kadın konuğa sofra götürür. Kınuk kadının karnındaki çocuğun ağladığını duyar. Telaşlanır; yemeğini yedikten sonra atına biner ve doğruca Nart Has’e gider, durumu anlatır.
Nartlar, doğacak bebek erkekse ileride başlarına bela olacağından korkarlar. Bunun üzerine Cadı Werserij’i çağırılar. Kadının doğumunu izlemesini, doğan bebek kız ise dokunmamasını, erkek ise kendilerine getirmesini söylerler.
olup biteni anlamaya çalışırken
anlayamayışını, çocukluğuna yordu…
Tabi ya….
O daha bir çocuktu
Ve “çocuklar, ölüme yakın oynasa da
ölmeyi bil ( e ) mezler di.
Ki bildikleri gün evden kaçardı çocuklukları;
bilmezden geldiklerinde ise artık ARAFTAYDIlar”
Aklı bir türlü almıyordu
neden herkes seyrediyordu? ? ? ?
O sabah, aceleyle giyinip aşağıya indik. Kapının önünde kuyu vardı. Birinin kuyudan su çekmesi gerekiyordu. Hepimiz birbirimizin yüzüne bakıyor, hiç birimiz cesaret edemiyorduk. Gönül, “Ben çekerim!” dedi. Sessizce izledik onu. İpe bağlı kovayı kuyuya indirdi, çıkrığın koluna asıldı, ip, kovanın bağlı olduğu silindire dolanmaya başladı ve kova yavaş yavaş yukarı çıktı. Gönül, büyük bir zafer kazanmış edasıyla, kovayı sapından tutup dışarı çıkardı, taşlığa koydu. Hepimiz kuyuya eğilip baktık.
Okuduğum yazıda çok şirin, sıcak ve yaşanılası evlerin resimleri vardı.
Ve şu cümle …Resimlerin altında…
“Doğayla iç içe hatta onun sözünü dinleyen, yalın ama gereksinimlere yanıt verebilecek nitelikte evler…”
Yeşil ağaçlar, renkli çiçekler içinde tek katlı , kırmızı kiremitli , bacasında duman tüten , dantel perdeli pencereleri ile o yaşanılası güzellikteki evler….
Karanlıktan bir ses…
Sessizliğin sesi sanki
İnsanlar toplanıyorlar, balkonlara, pencerelere…
Sokakta birikiyorlar.
Sanki karanlık yırtılacak,
ses ortaya çıkacak.
Bekliyorlar, ne gelen ne giden…