İmzasız gün
Şerife Karaçayır Mutlu
Kölesin..
Köle!..
Öğretirler önce!..
” Sen bir tanesin!..
Sadece sensin..
en güzel yemekleri yemelisin.. en sıcak.. en soğuk
ama bedelini ödemelisin!..
sonra teşekkür etmelisin!.. amin demelisin.. ardından bir soğan ekmek ve şükür etmelisin!..
Uh! Onca işin gücün arasında ben yazdım sanki
Bu güzel bahar tadındaki Cuma gününde, hepinize mutlu hafta sonları diliyorum sevdicelerim
Terk ettim seni, yavaş ve ağır
Bahardan kalma bir kış ikindisinde
Sen öyle vakur, kendi halinde
Sen öyle başı dumanlı dağlar misali
Gözlerinde buğulu kederlerle
Gezinirken geçmişin gölgesinde
Birikmiş isyanlarımla
Avazım çıktığı kadar sustum
Fark etmedin bile…
Bu coğrafyada yalnız ormanlar, tarihi anıtlar, kültür merkezleri, hatta hastanelerin yoğun bakım üniteleri değil; aydınlar, yazar çizerler, şairler, düşünürler de KENDİ KENDİLERİNE yanarlar!
On yıllardır sen yanarsın, ben yanarım, biz yanarız… ama bu coğrafya bir türlü aydınlığa çıkmaz Nazım usta! Aydınlığa çıkmadığı gibi, biz yandıkça daha bir yoğunlaşır karanlıklar! Buna ne diyorsun usta?
…tozar Elif… Elif diye!

Elif’ten bir mektup var sevgideğerlere. Mektubu nereye yollayacağını bilememiş olmalı, “Kozmik duyarsızlık” başlıklı yazısının altında yorum olarak yayımlanmak üzere yollamış. Ah bizim Küçük İşler… Teknik, bu kadarına izin veriyor. Yok ki bir “Serbest Kürsü” sayfamız! “Yorum”u yayımladım sayfasında.
Ama bir baktım ki ince ince kar gibi yağıyor orada Elif… Hem yağıyor, hem efeler gibi tozuyor yüreciği!
Aldım, getirdim ana sayfaya! Dolu dolu yağsın diye! Yüzümüze, kirpiklerimize, ellerimize dolu dolu yağsın Elif’imiz…
ayrılıkların tozlu raflarına kaldırın
anılar eski bir dost olsun bana…
yaşamak ne, sular ne!
vakitlerin ihtiyar kollarına sarın beni…