Anasayfa Anasayfa

Sayfa 20 / 37« İlk...«1819202122»...Son »

‘kurşunî’ Kategorisi için Arşiv

Deklanşör


Elif Eser

 

Deklanşöre basıyorum. Klik. Bir martı yakalanıyor kareye, Fotoğraf0004bir tekne, bir serçe ağzında kırıntı, bir çocuk en masumane gülüşüyle tertemiz ve bir kedi yalnız, vakur…

Fotoğrafın çekenle çekilen arasındaki ilişiği bir anlık… Hayat gibi. Klik. Belki de bu yüzden her şeyi, her şeyi alabildiğimce karelere sığdırmaya çalışıyorum. Gülümsüyorum; çam kokularını, denizin iyodunu içime çekerek “iyi ama, sizi sığdıramam ki bir küçük kareye. Bu çocuk kahkahasını, bu martı çığlığını, bu ızgaradan yayılan mis gibi balık kokusunu bir de rokayı, bir de rakıyı… Hangi kare betimleyebilir kokunun ayrıcalığını?” Naif, sessiz, utangaç kendime kalanlara sarılıyorum.

 

Yazının tamamını okuyun »

Hani Güneşli Güzel Günler Görecektik…


Sevtap Özkahraman

6a00d834540ac769e201156f72cffb970c-800wiIrak’lı, Amerika’lı, İngiliz
Ölüme ipotekliyse gülüşler
Milliyetsizim…

İngilizce, Fransızca, Kürtçe
Ezgilere ağlamak için dil mi bilmek gerek?
Dilsizim…

Hıristiyan, Musevi, Budist
Gölgesiz gönüllere fark etmez
Dinsizim…

Yazının tamamını okuyun »

Adımı ağzında unuttuğum adam!…


Nazan Kutlu (güzaltı)

250371409_3353e735e1 

Aylardan MART… Günlerden belki SALI, belki HİÇ…
Kalbim ne vakittir bitmez bir yatılı okul yalnızlığında…
Cemrelerde alamadı bozkırın ayazını. Güneş, hükmünü gösteremiyor ne üşüyen şehre, ne etime… Her daim soğuk hükümdardır, havası, memur nefesi bu kente…
 
Yazsam, YAZ gelir mi acaba? Düşer mi içimi ısıtacak son cemre dudaklarıma? Tırnak içine alabilir miyim baharı? Altını çizebilir miyim altın sarısı güneşin, kırmızı bir kalemle? Taze badem ağacı dalına, aşılayabilir miyim kurumuş bedenimi? Yenilmekten yorulmuş kalbim, yenilenebilir mi? Ve sen sevgili, tutabilir misin yeniden ellerimi?

 

Yazının tamamını okuyun »

İsim Gerekmez Gününüz Kutlu Olsun…


Sevtap Özkahraman

billes-objets-art-digitalMisketlerimi ütenler, kurşun askerlerini kırdıklarım…
 
Kedimin canını yakanlar,  kuşlarını özgür bıraktıklarım…
 
Kan karıştırıp kardeş olduklarım, bir ünite kan için yalvardıklarım…
 
Bisikletten yuvarlandığımda yaralanan dizlerime tükürüğünü merhem yapanlar,
kurşun yarasına gözyaşımı bastıklarım…

Yazının tamamını okuyun »

Yağmur


Nazan Kutlu (güzaltı)

 anim_pfs_pluieb

Çiçekli bahçem…

İki gündür ağlıyor sanki bu şehir…

Dört gözle  baktım bizim için, yağan yağmura…

Şehir, her çeşit ağladı.

Tırnak kenarları, hayat karası bir işçi mağrurluğuyla…

 

Yazının tamamını okuyun »

“küçük işler”e yazı…


Yucel Evren

2İç Konuşma!..

kucukislere yazı?..

yazacak!..
 
Aşağıda!..
 
Sağol !.. ne demek ?..

Öğrettiler herkese..

“Sağol deme!..” diye!..

 

Yazının tamamını okuyun »

Yüreğe düşen meteor şiir


Şerife Karaçayır Mutlu

 

2349755476_6cedf2e0e9Görsel vizyonlarla yaşanan bu dış dünyanın amacı; aslolan içsel yolculuğumuzdaki yaptığımız keşifler, yarattığımız simya ve değişimdir. Önemli olan içimizde olanlardır. Her an hücrelerimizde  olan yıkım ve yapımlar, ruhumuzda da olmakta, kimbilir her saniye kaç güneş kaç supernova patlamakta kainatımızda?..  Dünyanın dönüşündeki gürültüyü iyi ki de duymadığımız gibi, kainatımızın her saniye olan kıyametinin son halkaları, son dalgaları kalemimize yüreğimize şiirle dokunur. İç kıyametlerimizin kıyıya vuran parçalarıdır şiir.

Yazıyorsak şanslıyız, şöyle ki; artçı depremler nasıl ana depremi hafifletiyorsa, şiirde bizim artçı sarsıntılarımızdır. Duygu dünyamızın ana sarsıntılarını hafifletir. Şiir olarak kıyıya vurur. İç dünyamızla aramızda bir habercidir, ruhun bize gönderdiği mesajlardır. Duyular ötesi alglarımızın gelişimini şiirin kapısından girerek sağlarız. İçsel zenginliğimizi ya da yoksulluğumuzu onunla görürüz. Kendinizi şiir yazmaya aday gördüğünüzde, şiirin sınamalarından geçersiniz. Aynen bir dağ zirvesini dağcıya isterse gösterdiği gibi, şiir de yaptığı sınamalarla sizi kabul ya da reddeder.

 

Yazının tamamını okuyun »

Nevruzum nevruz olsun mu?


Hatice Atalay

 

arton272Kocakarı soğukları bitmiş.
Nerden mi biliyorum? Saatli maarif takvimi öyle diyor.
Doğanın yılbaşısına da az kaldı…
Yani nevruza…

Geçen yıl yazıma yaptığı yorumda: “21 Martta kutlanacak ne çok şey var” demişti Sayın Muharrem Soyek:)
Haksız da değildi hani;

 

Yazının tamamını okuyun »

Kuşçu teyze


Sibel Dinç

2226277490_8897d0fb90 

Ben ona, “kuşçu teyze” diyordum içimden, “senin hikayen ne?”..

İzmir saat kulesinin çevresindeki banklara oturup çevreyi seyrederken, gözüm hep ona takılırdı.

Meydanın bir köşesinde, plastik taburesinin üzerinde iki büklüm oturmuş, önündeki el kadar tezgahın üzerinde duran kuş yemlerini satan/satmaya çalışan o yaşlı kadın..  Sıra sıra dizili, minik kırmızı kaplara koyulmuş kuş yemleri..

 

Yazının tamamını okuyun »

Doğumgünü armağanı…


Muzaffer Tokmak

 

 

Ankara’dan… Sevgideğer Muzaffer Tokmak dosttan bir armağan. Sevgi ve saygılar Muzaffer dost!

Bu güzel armağanını Tharıkoflu bütün dostlarla paylaşıyorum izninle… İyi ki varsın, dost! (ZA)

 

 

Yazının tamamını okuyun »