Gözlerin dolar
Yucel Evren
Şimdi ya da bir müddet sonra…
Göreceksin!..
Öğrettikleri kirli!… her anlamda!…
Her yanımıza bulaştı.. unutma!..
Açıklamaya çalışsalar da.
Başlarlar!…
Yenilerden… “yenileri” içten değil! oysa..
Şimdi ya da bir müddet sonra…
Göreceksin!..
Öğrettikleri kirli!… her anlamda!…
Her yanımıza bulaştı.. unutma!..
Açıklamaya çalışsalar da.
Başlarlar!…
Yenilerden… “yenileri” içten değil! oysa..
Sevgideğer Şerife’nin kendi sesinden…
Şiir: Şerife Mutlu
Seslendiren: Şerife Mutlu
Görsel: Şerife Mutlu’nun bir rölyef çalışması

Emperyalistlerce geri bırakılmış ülkelerin en büyük umudu, o ülkenin aydınlarıdır. Global bir emek sömürüsü karşısında dünyanın bütün emekçileri birleşmeli diyorsak, öncelikle üçüncü dünya ülkelerini, onların sorunlarını, kültürlerini, toplumsal yapılarını, aydınlarını tanımalıyız.
Çünkü düşman yalnızca dışarıda değil; nifak tohumları saçıp, nifak fidanları büyüten gerici çevrelerde de yuvalanmış durumda!
İstiklal Caddesi’nde yürüyorum. Nil’le buluşacağım birazdan. O “birazdan buluşma”, iki saat erteleniyor onun trafiğe takılması yüzünden… Cadde, mağazalar, lavantacı kadın, piyangocu, kitaplar, CD’ler… kedi, hepsi beni bir güzel ezberliyor. Adımlarım ilkin ezgi, sonra nakarat, sonra eziyete dönüşüyor ki kulağımın dibinde bir ses: “Bir iki dakikanızı verir misiniz?” Dönüp bakıyorum. Caddenin kıyısında temiz yüzlü, temiz giyimli bir genç adam, sırtında çantası, elinde kitaplar.. Bir çırpıda anlatıyor.
Burası iyi bir yerlerden..
çok güzel insanlar da var..
ne güzel!..
Milliyet Blog’da artık yazmayacağım..
burada yazacağım…
yucel.
“
Öğrenciliğim, emekçilerin bir “sosyalist devrim hayali” olduğu dönemlerde geçti. Hesaplaşan insanların ruh hali içindeydik. Emekçi insanların sömürüye karşı çıkarak onurlarına sahip çıktıkları zamanlardı. Patron olmayı bedava verseler, bir alan çıkar mıydı içimizde ? Şüpheliyim. Emeğimiz neyimize yetmezdi ki …”
Umutlarımı kaybetmiş, evin içinde o çekmece senin, bu çekmece benim, umutlarımı arıyordum. Ararken, bu taşları buldum. Yazının tamamını okuyun »
Bahçeli evlerde geçti çocukluğumuz. Bizim kuşaktan olan çoğumuzun da çocukluğu bahçeli evlerde, bahçesi olmasa
bile, doğanın kucağındaki evlerde geçmiştir. Kan ter içinde kalırdık oynarken. Saklambaç, kovalamaca, köşe kapmaca, elim sende … unuturduk havanın karardığını da acıktığımızı da… Şimdi artık büyükler oynuyorlar bu oyunları.
Büyüklerin günümüzde moda olan en sevdikleri oyun da köşe kapmaca ! Körebe oynayanlar vazgeçtiler artık bu oyundan. Bırak gözleri bağlıyken, gözleri açıkken de yakalayamıyorlar artık ellerinden kaçanı. Saklambaç ve kovalamaca da günümüzün vazgeçilmez oyunlarından! Ama oyunun kurallarını değiştirmişler biraz. “Ebe” saymaya başladığında kendileri saklanmıyor, yedikleri naneleri saklıyorlar. Kovalamaca ise yine büyükler arasında yaygın bir oyun. Bu oyunların sonu genellikle tatsız bitiyor.
“Gez,göz arpacık
buluştu tavşanın
yüreğinde,
çığlık dondu
zamanın karesinde,