İnkârın şarkısı
Bandista
Paslı bir filintanın tutuklu dilinden
Kalakaldık içimizdeki acıyla
Haykırsak dağların karnı yırtılacak
Haykırsak yediverenlerin dehşetiyle
Korkular solacak;
Korkular aç bir itin kuyruğunda sefil ve çaresiz…

Yare gidem dedim, gidemem gayri
Bir güzel kervana kattı yol beni
Senin ile gezip cevran eyleyen
Muhabbet dilinde tuttu yol beni..
İpek Bayrak

“İnsanlara kendinizi nankörlüğe mecbur edecek kadar büyük hizmetlerde bulunmayın.”(Balzac)
“Özverinin dengesini kuramayan fedakarlık yaptığını zannederek, kendini feda eder.
Bir süre sonra kendini kapının önünde paspas olarak bulur.
Koyun kurda teslim olmus.
Akil defterini yirtmis.
Zalim gelmis cana kiymis.
Kan girmis gozune yobaz.
Doğru SANDIĞIMIZ
ZANLARIMIZ,
Dönüyor birer iğde dalına,
Hey dünya!
Tüküreyim ben,
Senin YALANINA!
Şerife Karaçayır Mutlu, Mayıs 2011, Antalya

Kalk gidelim deli gonul.
Dost diyari talan olmus.
Fakirlerin sofrasinda.
Ekmek bile hayal olmus.

Kısa bir yazı olacak.
O yüzden, uzun görünmesi için – belki de daha vurucu, vurgulu, basit, pratik, akıcı, yakıcı, yakışıklı, hızlı, dinamik, vizyon sahibi, tak okuyunca şak anlaşılan, takşakçı, milyonların okuyacağı/izleyeceği ve hatta anlayacağı türden, hep aynı şeyi tekrar eden, ekin değil tespit belleten, boşken dolu gösteren ve asla böyle uzayıp gitmeyen vb. bir yazı olması/görünmesi içindir, tam bilemiyoruz – her bir cümlenin paragraf haline getirildiği şu şekilli yazılardan olacak.
Neyse.
Bu ülke uçurumdan aşağı yuvarlanıyor dedikçe “abartılı bir saptama” diyenler, şimdilerde ortalarda yoklar.
“Bunlar sanat ve sanatçı düşmanı, şu olanlara bakın memleketi cami avlusundan yönetiyorlar, halkın yaşamından tüm sanat alanlarını öteleştirdiler, amaç bizleri öteki yapmaktır, kul olmamızı istiyorlar. Bu ülkenin sanatçıları, kul olmayı kabullenecekse yuh bize” deyince, “uzlaşı yolları henüz açık” diye nutuklar atılıyor.