‘kurşunî’ Kategorisi için Arşiv
Zelin Artuğ
(Bu öyküdeki kişi ve olaylar tamamen düş ürünüdür.)

Birinci kadın arabasını yolun sağına çekti, yeni açılmış alışveriş merkezine baktı. Hazır durmuşken bir iki telefon konuşması yapacak, akşamki toplantı için yeni mekanın yerini bildirecekti. Gözünü devasa yapıdan ayırmadan, herkesi aradı, buluşmanın adresini bildirdi. Arayamadıklarına da aradıkları haber verecekti.
Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, kurşunî, kızıl, limonî, zifirî | 5 Yorum »
Zelin Artuğ
Hiç yolda yürürken ayağınız çamura saplandı mı? Çamurlu bir yolda, ne kadar sakınsak da çamur gelir, vıcık vıcık ayağımıza bulaşır!
Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, kurşunî, kızıl, limonî | 2 Yorum »
Şerife Karaçayır Mutlu

Bakmayın
şairin aksadığına
hayat çelmeyi takmış
protezle ayağına
Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, kurşunî, limonî, şarabî | 8 Yorum »
Yucel Evren

Şımardıkça şımarırlar…
Kardeşşş! sözcükleri…
Bir omuzu aşağıda…
Bu pislik düzenin “adam” sandıklarına bıraktıkları sözcükleri! aşağıda!
Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, kurşunî, kızıl, zifirî | 5 Yorum »
Cafer Demirtaş

Sigaya çekilmiş renklerden geliyoruz.
Adımızı kızıl koydular gökkuşağının taşrsında.
Zonklayan şakaklarımızda kaç lavın yangını
Kül ayrılıklarla yıkadık sevdamızı ve
Dilimizde kaç yenilginin derin hüznü…
Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, kurşunî, kızıl, şarabî | 2 Yorum »
Zelin Artuğ

Bir gün Tanrıya sorarlar “yağmurları neden yarattın” diye. “Gökyüzü başka nasıl yıkanırdı ki?”der. Bu kez yıldızların niye yaratıldığını sorarlar. Tanrı, yanıtlar: “Geceyi aydınlatmak için. ” Bu sorular döner, dolaşır… “Peki düşünen insanı neden yarattın”a gelir. Tanrı şöyle bir bakar soru soranlara…”Onu ben yaratmadım ki!” der.
Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, kurşunî, kızıl | Yorum Yok »
Zelin Artuğ
Herkes yazar, herkes bilgedir bu masal memleketinde…
Evvel zaman içinde, paçalar çamur içinde.. bir varmış, bir yokmuş, yokluğun derdi çokmuş. Develer peygamberlerin, pireler devlerin iken, yoksullar analarını da alıp yollara düşer iken, bir garip memleket varmış. Bu memleketin başında birkaç heybetli baş varmış.
Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, gümüşî, kurşunî, limonî, zifirî | 7 Yorum »
Cafer Demirtaş

Bu hayat;
Kimyası bozulmuş aynaların,
Aynalara sırlanmış suretlerin
Kucağında bir ucube neyse; o!
Yazının tamamını okuyun »
Kategori: Genel, kurşunî, kızıl, zifirî | 6 Yorum »
Zelin Artuğ
“Her solcu genç, şiddeti tadacaktır!…”

İşte böyle buyurur hegemonya! Egemenlik, kayıtsız şartsız Allah’ındır diyen hegemonyacı hegemonya, yani kraldan çok kral, tanrıdan çok tanrı olan hegemonya; gözünü kör edip, karanlıklarda karanlıkla beslediği gençliği hegemonyacı hegemanyanın korumasına alır, kendisine benzetemediği gençliği ise yerlerde sürükler!
Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, kurşunî, kızıl | 5 Yorum »
Yucel Evren

Kölesin..
Köle!..
Öğretirler önce!..
” Sen bir tanesin!..
Sadece sensin..
en güzel yemekleri yemelisin.. en sıcak.. en soğuk
ama bedelini ödemelisin!..
sonra teşekkür etmelisin!.. amin demelisin.. ardından bir soğan ekmek ve şükür etmelisin!..
Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, kurşunî, kızıl, limonî | 8 Yorum »