‘kurşunî’ Kategorisi için Arşiv
Zelin Artuğ
Fotoğrafta görünenler, suda yüzen tepsiler değil. Singapur’daki bir botanik bahçesinde bulunan yapraklar. Bunların üzerinde beş yaşındaki bir çocuk batmadan durabilirmiş. Şimdi çocuk olmak vardı. Bu yapraklara binip Alice’in harikalar ülkesine doğru yola çıkmak… Bu fotofrafı bir başka dev yapraklı bitkiyi ararken buldum. Tharıkof adında bir bitkiyi arıyordum nette, bu tepsi görünümlü yapraklar çıktı karşıma. Muzaffer arkadaşımdan duydum o bitkinin adını. “Çerkes söylencelerinde Tharıkof Ane diye bir deyim geçer, ne olduğunu bilmez, merak ederdim…” diye anlattı.
Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, gümüşî, kurşunî | 1 Yorum »
Zelin Artuğ
Otobüste insan iyi düşünüyor. Bir yandan sıcak, bir yandan trafik… En iyisi yasla başını koltuğa, kapat gözlerini, düşün. Öyle yaptım bugün. Şöyle bir soru geldi aklıma. “İnsan neden yazar ? Neden yazma gereği duyar ? ” Yüzyıllardır yazıp duruyor insan. Yazıyor da ne oluyor ? Amaç, yöntem, nedenler, koşullar… Herbiri ayrı bir araştırma konusu.
Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, gümüşî, kurşunî, şarabî | Yorum Yok »
Zelin Artuğ
Ne zaman yangın görsem, önce Aziz Nesin gelir aklıma. Sonra insanlık tarihine kara bir leke olarak düşen ve hiçbir aklayıcının temizleyemeyeceği ayıp ! Yangını Aziz Nesin’le özdeşleştirmişim bir kere. Ya da onu yangınla… Şok işte, şok yaşamışım besbelli ! Neredesin Aziz Ağabey, bugün birileri otları tutuşturdu yine.
Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, kurşunî, zifirî | Yorum Yok »
Zelin Artuğ
Kurşun kalemle yazardım eskiden. Herkes de öyle yazardı. Kalemin ucu yazdıkça kütleşir, kütleştikçe sivriltirdim. Kalemin ucu sivrildiğinde daha bir güzel dökülürdü sözcükler kağıda. Kalemin ucu kütleşmeye başladığında sözcükler de dik bir yokuşu tırmanırmış gibi tık nefes kalır, sözcüklerin ayakları birbirine dolaşırdı. Tam bu noktada, kalemin ucunu sivriltmek gerektiğini anlardım. Kalem açılınca sözcükler de açılır, yokuş falan anlamaz dört nala uçardı bembeyaz kağıdın üzerinde. Uçsuz bucaksız steplerde koşan yaban tayları gibi…
Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, kurşunî | Yorum Yok »
Zelin Artuğ
Yakında Kalkedon yayınlarında çıkacak olan yeni çevirimden bir iki bölüm aktarmak istedim. Acı Çay (Thé Amer) Faslı bir yazarın, Moha Souag’ın romanı. Moha Souag, 1991′de RFI (Uluslararası Fransız Radyosu) tarafından verilen “Fransız dilinde yazılan en iyi öykü ödülünün ve 1998′de verilen Atlas Öykü ödülünün sahibi bir yazar. Aynı yazarın bir kitabını daha çevirdim Türkçe’ye. İblis. Bu kitabı da yayınlanma aşamasından sonra kitapçıların vitrinlerinde göreceğiz. Ama o kitaptan daha sonra söz edeceğim sizlere. Şimdi gündemdeki kitap Acı Çay. Romanda bize çok yakın, bizden bir şeyler var sanki. Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, kurşunî | Yorum Yok »
Zelin Artuğ
Şu tavuklu saati kim bulmuşsa eline sağlık. Şu tavuklu saat var ya herkesin sevgilisi olmuştur bu ülkede. Ben kendimi bildim bileli yem yer bu tavuk. Hiç doymaz. Ancak saati kurmayı unutacaksınız. saat duracak da tavuk yem yemekten vazgeçecek. Bu tavuğa acımamak elde değil. Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, kurşunî | 2 Yorum »
Zelin Artuğ
Dikkat ettim, bencil insanlar hakları söz konusu olduğunda daha bir pasif davranıyorlar. Almaya alışmış olsalar da sürekli gözleri hak etmedikleri şeylerde ve yerlerde olduğu için, hak alma konusunda hiç de ortaya atılmıyorlar. Tilki kurnazlığı görüyorum böylelerinde. Tilki, kümese sessizce yaklaşır, gözüne kestirdiği avı ele geçirmek için uygun zamanı ve koşulları kollar. Kümesin asıl sahibine kafa tutan, “Kardeşim, bütün tavukları siz yiyorsunuz, şurdan bir tavuk da bize ayırın !”diyen bir tilkiye rastlamadık hiç. Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, kurşunî | 1 Yorum »
Zelin Artuğ
Bir deprem sözü dolaşıp duruyor ortalıkta. Uzmanlar konuşuyor, haber bültenleri konuya haberlerinde yer veriyor, her kafadan bir ses çıkıyor. Ama bu sözlerin içinde bana en ters geleni de şu: “Herşeyi yetkililerden beklemeyelim. ” Neden ? Herşeyi yetkisizlerden bekleyelim de görelim mi günümüzü ? Yazının tamamını okuyun »
Kategori: ebrulî, kurşunî | Yorum Yok »