Dönme Abla’nın türküsü
Salı, 09 Mart 2010Çocuktum. Sanırım on, ya da on bir yaşındaydım. Cipsi’nin Öyküsü’nde anlattığım evimizin yanında; elli, elli beş yaşlarında iki kadının oturduğu, iki katlı, cumbalı, bahçeli bir ev vardı. Kardeştiler. Kimi kimseleri yoktu. Her ikisinin de, çok güzel ve mahzun bakışlı, simsiyah gözleri vardı. Kalın siyah kaşlı, beyaz tenliydiler. Birbirlerine çok benzerlerdi. Nedense hep siyah giyinirlerdi. Omuzlarında her zaman siyah bir şal olurdu. Yazmalarının altından, bellerine sarkan uzun ve gür saçları görünürdü. Başka kadınlardan çok farklıydılar. Perdeleri her zaman kapalı olurdu. Komşularımızdan hiç kimseye gidip gelmezlerdi. Herkes onlardan ” dönme” diye bahsederdi. Sokaklarda gezdiklerini, dolaştıklarını, pencerelerden komşularına seslendiklerini, konuştuklarını hiç görmemiş, işitmemiştim. Yalnız bize gelirlerdi. Annem onları, onlar da annemi çok severdi.











