Anasayfa Anasayfa

Sayfa 2 / 3«123»

‘Konuk Yazar’ Kategorisi için Arşiv

Akçakoca’da sonbahar-2


Gökhan Öztürk

 

Üç katlı
Cumbalı evler
Ve fındık kadar bir odada
Kurulmuş,
Alevden nefesiyle
Gam üfleyen
Sobanın başına toplanmış
Sahipleri…

Gökhan Öztürk, 8 Kasım 2011, Akçakoca

Akçakoca’da sonbahar


Gökhan Öztürk

 

 

Boynunu bükmüş
Her yaprağın için
Bir damla yaş düşse
Gökyüzünden
Bahara yine GÜLer yüzümüz

Oysa…
Betondan omuzlarını
Her silktiğinde
Senin için
Biraz daha eskiyip
Yıpranacak

 

Gökhan Öztürk, 8 Kasım 2011, Akçakoca

Moha Souag ve dilin gücü


Zelin Artuğ

Emperyalistlerce geri bırakılmış ülkelerin en büyük umudu, o ülkenin aydınlarıdır. Global bir emek sömürüsü karşısında dünyanın bütün emekçileri birleşmeli diyorsak, öncelikle üçüncü dünya ülkelerini, onların sorunlarını, kültürlerini, toplumsal yapılarını, aydınlarını tanımalıyız.

Çünkü düşman yalnızca dışarıda değil; nifak tohumları saçıp, nifak fidanları büyüten gerici çevrelerde de yuvalanmış durumda!

Yazının tamamını okuyun »

Cahit Sıtkı ve Haydi Abbas!…


Zelin Artuğ

Cahit Sıtkı askerliğini yedek subay olarak yapmak üzere birliğine gider.
O yıllarda yedek subay sayısı az olduğundan her yedek subaya emir eri verilmektedir.
Birliğine gittiğinde bölük yazıcısından künye defterini ister.
Sırayla isimlere bakmaktadır bir isim dikkatini çeker. Abbas oğlu Abbas..
Sakat, çolak eli yüzünden çürüğe ayrılmış biridir Abbas..
Talim bitiminde askerin yanına gönderilmesini ister.
Öğle saatlerinde kapı çalınır. Karşısında civan, mert biri selam çakıp;
-Abbas oğlu Abbas! Emret komutan!.. der..

Yazının tamamını okuyun »

Ağıt


Gökhan Öztürk

 

şair olmak istedi

şair ceketli çocuk oldu
masallarla büyüdü
ninesinden dinlediği.
masalla büyüyen
başkaları gibi
hayatın da “başka”
olduğunu
çok sonra öğrenecekti…

Yazının tamamını okuyun »

Bukalemun okulu


Zelin Artuğ

Amadou Hampaté Bâ. Mali’li bir yazar. Bir etnolog.* 1900 ya da 1901’de Mali’nin Bandiagara kentinde doğmuş ve 1991’de Abidjan’da (Fildişi Sahili) ölmüş.

Amadou Hampaté Bâ’nın şu sözünü çok sevdim: “Bir şeyi bilmediğini biliyorsan, mutlaka öğreneceksin, demektir; ama bilmediğini bilmiyorsan, asla öğrenemeyeceksin.” Yine aynı Amadou’nun şu sözü de oldukça düşündürdü beni: “ Afrika’da, yaşlı birinin ölmesi, bir kütüphanenin yanması demektir.”

Yaşlıları dinlemek gerek. Bir köşeye atılıp suskunluğuna terk edilmiş yaşlılar, kütüphane raflarında tozlanmaya bırakılmış kitaplara benzerler. Bu sonuncuyu da ben söyledim. Yaşlanıyorum ya, şimdiden önlem alıyorum.

Yazının tamamını okuyun »

pour cher ami moha souag


Zelin Artuğ

 

On leur demande un jour

des comptes des jours de 1er Mai…

de 6 Mai…

Le monde est expérience des travailleurs…

et l’audition de la violence est leur observation…

Ils interrogent

avec leurs forces de production!..

Demander des comtes, est leur finesse…

Ils demandent un jours, des comptes…

 

moha-2

,

 

errachidia_org_photo4

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: http://www.errachidia.org

 MOHA SOUAG Faslı yazar. 1949 yılında, Fas’ın güneydoğusunda, Imteghren bölgesinde, Boudnib yakınlarındaki Taous köyünde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Errachidia’da tamamladıktan sonra 1970’te hukuk öğrenimi için Rabat’a gitti. Art arda yapılan grevler ve öğrenim burslarının kesilmesi yüzünden hukuk öğrenimini yarıda bırakıp pedagoji eğitimi aldı. Öğrenimini tamamladıktan sonra, Goulmima’da Fransızca Öğretmeni olarak göreve başladı. Aynı yıl “Lamalif” adındaki aylık edebiyat dergisinde ilk öyküsü yayımlandı.Yazarlık dışında birkaç kısa metrajlı filmin yapımcılığını da üstlenen Moha Souag, 1986’da Tétouan’da yapılan sinema festivalinde görüntü ödülü aldı.Casablanca’daki çeşitli yayınevlerinde birçok öykü kitabının yayınlanmasından sonra 1991’de RFI (Uluslararası Fransız Radyosu) tarafından verilen “Fransız dilinde yazılan en iyi öykü ödülü”nü ve 1998’de ise Atlas Öykü ödülünü aldı.Yazar, çalışmalarını Errachidia’da sürdürmektedir. İşte yapıtlarından bazıları : L’année de la chienne – 1979 [öykü], Des espoirs à vivre -1983 [şiir], Les années U – 1989 [roman], Thé Amer [ACI ÇAY] - 1997 [roman], Iblis [İBLİS]- 2000 [masal], Les joueurs – 2000 [öykü], Le grand départ – 2001 [öykü], La femme du soldat – 2003 [roman]

(29 Mayıs 1999)

[Moha Souag, Prag radyosunda Omar Mounir ile yaptığı bir edebiyat söyleşisinde Çek kültürünün, Kuzey Afrika ülkeleri üzerindeki etkisinden söz ediyor; Kafka'nın ve "Aslan Asker Şvayk" ın (Jaroslav Hasek ) Fas Edebiyatına kadar ulaştığını vb. anlatıyor.]

 Moha SOUAG, radio Prague 

Cher Moha SOUAG,

Je sais que tu aimes bien écouter Ruhi SU… Il est très cher pour nous aussi…pour moi et pour mes “sevgideğer(s)” camarades. Donc, j’ai arrangé une page à son nom et puisque tu te sens très proche à notre culture et que tu aimes bien notre grand valeur artistique, je te dédicace cette page. Amicalement…

Zelin Artuğ

Sevgili Moha SOUAG,

Ruhi SU’yu dinlemeyi çok sevdiğini biliyorum… O, bizim için de çok değerli… benim ve “sevgideğer” yol arkadaşlarım için. Onun adına bir sayfa oluşturdum, mademki sen kendini bizim kültürümüze çok yakın hissediyorsun ve bizim bu büyük sanat değerimizi çok seviyorsun, bu sayfayı sana ithaf ediyorum. Dostlukla…

Zelin Artuğ (Ülkü Öztürk Göçmen)

Kelime Oyunu


Gökhan Öztürk

Saatler ileri alınacak.
29 Mart günü…
Herkes saatini 1 saat ileri alacak.
Tam 70 milyon kişi…
Hadi bunların 10 milyonu unutsa,
60 milyon kişi, saati 1 saat ileri alacak.
Bu da ne demek ?
60 milyon saat demek…
O da eder 6850 yıl.
Pazar günü Türkiye’de saatler
6850 yıl ileriye gidecek
Saatler Türkiye’de ileri…
Zaman Türkiye’den ileri…
Türkiye zamandan geri…
Geri, Türkiye, zamandan
Geri, Türkiye…
Türkiye, geri !

29 Mart’ı bekleyin…

Yazının tamamını okuyun »

bir “mekan” şiiri


Gökhan Öztürk

1. bölümden devam

İstanbul’da üç gündür yağmur yağıyor
Akan su değil sadece rögar kapaklarından
“Cesetlerin” “ruhu” da akıyor
İşte öyle,
Akıp gidiyor

Yazının tamamını okuyun »

Bir “mekan” şiiri


Gökhan Öztürk

1. bölümden devam

Yürümeye devam ediyorsun…
Başını eğmekten
Vazgeçmeyi denediğin anda,
Havada uçan mermilerden
Yalnızca bir tanesi,
Ensenin tam orta yerinden
Saplanıyor kalbine
Neye uğradığını şaşırıyorsun
Sen de ateş etmek istiyorsun ama
Düşmanını göremiyorsun
Görsen de tutturamıyorsun

Yazının tamamını okuyun »