Seken hayatlar
Şerife Karaçayır Mutlu

Susuşlarımı biriktiriyorum hergün büyüyor gözlerimdeki yangın
Her gün yaralı kuş sesleri kalabalıklara rengini veriyor.
Üşütken bir bulut kaldırsa da başını
Serinliğini rüzgarın diline dolasa bekliyorum.
Zulamdaki çığlığın anlamı bilinse de çalınsa kapım…

Limon suyu ve sarımsak mucizesi için 2 Litre limon suyu, 40 diş soyulmuş ve ezilmiş sarımsak, ağzı sıkı kapanan koyu renkli veya üzeri kağıtla kapatılmış bir kavanoz gerek.
“hak”tan bahsetmesinden
nefret ediyorsun.
İstiyorsun ki
alınıp satılsın adalet.
Dede olduğundan
bahsediyorsun.
Tüküreyim senin dedeliğine
Melanet!..
Hamile anne, yüreğini acıtan haberleri dinleye dinleye karnındaki çocuk virüs kaptı. Anne bu nedenle erken doğum yaptı. Doktor, “çocuk prematüre” dedi.
Çocuk anne rahminde gelişemedi…
Büyüdü âdem oldu, ama adam olamadı..:(
Bilinçaltı kirlilik, üst korteksi besleyemediğinden, yaş aldı ama, bilinci, saatin takıldığı yerde kaldı. Böylece ortalığı “Kayıp Çocuk Ergenler”sardı.
“Evleneceklerin tasarruf ehliyetine sahip olmaları gerekir. Bu da yedi yaşına ulaşıp iyiyle kötüyü ayırt etme gücünü elde etmekle gerçekleşir. Alt yaş sınırı kızlarda 9 erkeklerde 12’dir…”
Bu satırları okuduğumda karşı konulamaz bir tiksintiyle midemin bulandığını, utanç duygusuyla yüzümün alev alev yandığını hissettim…
Beş yaşında bir kız babası olarak, bunu yazan ve dağıtan insanlar adına insanlığımdan utandım…
Daha ilkokul çağında bir kız çocuğuna ’evlenebilir’ fetvası veren zihniyetin egemenliğinde bu güzelim ülkenin hangi karanlıklara, hangi ilkelliklere, hangi sapıklıklara savrulabileceğini düşünüp dehşetle titredim…
Bir bilinç cüceliğinde devleşen.
Masal kahramanlarıdır çizdiğim resimler:
Gözlerindeki alev, Ereşkigal’in vadilerinden fışkıran
Ve dokunduğunda güzellikleri kavuran araz halidir…
Sen bilmezsin aynaya baktığında hüzünle parçalanan sırlı camın çıkarttığı çılgın sesin yankısını
Ve bağdaş kurup kimsesiz bir odanın orta yerine,
Yanında gülsüz diken, yanında hasretler ve ucu yanık çocukluk fotoğrafları
Ve hayaller ateşten elbiseler giyinmiş alay edercesine dans ederken
Öylece, sessizce durup bakmayı…
Samsun’da da kamu kurumlarının neredeyse tamamı vekil ‘idareci’lerle dolu… Vekiller cennetiyiz. Birçok kamu kurumunda müdürlük ve şube müdürlüğü makamlarının çoğu vekaleten ve tedviren yönetiliyor. İdare ediyorlar vaziyeti… İdare lambası gibi… Elektriğin henüz tam olarak yaygınlaşmadığı, kıtlık zamanlarında kullanılan gaz lambası gibi… İdare ediyorlar. Sekiz yıllık AKP iktidarında bir bu idare lambalarının fitiline zam gelmediğine göre, demek ki fitili ucuz idare lambaları onlar için çok mühim…
Vekâleten ve tedviren yönetilen kurumlar arasında DSİ, Tarım İl Müdürlüğü, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü öne çıkıyor. Buralarda, müdür ve müdür yardımcısı kadrolarında toplam 54 makamı asiller değil, onların vekilleri yönetiyor. Bir tür taşeron yani… İş güvenceleri yok. İkballeri iktidarın iki dudağının ucunda… Son günlerde etek tartışmasıyla gündeme gelen Sosyal Hizmetlerde de 21 makamdan 15’i vekâletle yönetiliyor. Çünkü, bu görevlerde liyakatten çok başka beklentiler olduğu için, görevden almalarda İdari Yargı ile sıkıntı yaşamamak için asaleten atama yapmıyorlar.