Komik laflar yumurtlayarak, (kölelerinizi komik kılıklarla dolaştırarak), Arapların en cahillerine öykünerek, hastanelerle okulları yerle bir edip öğretmen ve doktor kılıklı hacılarınızı eğitimi ve sağlığı katletmeleri için ortalığa salarak, her mahalleye bir kuran kursu, her semte bir imam hatip okulu açarak, bu okullarda yetiş (tiril)en imamlara ülkeyi parsel parsel iç ve dış yiyicilere satma yetkisi vererek ATA’yı ÖLDÜRECEĞİNİZİ SANIYORSANIZ YANILIYORSUNUZ!
Islah olun ıslah!…
***
Bu video da lafla peynir gemisi yürüten 10 Kasım Atatürkçülerine…
Artık rahat bırakın onu!
Nefesinizi halk düşmanlarını ıslah etmeye harcayın!
Yanmış odun kokardı anılarım..
Taze ekmek,kinzi..
Çimen kokardı,
sanki bir yağmur sonrası gibi..
Bir de sen kokardın Anaannem..
Mis gibi..
Cemile Cemile kokardın..
Tadı kalmadı buraların..
Bir hazine edasıyla sunulmayan
ne şekerin
ne de sakızın..
“Hücre olsam bir çınarın gölgesinde**Asırlara tanık olmayı öğrensem.” Ş.Karaçayır Mutlu
Asırların gölgesinde, bin metre yüksekte, altı yüz yıllık çınar ağacının, isterseniz, tepesinde Tahtalı Dağı’nı karşınıza alarak çayınız yudumlayabilirsiniz.
Masallara rengini veren hüznüm
Ve çocuksu aritmetik gibi berrak bakışlarım;
Ne çok sevdim
Ne çok ağladım
Büyüdüğümün hesaplarını yaptıkça öğrettiğin rakamlarla…
Biz biliyorduk aslında… On yıl kadar önce. Kendi aramızda evlerde toplanıp konuşuyorduk. Meydanlarda bağıracak cesaretimiz olmadığından mıydı acaba duvarlar arasında konuşmamız? Şimdi düşünüyorum da… Yanıtsızım. İşte yine öyle bir akşam, bir arkadaşımız “Kurbağa Teorisi” dedi sakince. “Kurbağaları toplayıp içi kaynayan bir suyun içine atarsanız, panikle sudan kaçmaya çalışırlar. Amaa…” biliyorduk lafın nereye varacağını ya, devam etmesini bekledik, gözlerimiz ellerimizde, masadaki bardakta, yani başka yerlerde… “Eğer kurbağaları alışık oldukları ısıda su dolu bir kaba koyar, altına da kısık ateşi verirseniz… Ne olduklarını anlayamadan haşlanırlar.”