Anasayfa Anasayfa

Sayfa 3 / 3«123

‘Konuk Yazar’ Kategorisi için Arşiv

Bir “mekan” şiiri


Gökhan Öztürk

1. BÖLÜM

İstanbul’da üç gündür yağmur yağıyor
Ama gökten akan suyla
Toprağa karışan su bir değil
Bu şehrin mutsuzluğu kaplıyor her yanı
Ağlamaklı oluyor sokaklar
Şehir mi mutsuz peki
Yoksa insanlar mı
Gördüğünde şaşırmadığın
O gri havanın sebebi
Trafik değil mi yoksa ?

Yazının tamamını okuyun »

İblis, beklediğimden erken geldi


Zelin Artuğ

Uzun kış gecelerinde İblis‘le saatlerce karşı karşıya oturdum. Sivri dişleri ve boynuzlarıyla, cehennem alevine benzer sakalıyla, yılan yuvasına benzeyen kıvrımlı suratındaki iki küçük delikten oluşan gözleriyle bana bakıp duruyordu monitörden. Farklı bir dilden konuşuyordu, yanındaki yöresindeki kişilerle. Bazen de bir anda görünmez oluyor, monitörü kendisi gibi başkaca karanlık yüzlere bırakıyordu. Başkan Dush Cold gibi…Hepsi de farklı bir dilden konuşuyorlardı, ama konuşulanları çok iyi anlıyor, masa üstündeki bir word dosyasına kendi anadilimde kaydediyordum.

Yazının tamamını okuyun »

Atını bir yerde durmamanın güzelliğine bağlamak


Zelin Artuğ

“Atımı/bir yerde durmamanın/ güzelliğine bağladım”  diyordu Kemal Özer, bir şiirinde. O, şiirlerini severek okuduğum şairlerden biridir. Bir ağaç var. Çam gibi, ladin, köknar, söğüt, ardıç gibi bir ağaç. Ama bu ağacın adı “hiç durmamanın güzelliği”. At, hiç durmamanın güzelliğine bağlanırsa ne olur? Hidalgo’yu böyle bir güzelliğe bağlasam ne yapar acaba? Güzelliği kökünden söküp bozkırlarda koşmaya mı devam eder ? Yoksa dolapçı beygirleri gibi güzelliğin çevresinde mi dolanıp durur ? Bu ikinci olasılığı hiç sevmedim. Tehlikeli bir durum gibi görünüyor. Dizginlerine dolanır, başı döner, belki de boğazına dolanan dizginler boğulmasına neden olur. Hidalgo, böyle bir risk almaz. Söker o güzelliği kökünden. Hidalgo önde, güzellik ardında bozkırların yolunu tutarlar. Yazının tamamını okuyun »

Moha Souag ve yapıtı


Zelin Artuğ

Faslı yazar Moha Souag, yapıtlarında söz kalabalığına kaçmadan, doğru sözcüğü seçerek, dünü ve bugünü yoklayıp elden geçiriyor. Geçmişte yapılan yanlışlarla ve insanî olmayan tutumlarla hesaplaşmaya bırakıyor okuru. Acı Çayda ele aldığı konu, yaşamın çeşitli evrelerinde  hepimizin karşılaşabileceği türden, son derecede sıradan sahneleri barındırıyor içinde. Romanın kişileriyse sanki sokakta, markette, belediye otobüslerinde, hastanede, parklarda, aklımıza gelen her yerde  karşılaşabileceğimiz türden insanlar. Neredeyse içlerinden bazılarını tanıdığımızı bile söyleyebiliriz. Ama Souag’ın kaleminde, herbiri, okur olarak  yeniden kavramaya, tanımaya kalkıştığımız, sayelerinde, dünyaya değişik açılardan bakma gereği duyduğumuz varlıklara dönüşüyor.

Yazının tamamını okuyun »

Merhaba dünya


Gökhan Öztürk

H3I_I_0 W0RI_I)

Renkli şapkalı hacker’ların ağzından bir nidayla başlamak istedim ilk olmayan blogumun ilk yazısına. Bu renkli şapkalı hacker’lar da ne diyecek olursanız… Yazının tamamını okuyun »