Unuturum kendimi
Cafer Demirtaş
Bazan o kadar çok korkarım ki kendimden
Kuşlarım uçmayacak ve hep susacağım…
Ne zaman bir fırtına kopsa,
Ve ayrılsa gövdesinden kesik bir kol gibi
Uçurum olur iki yanım, üşürüm…
Bazan o kadar çok korkarım ki kendimden
Kuşlarım uçmayacak ve hep susacağım…
Ne zaman bir fırtına kopsa,
Ve ayrılsa gövdesinden kesik bir kol gibi
Uçurum olur iki yanım, üşürüm…
ÖSYM Başkanı Ali Demir’in YGS’ye giren adaylara gönderdiği mektupla şifreleme skandalı daha da büyümüş oldu. Ali Demir’in hem şifrelemeyi itiraf etmesi hem de sınavın doğru ve adil olduğunu iddia etmesi şaşkınlık yarattı.
YGS’ye giren adaylara gönderilen mektupla beraber ÖSYM Başkanı Ali Demir’in yanıtlaması gereken çok sayıda soru ortaya çıktı:
ÖSYM Başkanı Ali Demir YGS’ye giren öğrencilere skandal niteliğinde bir mektup gönderdi. Mektupta, soru kitapçıklarında şifreleme olduğu itiraf eden Demir, şifrelemenin sehven yani yanlışlıkla yapıldığını öne sürdü.
van müRit, van müRit, van müRit diye diye kıydınız güzelim gençliğe!
şimdi alın takkenizi elinize, düşünün bakalım van münit!
(ZA)
ÖSYM Başkanı Prof. Ali Demir bir basın açıklaması yaptı. Şifre iddialarını kesin bir dille reddeden Demir, 1 milyon 700 bin kitapçığın internette yayına verileceğini söyledi. (03.04.2011)
Kaynak : http://www.internethaber.com
“ Siz, yirmi yaşında çocukların umudunu kesemezsiniz! Bu kadar büyük travmayla karşı karşıya bırakamazsınız!” (NihatGenç)
ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Ali Demir’in tedirginliği yüzünden ve hareketlerinden okunan bir ruh halinde yaptığı “açıklama”, pek kimseyi tatmin etmedi. Hâlâ ÖSYM’nin yanıtlaması gereken çok soru bulunuyor.
- Sınavla ilgili tartışma aslında şifrelemenin açığa çıkarılmasıyla değil, harem-selamlık uygulamasıyla başladı. ÖSYM, İstanbul’da binlerce kişilik okullarda sadece kız öğrencilerin girmesini “Tamamen tesadüf” diye açıkladı. Böyle bir açıklama, ÖSYM’nin sınavın organize edilmesinde kullandığı elektronik sistemi kuşkulu kılmadı mı? Olasılığı “milyonda bir” olan böyle tesadüfleri İstanbul’un gericilerin yoğun olduğu bir semtinde birbirine yakın birden fazla okulda “yaratabilen” yazılımın güvenilir olduğu nasıl kanıtlanacak?
Çocuktum, işçi çocuğuydum. Belki on günde bir, belki daha da seyrek yirmi beş kuruş verirdi anam; git kıyma al derdi. Bir koşu gider alırdım. Çocuktum, hep ama hep açtım, aç kediler gibiydim, bahçede beklerdim, pişen etin kokusunu duyardım, mahalledeki çocuklar da bizim evde pişen etin kokusunu duyardı. Ben o gün onlardan farklı hissederdim, iyi hissederdim, o gece tok yatacağımı bilirdim. Dumanından başım dönerdi, kokusundan aklım karışırdı, kulağımı anamın sesine sabitlerdim, her sesi o sanırdım, her sesi ona yorardım, sonunda anam bağırırdı,” geeel et soğuyacak”, gelmek ne demekti, uçardım uçar…
Suyun ve toprağın piç çocukları
ağulu zıpkınınızı batırsanız da tenimize;
akan kanlar yeni kentler kuracak,
ve kristal plazalarda güzel gözlü çocuklar doğuracak…